Türkiye Cumhuriyeti canlanmaya başladı. Ekonomik ve politik krizi aşacağının emareleri belirdi. Çankaya''da oturan zât, dünyanın en tecrübeli ve bilgili devlet adamıdır. Bunu dışarıda dost, düşman, tarafsız herkes biliyor. Silahlı kuvvetlerimiz, en ehil, en iyi yetişmiş, en vatanperver komutanlarca yönetiliyor.
Milli iradeyi bütünüyle temsil eden tek meşru organ ve merci olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçen dönemin iş çıkaramaz halinden kurtuldu. Bizim sistemimizde, Meclis''in işlerliği, parti liderlerinin inisiyatiflerine bağlıdır. Cumhuriyet kurulduğundan beri böyledir. Akıllı politikacılar, Meclis''i faal halde tutup vatandaşa güven verenlerdir.
Bir koalisyon olduğu, daha açık ifadeyle başbakanın ağzından çıkanın ânında icra edildiği tek parti iktidarından mahrum bulunduğu düşünülürse, hükümet de âzâmi kapasite ile çalışıyor. Tabii bakan sayısını yarıya indirmek mümkün olsa, çok daha rasyonel hale gelebilirdi (eninde sonunda bizde de 16 kişilik hükümet ve 400 üyeli Meclis üzerinde mutabakat oluşacaktır).
Başbakan, Meclis''in en deneyimli politikacısıdır, daha deneyimlisi yoktur. Devlet Bahçeli, yeni bir politikacı tipi sergilercesine bulunduğu pozisyonu en büyük ciddiyetle temsil ediyor. Mesut Yılmaz, üç defa hükümet başkanlığında bulundu. Muhalefet partilerimizin ise iç sorunları mevcuttur. Bu sorunların, Türk devletinin yüksek menfaatlerine en uygun biçimde aşılmasını temenni ediyoruz.
İçeride sürekli reform ve çağdaş demokrasi azminin kırılmaması ve dışarıya karşı çok tecrübeli bir dikkatin eksilmemesi şartıyle Türkiye, müşküllerini aşabilir. Türk kalkınmasına, içerde tek parti dönemi ve o çağ dünya şartlarını özleyenler çomak sokacaklardır. Bunlar, gerçek gericiler, çağı kavramakta zorlanan adamlardır. Çıkarları da bu yoldadır. Dışarıdan gelecek Türk''ü engelleme hareketlerine karşı ise uyanık bulunmak şarttır. Bu şartı unuttuğumuz zaman başımızı ne belalara soktuğumuz üzerinde, 25 asırlık bir milli tecrübemiz olması gerekir.

