Aziz Yıldırım, uzun ve istikrarlı başkanlık serüveninde kırılması zor rekorlara imza attı. Fenerbahçe''yi bütçesi, tesisleri, profesyonel ve amatör sporcuları, gelirleri, medyası, pazarlaması ile Avrupa standartlarına ulaştırdı. Ama Allah insana her şeyi tam olarak vermiyor galiba. Bunca başarılı işlere rağmen, eleştirilen o agresif üslup hep yanında... Daha dün, F.Bahçe dergisindeki son yazısında, "Bu yıl da bizi geriye çekmeye çalışanlar olacaktır. Ancak büyümemizi engellemeye kimse cüret edemeyecektir" diyor.
Yapılması gereken şeyler var Hakemlere ve oyunculara tribünlerden bir şey atılmasın diye statların soyunma odası girişlerine körüklü tente tünel yapılmalı * Futbolcuların gol sevinci teşvik edilmeli, hatta sezon sonunda ''en güzel sevinen'' takıma ödül bile verilmeli. * Futbolcuların maç öncesi seremonide tokalaşması maç sonrası da sağlanmalı. * Kulüp televizyonları rakip kulüplerin başkan, teknik direktör ve futbolcularını da misafir etmeli. (Devamı çok)
Çıkmış doksana, inmez seksene
Semih Şentürk''te tarif edilemez bir şey var. Kaç gol atarsa atsın, kaç asist yaparsa yapsın, bir türlü sempatik ve karizmatik olamıyor; hep eksik ve soğuk bir tarafı var. Semih''le ilgili kim konuştuysa, kiminle konuştuysam, "Fenerbahçe''nin santrforu değil" diyor. "Adın çıkaracağına canın çıksın" bu mudur? Semih''in üstüne yapışan şey "yedek golcü" etiketi mi acaba? Gerçekten çözemedim...
Aşkın Posta Kutusu "Bir gün bir başka ilişkide, bir başka ayrılışta içimizde birikenler dışa vuracak. Senin kurduğun sevgi cümleleriyle merhaba diyeceğim yeni bir aşka; bana öğrettiklerini paylaşacağım senin hiç tanımadığın biriyle. Sen benden bir şeyler sunacaksın yeni sevdiğine. Sana hiç sevdiğimi söyledim mi? Söylemem; ''seni seviyorum'' demek söz vermek gibi gelir bana. Sonsuza kadar sevmek zorunda hissederim kendimi. Ayrılalım demeye dilim varmaz o zaman. Şimdi geçmiş zaman kipiyle söyleyeyim, böylesi daha kolay: Seni seviyordum." (Başak Eren)
...kim demişti "Fenerbahçe''ye el koymaya geliyorum." (A.Ş.)

