Ben TÜPRAŞ Genel Müdürü''nü tevkif edilmiş sanıyordum. Dün Yönetim Kurulu Başkanı meslektaşının himayesinde ortaya çıktı. Başkan, müessese hakkında yalnız kendi basın sözcüsünden bilgi alınacağı, diğer kaynakların geçersiz olduğu hakkında uyarıda bulundu. Amerika''da okuttuğumuz kişilerin demokrasi ve basın hürriyeti konusunda hangi çizgilerde bulundukları kendini gösterdi.
Richter ölçeği ile şiddet ölçemeyen profesörlerimizin hâlâ müdürlüklerde ve kürsülerinde kalıp kalmayacakları keza merak ediliyor. Hükümetimiz; devletin, ordunun, özel sektörün makine ve insan ekiplerini harekete geçiremedi. Ülkemizin kapasitesini kullanamadı. On bin vatandaşa yeraltında ölümü bekletti. Zaman unsuruna hakim olamadı. Yabancı memleketlerden gelenleri bile derhal yerlerine ulaştıramadı. Nasıl yardım edeceği hakkında müracaat bekleyen iş adamlarımızı pas geçti.
Sakın muhalefet, bu yazdıklarımdan keyiflenmeye falan kalkmasın. Onların iktidarları, tecrübe edilmiştir. Sayın Başbakanımızın kaşlarını çatmasının zamanıdır. Kaşlarını çattığı zaman, muhatabı bürokratın ödünün kopması gerekiyor. İşin ağırdan alınacak tarafı kalmadı. Binlerce insanın hayatı ve milyarlarca dolarlık milli varlık bahis konusudur. Sayın Ecevit! Birkaç yavaş bürokratın canını yakınız. Ricalarınızı pas geçen özel sektörden birkaç kişiyi azarlayınız. Millet yanınızdadır, bakınız size nasıl sarılıyor.
1074''ten bu yana bütün Türkiye tarihinin en büyük tabii afetiyle karşılaştığımız doğrudur. Ama biz, Balkan ve Birinci Cihan Savaşları felaketlerinden çıkmasını bilmiş bir toplumuz. Milli Mücadele''ye karar verdiğimiz zaman elimizin altındaki varlık, bugünkünün binde biri değildi. Tarihimizin en büyük depremi bizi şaşırtamaz. Elbette ıstırap çekiyoruz ve çekeceğiz. Ancak bu günleri geride bırakacağız. Zararlarımızı mutlaka telafi edeceğiz. Yeter ki zaman unsuruna hakim olalım. İnsanımızı, beceriksizliklere kurban etmeyelim.

