Kaydet
a- | +A

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Allahü teâlâ ile konuşmak isteyen, Kur'ân-ı kerim okusun!"

Muhammed Bahşî Efendi Osmanlı âlim ve evliyasındandır. 1628 (H.1038) senesinde Haleb köylerinden Bekfâlûn'da doğdu. Şam'da meşhur âlimlerden ilim öğrendi. Ârif-i billah Şeyh Eyyûb el-Halvetî'nin hizmetlerinde bulunup, Halvetiyye yolunda yetişti. Haleb'e gidip orada yerleşti. 1675 senesinde Edirne'ye giderek bir müddet kaldı. Sonra İstanbul'a gitti. Vezîri âzam Fâzıl Mustafa Paşa'nın, Muhammed Bahşî'ye karşı husûsî muhabbeti vardı. İlminden daha çok kişinin istifâdesi için onu Haleb'de bulunan Halvetî İhlâsiyye Tekkesinin meşîhatine, şeyhliğine tâyin etti. Hac için Mekke’ye gittiğinde geri dönmeyen Bahşî hazretleri, 1687 (H. 1098)’de orada vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

(Namaz müminin mîracıdır.), (Allahü teâlâ, en çok, secdede olan kulunu sever.), (Cemaat ile namaz kılıp duâ edene, Allahü teâlâ dilediğini verir.), (Evde kılınan namaza bir sevap, mahalle mescidinde yirmi beş sevap, büyük câmide beş yüz sevap, Mescid-i Aksâda beş bin sevap, benim Medîne'deki bu mescidimde elli bin sevap, Mescid-i haramda yüz bin sevap vardır.), (Bu beş vakit farz namazı cemaat ile kılmaya devam eden, sırât köprüsünü şimşek gibi geçecektir. Allahü teâlâ, onu sâbıklarla haşredecektir. Allahü teâlâ, onu derdlerden, belâlardan muhâfaza eder. Ona, Allah yolunda ölen bin şehit sevabı verir.), (Kur'ân ehli, Allah ehlidir.) hadis-i şerifleri meşhûrdur. Dünyaya düşkün olan hâfız, Kur'ân ehli olamaz. Evvelce okudukları ebrâr amelidir. Kelime-i tevhîdi tekrar etmek çok faydalıdır ve terakkîye sebep olur. Bu mübârek kelimenin bereketi ile kalb [mahlûkların sevgisinden] temizlenir. Kur'ân-ı kerim okumaya ehil olur. El-vâkı'a sûresindeki (Onu ancak temiz olanlar tutar) âyet-i kerimesi, kalb temizliğine de şâmildir. (Allahü teâlâya âşık olanlar, Allah kelâmını dinlesinler!), (Allahü teâlâ ile konuşmak isteyen, Kur'an-ı kerim okusun!), (Allahü teâlâ, hâfızları sever. Onlara düşman olan, Allahü teâlâya düşman olur. Onları seven, Allahü teâlâyı sevmiş olur) hadis-i şeriftirler.

Hastalıkta namazlarını kaçıran, adedlerini bilmeyip, tahmîn ederek, beş vakit namazın sünnetlerinden başka, teheccüd, işrak gibi nâfileler yerine, kaçırdığı namazları kaza ederse, borçları bittikten sonra kıldığı kazalar, nâfile olurlar. Bunlarla, nâfilelerin sevapları hâsıl olur. Çünkü, belli vakitlerde kılınan nâfilelere, belli niyet şart değildir. Kaza namazları, o vaktin nâfileleri olur.

Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR