Hani demişlerdi ya Hacettepe maçındaki 7''lik yalandan önce; hafta içinde oyuncular müthiş bir dayanışma toplantısı yaptılar. Yönetim, Samandıra''ya özel memurlar tayin edip oyuncuların moral motivasyonunu yükseltip, Aragones''i kenara almıştı. Hani demişlerdi ya Alex varken F.Bahçe maç kaybeder mi hiç? Yani özetle Türk spor medyasının mümtaz televizyon yorumcuları ve de anlı şanlı amigo yazarları, 7-0''lık Hacettepe masalını gerçek bir futbol zaferi olarak değerlendirip, hem F.Bahçe taraftarını, hem yöneticilerini, hem de daha açıkça kendilerini kandırmış olmadılar mı? Peki, bu satırların yazarının Hacettepe maçından sonra yazdığı yazıyı okudunuz mu?
Bendeniz müthiş pres (!), müthiş yardımlaşma (!), müthiş pas alış verişi (!), müthiş teknik sahnesi (!) diye o galibiyetin yarınlar için bir kandırmaca olacağını bu yakıştırmalarla ortaya koymuştum.
Şimdi 19 Mayıs''ın naylon zemini, Aragones''in fasa fisosu, daha başka benim değil yemek, gargara bile yapmayacağım futbolla kucaklaşmayan bahaneleri nasıl sıralayacaklar? Bu palavracı yazar, çizer, yorumcu topluluğu acaba G.Birliği takımı tıpkı Hacettepe''nin uğradığı akıbete F.Bahçe''yi uğratsaydı, Aragones''e "Go Home" çağrısı yapılmanın yanı sıra başka ne gibi komiklikler düzerlerdi acaba?
G.Birliği takımı Koray''ın dışında pek tanıdık oyuncusu olmayan topluluğu ile öteden beri altını çizdiğim gariban F.Bahçe orta sahasını yerle bir ederek maçı kazanmış ama gerçekten tarihi farkı kaçırmıştır.
İşte beğenmedikleri Aragones herkesi oynatmıştır. Ama ben başta Selçuk Yula olmak üzere şu sorunun cevabını vermelerini isterim.
Alex''i selamlamak için dün oturduğu Acarkent''e mi gitmemiz gerekirdi?
F.Bahçe ne mi yaptı?
Savunmadan zaman zaman ve sadece iki kişiyle çıkmaya çalıştı, orta sahada yüzde yüz teslim olarak oynadı ve işte Semih-Alex formülünün de yatsıya kadar yanan yalancılar mumu olduğunu sergiledi.
Yazımız bilmem Halil Özer abimizin hoşuna gitti mi?

