Kaydet
a- | +A

Başbakanın Amerika temasları sona ermedi. Başkan Clinton''la mülakat yapıldı. Finans kuruluşları ile görüşmeler bu satırların yazıldığı sırada başlamamıştı.

Clinton''ın Ecevit''e çok parlak vaadlerde bulunması beklenmiyordu. Beklenen, Başkan''ın IMF, Dünya Bankası ve diğer finans kuruluşlarına yeşil ışık yakması idi. Bu beklentinin gerçekleşme boyutları hakkında görüş belirtmek erkendir. Ancak IMF''nin bizimle sıkı bir pazarlığa oturacağı söylenebilir. Sonunda Türkiye''ye şu veya bu şekilde kredi gelecektir. Bu husus kesindir. Ama çıtayı çok yüksek tutanlarımız, muhtemelen hayal sükutuna uğrayacaklardır.

Kıbrıs konusuna gelince, Washington''ın kabul edilmez bir baskı yapacak derecede aşırı tutumu beklenmemelidir. Amerika, muhatabı bulunan Türkiye''nin ne Yugoslavya, ne Irak olmadığını çok iyi biliyor. Ama Kıbrıs''ın konuşulmasında ısrarlı davranacaktır, Avrupa Birliği''ne söz vermiştir. Bu husus da kesindir.

Vehme de, telaşa da yer yoktur. 2000 yılına zor şartlarda gireceğimizi zaten biliyorduk. Geçirdiğimiz çok acılı milli felaket, şartlarımızı büsbütün kötüleştirdi.

Helsinki toplantısında, Aralık 1999''da, Türkiye''nin hangi çizgide durduğu ve nasıl bir yol izleyeceği belirlenecek. Avrupa Birliği, 2. sınır adaylık kabilinden garabetler sergileyip bizi küçültmeye yeltendiği takdirde, rotamızda değişiklik yapacağız. Birleşik Amerika, Avrupa''nın bu çeşit bir sakarlığını önlemeye çalışıyor. G-20''ye Türkiye''yi dahil etmesi aynı zamanda Avrupa Birliği''ne verilmiş belirgin bir mesajdır. Çağdaş uygarlığın öncüsü Avrupa, daha 1856 Paris Andlaşması ile Avrupa Büyük Devletleri arasında bulunduğunu resmen tanıdığı Türkiye''ye karşı gerçek dışı davranacak kadar sağduyudan uzaklaşabilir mi? Bu konuda fikir belirtmekte tereddüdüm var. Zira aynı Avrupa, bitirmek üzere bulunduğumuz yüzyılın ilk yarısında topyekun intihara teşebbüs etti. Hiç aklını başına toplamadan 20 yıl sonra teşebbüsünü bir daha tekrarladı.

ÖNE ÇIKANLAR