Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Orta Doğu kaosu, TDT’yi etkiler mi?
0:00 0:00
1x
a- | +A

İran-İsrail ve ABD savaşı bütün Orta Doğu’yu derinden sarsmaya başladı.

Bu savaşta ileri sürülen bahane İran’ın "nükleer silah” üretmesi olsa da gerçek, İsrail’in kadim niyetinde saklıdır! Siyonizm, Orta Doğu başta olmak üzere bütün Asya coğrafyasını kendi lehine dizayn etme peşindedir. Hem İsrail’in hem de ABD’nin gizli dış politika hedefleri bir noktada kesişmektedir. ABD’nin bugün dünyadaki tek rakibi Çin’dir. Öte yandan Rusya Federasyonu Ukrayna bataklığına sokulmuş orada vakit ve nakit kaybetmektedir...

İran savaşı direkt veya dolaylı bütün dünyayı özellikle Orta ve Güney Asya’yı da güvenlik ve ekonomik anlamda etkileme kapasitesine sahip. ABD, Çin’in Asya’daki nüfuzunu kırıp, ilgili ülkeleri güvenlik mimarisinde bir tercihe mecbur etmek için bu bölgeye çok ciddi yatırımlar yapmaktadır.

2025 yazında ABD, C5+1 formatı üzerinden Orta Asya ülkeleriyle diplomatik ve ekonomik bağlarını güçlendirme arayışına girmiştir. İran operasyonunu “Orta Doğu’yu temizleme” stratejisi olarak konumlandıran Washington, kaynaklarını Asya-Pasifik’e kaydırma eğilimindedir. Bu eğilim, Orta Asya’da enerji koridorları (Orta Koridor) ve terörle mücadele gerekçesiyle "askerî varlık" artışı anlamına gelebilir ki bu, gelecekte pek çok sorunu da beraberinde getirecektir.

Bu anlamda İsrail’in nüfuzu ABD’ye nispeten daha sınırlıdır. Mamafih, savunma teknolojileri, drone ve istihbarat alanındaki iş birlikleri (özellikle Azerbaycan ve Kazakistan’la) İran ve vekil güçlerinin zayıflayıp devreden çıkmasıyla genişleyebilir...

İran savaşı, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin güvenlik mimarisini doğrudan etkilemektedir. Binaenaleyh TDT, ABD ve İsrail’in potansiyel nüfuz genişlemesini, Rusya ve Çin’in jeostratejik rollerini hesaba katarak kapsamlı bir değerlendirme içine girmelidir.

Türkistan ülkeleri, geçmiş tecrübelerine istinaden multi-vektörel bir dış politikayı benimsemekte ve tam bağımlılıktan kaçınmaktadır. ABD’nin muhtemel yeni girişimlerini, Rusya ve Çin’le rekabetini beklenmedik boyutlara taşıyarak bu ülkeleri bir tercihle karşı karşıya getirme ihtimaline karşı TDT gerekli tedbirleri ivedilikle almalıdır.

Hatırlanacağı üzere TDT Gebele Liderler Zirvesi’nde güvenlik teması öne çıkmış ve 2026’da ortak askerî tatbikat yapılması önerilmişti. Bu, TDT’yi sembolik bir forumdan operasyonel bir ittifaka dönüştürme hamlesiydi. Bu kapsamda üç başlık altında iş birliği söz konusuydu:

Savunma entegrasyonu: Ortak savunma sanayii toplantıları üzerinden silah standartlaşması ve ortak üretim. Türkiye’nin drone teknolojisi paylaşımı, Rusya bağımlılığını azaltmayı öngörüyor. 2026-2028 için kabul edilen Bölgesel Güvenlik Kavramı ve Güvenlik Riskleri Kataloğu da siber tehditler ve sınır güvenliğine odaklanmayı hedefliyordu.

İstihbarat ve kriz koordinasyonu: Mesela İran’daki tahliye operasyonlarında görülen iş birliği, kalıcı protokollere dönüştürülecek. İstihbarat paylaşım merkezinin kurulması, dış nüfuz girişimlerine karşı erken uyarı sağlanması anlamında çok önemli.

Diplomatik dengeleme: “Orta Asya+Azerbaycan” formatı “Orta Asya Topluluğu” fikrini tartışmaya açarken TDT Rusya ve Çin’le yapıcı diyaloglarını sürdürmelidir. Türk Yatırım Fonu gibi ekonomik araçlar, güvenlik entegrasyonunu desteklemeli ve kaynak ayırmalıdır.

Ekim 2025’te Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'de yapılan Rusya-Orta Asya Zirvesi’nde (Russia-Central Asia Summit), terörle mücadele ve göç gibi konularda iş birliği taahhüdü, çatışma yerine kooperasyon gibi konular ele alınmıştı.

Dolayısıyla TDT’nin büyümesi Moskova için alternatif bir güç olarak algılanabilir mamafih TDT, Rusya’yla askerî tatbikatları dengelerken bağımlılığı azaltmalıdır. Bu bağlamda Çin, Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile ekonomik ağırlık taşırken güvenliği de Rusya’ya bırakmış ve bir nevi ‘dengeleme’ yoluna gitmiştir.

İran’ın zayıflaması Çin’in enerji tedarikini etkilerken Orta Koridor’u alternatifsiz kılabilir. Çin’in bu krizdeki tutumu de-eskalasyon odaklıdır. TDT, Çin’le ekonomik entegrasyonu güvenlik diyaloğuyla birleştirmeli ve Çin’in ekonomik nüfuzu ve askerî gücü göz ardı edilmemelidir.

Hasılı, İran krizi TDT için güvenlik mimarisini güçlendirme fırsatıdır. Asya coğrafyasında ABD ve İsrail’in nüfuzu artabilir lakin bu tehlikeli gelişme multi-vektörel politikalarla dengelenebilir. Öte yandan Rusya ve Çin’le yapılacak koordinasyon, TDT’nin özerkliğini ve güçlü iradesini korurken bölgeye kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın yerleşmesini sağlayacaktır.

Hiç şüphesiz bu iradeyi ortaya koyacak olan Astana, Bakü ve Ankara’dır...

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...