Türkiye''de televizyonun evlerimize girdiği ilk yıllarda yalıtım malzemesi üreten bir firmanın reklamının, günler içinde herkesin ağzında sakız gibi çiğnenen bir sloganı vardı: "Yöneticimiz uyuyor mu?" Şimdi ben bu soruyu, ortalıkta ne kadar toz varsa hepsi kaldırılarak özerk konuma getirilen ve de oylarla seçilen Basketbol Federasyonu''na soruyorum.
1- F.Bahçe - Ülkerspor maçı sonrasında, Ülkerspor Coachu Ergin Ataman''ın sevinç jestini kendi görmek istediği gibi, ya da kendi anlayışıyla biçimsiz tarif eden, Ülkerspor soyunma odalarına doğru gittiği iddia edilen Mahmut Uslu, Turgay Demirel tarafından Ataman''la birlikte ceza kuruluna postalanmıştı. Aradan çok uzun bir süre geçti, hâlâ bir sonuç yok. Kim suçlu, kim suçsuz kamuoyu meraktan çatlayacak. Basketbol Disiplin Kurulu''nda cezaları da yoksa başkaları mı kestirtiyor?
2- İzmir''deki Karşıyaka - Darüşşafaka maçında meydana gelen olayların da faturası henüz kesilmemiştir. Oysa, Yunanistan''daki futbol arbedesinin tarihte görülmemiş bir bedele mâl olduğunu, olay patlak verdikten 48 saat sonra duyduk. Bu ne biçim Disiplin Kurulu? 3- F.Bahçe - Ceyhan Belediyesi bayan takımları arasında oynanan Avrupa Kupası maçı sonrası yerdeki kan izleri de deterjanla mı silinecektir, çok merak ediyorum. Aynı Disiplin Kurulu bu konuda da kaç gün rötar yapacaktır? 4- Beşiktaş - Darüşşafaka arasında oynanan maçın, sahaya atlayan seyircilerce hakeme yapılan saldırı sonucu durması ve sonra da Milli Takımlar Menajeri Doğan Hakyemez''in aracılığıyla devam edip bitirilmesi, tam anlamıyla bir eyyamcılık örneği olarak çok ucuz cezalandırılmıştır.
Benim bildiğim ve tanıdığım basketbol hakemleri asla ve asla futboldaki vurdumduymazlığı salona yansıtmaz. Ama Disiplin Kurulu''nun bu tuhaf tasarrufları, anlaşılan o ki; basketbol hakemlerimizin de yüreğini avucunun içine almış gibi görünmektedir. FIBA''nın ismen her hafta müsabakalarına davet ettiği, şimdi hakemlikten emekli olan Necip Kapanlı dostumla uzun süren bir mesai paylaşmışlığımız vardır. O süreçte basketbol hakem camiasının neredeyse tamamıyla tanıştık. O günlerde kılını kıpırdatmaya kalkan, ağzını açmaya yeltenen kendini salonun dışında bulduğu gibi takımı da, seyircisi de, yöneticisi de medeniyet sınırları içinde basketbolu seyreder olmuştu. Ama bugün görüyoruz ki, Basketbol Disiplin Kurulu''nun hiç de disiplin kokmayan tasarrufları, ne yazık ki bu kültür sporumuzu da temelinden sallamaktadır.
Bu arada Beşiktaş - Ülker maçı sırasında, Beşiktaş taraftarının bir bölümünün kendi kendine küfürlü slogan atmasını da hâlâ unutamıyorum. Tabii ki, Beşiktaş''ın her hangi bir takımından uzak kalmak kahredicidir. Ama bunu küfürle ortaya koymak da neyin nesidir? Şöyle bir toparlayıp üstten bakarsak, özerkliğe kavuşmuş Basketbol Disiplin Kurulu''nun artık cebindeki bu kartvizitle Batı''da olduğu gibi davranmasını beklemek de hakkımızdır.

