Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin 1) ekonomik, 2) demokratik, 3) bürokratik radikal reformlara şiddetle ihtiyacı vardır.

Bu hükûmet ya bu reformları gerçekleştiren veya başlatan; yahut Türkiye''yi çağdaş ülkelerle arası artık iyiden iyiye açılmış, problemlerini aşmaktan âciz bir devlet hâlinde bırakmış beceriksiz bir iktidar olarak tarihe geçecektir. Şimdilik ilk ihtimal daha kuvvetlidir. Bu müsbet görüntünün icraata dökülmesi, koalisyon liderlerinin tam manasıyle algılamış bulunmalarına bağlıdır. Türkiye bu reformları kendi 65 milyon insanı için yapmakla yükümlüdür. IMF veya Avrupa Birliği için değil. Bu arada reformları gerçekleştirip dışarıya kendisini beğendirmesinde de mahzur yoktur. Onlar bizi beğenirlerse dinimizden, milliyetimizden kopmuş filan olmayız. Özal''ın ilk yıllarında ülkemiz için Batı''da oluşan olumlu imaj hepimizi memnun etmişti. Tabiî içimizi düzeltip kendimize geldiğimiz zaman, Türk''ü kıskananların ve hasım yahut rakip görenlerin düşmanlıkları artacaktır. Fakat bu husumeti o zaman daha kolaylıkla aşarız. Bizi aralarında görmek isteyenler çoğalır. Şunu demek istiyorum ki, birtakım reformları AB başta olmak üzere bazı dış mihraklar da arzu ediyorlarsa, bu bizim vazgeçmemizi gerektiren millî bir kompleks oluşturmasın. Kendi insanımızı ve bizzat kendimizi çağdaşlığa, saygınlığa, refaha, dünya nimetlerine lâyık görüyor muyuz? Mesele budur. Bu millet, taş kafalı falan değildir. Her müsbet yeniliğe açıktır. Oyunu bu istikamette kullanmıştır. Utanmak için değil, iftihar etmek için var olan bir millettir. Bu, en büyük Türk miliyetçisi olan Atatürk''ün sözüdür. 21. asrın milliyetçilik anlayışı da budur. Hükûmetten ve yüce meclisimizden, çok âcil olmak mutlak şartıyle, ekonomik, demokratik ve bürokratik alanlarda derinlemesine reformlar bekliyoruz. Ufak tefek rötuşlarla derdimize çare bulmamız kesinlikle mümkün değildir. Derdimiz nedir? Bunu açıklamaktan da çekinmeyelim: Epey gerilerde kaldık...

ÖNE ÇIKANLAR