Milâd''ın İkinci Binyıl''ı 1000-2000 arasıdır. 1000 yılında Osmanlı yoktur. Selçukoğulları bile daha bugünki Türkmenistan''dadır, Horasan''a inip hâkanlık kuramamışlardır. Asıl Türk devletinin temsilcisi Karahanlı Hâkanlığı''nın Hanefî-Mâtürîdî İslâm''ı Türk İmparatorluğunun tek resmî dini kabulü (921) sadece 80 yıl olmuştur. Değil Anadolu''ya, İran''a bile ulaşamamışızdır. Üstelik Anadolu bütünüyle kendisine Roma İmparatorluğu diyen Bizans''ın elindedir (Güneydoğu''da bir şerit Abbâsîler''e ait). Akdeniz milleti olmak bir yana, açık denizlerden o kadar uzaktayızdır ki...
Daha 1100 yılına varmadan neler geçtiğini sevgili okuyucularım hatırlayacaklardır. 1074''te Anadolu Fâtihi Selçukoğlu (Kutalmışoğlu) Birinci Sultan Süleyman-Şah, İznik''i başkent yaparak ölümsüz Türkiye devletini kurdu. Üsküdar''a geldi, karşı yakadaki Ayasofya''nın muhteşem kubbesini inançla seyretti. Torunlarının cihan devletini gerçekleştireceklerini bildiğinden eminim.
İkinci Binyıl''ı, bıçak sırtında tamamladık. Berbat bir ekonomi, işlemez mekanizmalar, deprem felâketi, çok uzayan dış destekli bölücü terör, gırla giden hırsızlık, çetecilik, mafyacılık, kara para, adaletsiz gelir dağılımı... Yabancı ülkelerle bir sürü anlaşmazlık... Orta Asya''dan kopuş ve Avrupa''dan dışlanma...
En kötüsü ve tarih boyutlarında beteri, 200, hattâ 300 yıllık Türk Yenileşme Hareketi''ni yüzümüze gözümüze bulaştırmış olmamız. Atatürk''ün muasır medeniyet dediği bu hareketi başarıya ulaştırabilseydik, zaten sorunlarımız çözümlenirdi.
Üçüncü binyıl, 2000 ilâ 3000 yıllarıdır. Türkiye için, mümkün olabilen en iyi şartlarda başladı. Bin yıl önceki atalarımız gibi, Türk''e yakışan mâşerî dehâ çizgisinde kullanabilirsek, önümüz açılır. Zaten açıldı, ama farkedemiyenlerimiz çoktur.
Aman hata yapmıyalım. Bize mahsus o kocaman yanlışlara kapılmıyalım. İnsanları yerli yerinde bulundurmasını bilelim. Tefrikaya düşmeyelim. Emin olunuz, 2010 yılında Büyük Türkiye''nin gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yoktur...

