Beyaz Saray''da tarihî görüşme yapılıyor. Türk-Amerikan ilişkilerinin sağlıklı ve samimi bir dönemindeyiz. Belki 1950''lerin başındaki veya Özal-Bush zamanındaki hararet yok. Fakat sağlam sonuçlar alınabilmesi için iki tarafın karşılıklı iyiniyeti ve hevesi mevcut.
Yarım yüzyıldır Beyaz Saray''da yapılan Türk-Amerikan zirve görüşmelerinin hiçbirinde bu derecede yoğun gündem olmadı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı''nı ziyaret eden Türkiye Cumhurbaşkanlarının veya başbakanlarının hiçbiri, bu kadar çeşitli konuları konuşmadılar. Mülâkatın mutattan uzun tutulması da bunu gösteriyor.
Türkiye, Washington''dan, âcil kredi akışı için, ilgili kuruluşlara ve bankalara işaret vermesini istiyor. Diyebiliriz ki gerisi, daha çok Amerika''nın Türkiye''den taleplerini, Türkiye hakkında temennilerini içerecektir.
Kıbrıs ve Irak konuları, Ankara için hiçbir âciliyet taşımıyor. Ama Başkan Clinton ve Demokrat Parti, Ortadoğu Pax Americana''yı tesis ederek 2000 seçimlerine girmek istiyor. Clinton''ın siyasî hayatı sona eriyor ama, tarihe böyle bir misyonu başarmış kişi sıfatiyle geçmek ve bu arada başkanlığı Cumhuriyetçiler''e kaptırmamak kararındadır.
Washington''ın bizim için geleneksel politikası, Amerikan politikasına ters düşmeyecek, istikrarlı bir Türkiye''dir. Kıbrıs''a fazla angajedir. Saddam''ı devirmeyi aklına koymuştur. Ege''de huzursuzluk istemiyor. İnsan haklarından taviz veremiyor. Bu konularda Ankara ile paralellik arıyor.
Bülent Ecevit, ziyaretini büyük bir ekiple yapıyor. Türkiye''nin durumunu en iyi şekilde anlatacağına eminiz.
Bir müddet için Amerika ziyareti, gündemin birinci maddesidir. Ziyaretin sonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi''nin, Sayın Cumhurbaşkanımız''ın önemli nutku ile açılışına tesadüf ediyor. Rota belirlenecek. Nasıl ve nereye doğru yol aldığımızı öğreneceğiz.

