Reformlar başlamalı ve ekonominin ayağa kalkması için ne gerekiyorsa yapılmalı. Dakika fevt etmeden (öldürmeden), hiçbir yere takılmadan ve tereddüt etmeden... Zira koalisyonun sebeb-i vücudu, hikmet-i vücudu, varlık sebebi budur. Tam manasıyle millî iradeye oturmuştur. Çok rahat icraat için bütün şartlar mevcuttur. Sanırım cesaret, kararlılık, yetenek, önünü ve uzağı görebilme, bilgi faktörleri de tamamdır (bakan seçilirken bunlara dikkat edildiğine eminim). Vakit geçirmek ve oyalanmak, millî iradeye ters düşmek olur ki Allah hepimizi böyle bir âkıbetten korusun. Vatandaşın beklentileri sabırsızlık çizgisindedir. Ekonomiyi düzeltin ve reformları başlatın... Gerisi lâf-ü güzaftır. Bunun için ne lâzımsa onu yapın. Ekonomiyi hemen düzeltemezseniz gidersiniz. Reformlar ise, demokratikleşme ile paralel olacaktır. Her reform, beraberinde biraz daha demokrasi getirecektir. Ki bu yüce Devlet''in milletlerarası çağdaş saygınlığına maazallah zarar erişmesin. Türk insanı, hiçbir çağdaş hak ve hürriyetten mahrum kalmasın. Kasetler, hızlı icrayı engelleyemez. Suç unsuru olanlar ve delil oluşturanlar, yargıya havale edilir. Zaten savcılar peşine düşerler. Bu arada sapla samanı çok iyi ayırmak gerekiyor. Meselâ Türkiye dışındaki okullarımızın hızını kesebilecek herhangi bir tutum kadar Türk''ün en yüksek menfaatlerine aykırı bir tutarsızlık olamaz. BM Güvenlik Konseyi''nin çıkaracağı Kıbrıs raporu ile gündem gene değişecektir. Kıbrıs için ne icap ediyorsa yapılır. Tecrübeli bir ekip bu işi yürütür. Ancak New York''ta rapor yazılıyor diye Türkiye Cumhuriyeti ekonomisi ve işlek bir demokrasi sağlayacak reformlar kesintiye uğrayamaz. Muhalefetteki iki parti, elbette bütün uyarı haklarını kullanarak, milletimizin mutluluğu için yapılacak her düzenlemede, iktidarı destekliyecektir. Niçin mi? Millet böyle istediği ve palavra edebiyatından gına geldiği için...

