Bu satırlar yazılırken Washington''da Beyaz Saray''da tarihî Clinton-Ecevit görüşmesi yapılıyordu.
Cumhuriyet tarihimizin hayli zor bir dönemindeyiz. Ekonomik darboğazda iken gelen yüzyılın büyük âfeti, ülkemizi sarstı. Ancak daha zor devirlerde de yaşamıştık. Bunu da atlatacağız. Cezaevlerinde komünist çetelerin ayaklanması... Şeytancılık sapıklığı ile çete oluşturmak isteyen yoldan çıkmış serseri gençler... Gündemin yürekler yakan en feci maddesi: Depremzedeler... Taze para diye feryâd eden millî ekonomi... Cumaya hayırlısıyla Cumhurbaşkanımız''ın nutku ile açılacak Türkiye Büyük Millet Meclisi''ni bekleyen önemli yasalar... Anayasa tadilleri... Türkiye, Ekim ayına böylesine bir manzara ile giriyor. Müşkülleri bertaraf edecek, engelleri atlıyacak, krizi geçecek irade, milletimizde mevcuttur. Geçişin şu veya bu ölçüde kolaylaşması, Washington mutabakatına ve bu mutabakatın hayata geçirilmesindeki sür''ate bağlıdır. Aksi takdirde zorlanırız. Zorlanan bir Türkiye, epey dengeyi zorlar. Ama böyle bir şey beklenmiyor. 2000''in, Türk Devleti''nin sorunlarını çözmek ve sıçrama yapabilmek yeteneğini sergilediği, Türk potansiyelini harekete geçirebildiği bir dönemin başlangıcı olmaması için hiçbir sebep yoktur. Osmanlı''nın 700. Yılı hayırlara vesile olacaktır. 700 sene önce azim ve iradelerini bilemiş atalarımızın ne derecede mütevazı, ne kadar muhal görünen şartlar içinde başladıklarını hatırlıyalım. Türkiye Cumhuriyeti''nin pek de beğenmediğimiz bugünki imkânları bile mukayese edilemeyecek kadar ileridir. Türk milletinin battığı tarihin hangi döneminde görüldü?

