Kıbrıs''a çıkmamızın 25. yılıdır. Çıkmasa idik bugün Kıbrıs''ta tek Türk yoktu. Bir kısmı öldürülmüş, gerisi Türkiye''ye veya İngiltere''ye göçe zorlanmıştı. Çıkmasa idik zaten siyasî anlamda Kıbrıs da yoktu. Yunanistan''ın bir ili idi.
Yunan haydutluğuna bir yerde hayır! demek zorunda kaldık. Bütün dünya adada olan bitenleri seyrediyor, gevezelik dışında hiçbir şey yapılmıyordu. Türkler''in adadan kaçmaları bekleniyordu. Londra ve Zürih andlaşmalarının bağlayıcı hükümlerine rağmen İngiltere de sessizdi (nitekim ortaklaşa müdahale teklifimizi reddetmiştir). Zaten İngiltere, sömürgesi Kıbrıs''tan çekilirken gösterdiği vurdumduymazlıktan sorumlu idi. Adadaki kocaman üslerini muhafaza etmesine rağmen.
Atina''daki yavuz hırsızlar şimdi feryad ediyorlar. Güney Kıbrıs''ın Yunanistan''ın güney-doğu uzantısı olduğu bellidir. Kuzeyin Türkiye''nin orta-güney uzantısı olduğu gibi. Plan, Türkler''i kuzeyden de atmak ve Türkiye''yi batıdan olduğu gibi güneyden de Yunan kuşağı ile çevirmektir.
25 yıl şunu gösterdi: Yalnız Hıristiyan âlemi değil, Müslüman dünyası da Kıbrıs sorununda Yunan tarafındadır. Hıristiyanlar''ın Yunan sevgisini açıklamak gerekmez. Müslümanlar için böyle bir özel sevgi bahis konusu olmayacağına göre sebep, Türk ve Osmanlı korkusudur. Acaba Kıbrıs''ta Türk varlığı diğer Türk ülkeleri için emsal oluşturur mu? endişesidir.
Hâlâ Yunan asıllı vatandaşlarının oylarının etkisiyle hareket eden Birleşik Amerika, müttefikine ambargo koyan ilk devlet olarak dünya siyasî tarihine geçmişti. Bu çeşit bir hatayı tekrarlamayacaktır. Ama bizim de müzakereden kaçan taraf görüntüsü vermemize lüzum yoktur. Batı''nın Kıbrıs''ta belâ istemeyeceği ümidi ağırlıklıdır.
Türk Kıbrıs''ı çeyrek asırdır en seçkin diplomat kudretiyle savunan Rauf Denktaş, tarihimize millî kahramanlarımızdan biri olarak geçti. Başbakan Bülent Ecevit''i de 25 yıl önce gösterdiği kararlılıktan dolayı kutluyoruz. Hiçbir şey, Türkler''i Kuzey Kıbrıs''tan kaçırtamaz.

