Kaydet
a- | +A

Dün akşamki sezon başı liderlik maçı, iki teknik adamın da inanılması güç yanlışlarıyla start aldı. Düne kadar blok halinde 40 metrede oynadığı maçları, hem de büyüklere karşı kaybetmeyen Belediye, bir de baktım ki, o herkesin alkışladığı, ama pozisyonsuz ilk yarıda 80 metrede oynuyordu.

Ancak ne var ki, karşı taraftaki teknik direktör de çok garip bir garip sahaya sürmüştü. Orhan Şam arkada, Gökhan Gönül öndeydi. Gökhan'ı bu görevde kullanmak, hem ona hem de takıma zarar vermek anlamı taşıyacaktı. Taşıdı da...

Bu dizilişte Topuz, Cristian'la hem Alex'in muhafazası hem de orta sahadaki zafiyetin kapatıcısı olacaktı. Olmaya çalıştı, oldu da. Ama Fenerbahçe'nin bu yanlış kurulumu, Belediye'nin yanlışlarına rağmen, tabii ki, pozisyonsuz kalacaktı.

İkinci yarıya Aykut Hoca aklını başına alırken, Belediye'nin maçı 80 metredeki oynama intihar teşebbüsünü ağır şekilde cezalandırıyordu.

Abdullah Avcı'nın kalesinde peş peşe patlayan goller, futbolda alışık olunan sistemden ayrılışa ve de fazla havaya girmeye en çarpıcı ceza olarak sahneye çıkacaktı. Belediye takımının kendi klasiğinde, Fenerbahçe ceza sahası üstünde bulduğu bir iki yerleşim pozisyonunda da, başta maçın sıfır adamı Webo ile diğer oyuncular olmak üzere, topuk pası varyetesiyle yok olup gidiyordu.

Daha Belediye'nin tercih ettiği oyunu görür görmez, maçın Fenerbahçe lehine neticeleneceğini bildim de, Cüneyt Çakır gibi bir hocanın, Orhan Şam'ı ikinci sarıdan nasıl atmadığına ve de Bekir'in Tevfik'e aynı anda iki penaltı yapışını es geçmesini nereden bilebilirdim ki! Tabii aynı Cüneyt Çakır'ın, Gökhan Gönül'ün atağın geliştiği yöne doğru kolunu, vücuduyla beraber yönlendirerek atağı kesişi, nasıl olurdu da ikinci sarı kart, yani kırmızıya dönüşmeden neticelendirilebilirdi? Kaldı ki, aynı FIFA hakemim, bu elle oynayışı da düdük çalarak cezalandıracaktı.

Bizim Mourinho!

Abdullah Avcı'yı bizim futbolun Mourinho'su ilan edenler, dün akşamki teknik intiharı için acaba ne derler?

ÖNE ÇIKANLAR