Kaydet
a- | +A

PKK hiç de sürpriz olmayan şekliyle Çankaya seçimi öncesi gerilimi tırmandırıyor. Daha dün hükümete "Sadece terörist öldürmekle terör bitmez" diyenler, bugün "taviz verdiniz" deme yüzsüzlüğü sergileyebiliyor. Kirli ittifak ağı, bugün bakın kendini nasıl su yüzüne çıkarıyor?

İşe bak sen...

Bölgede tam huzur bulundu derken, PKK yine yol kesiyor, çocuk kaçırıyor.

Tam da Cumhurbaşkanlığı için kim aday olsun tartışmaları yapılıyorken...

En güçlü isim kim?

Recep Tayyip Erdoğan...

Çözüm sürecinin kahramanı kim?

Yine aynı isim...

Bugünlerde PKK üzerinden Tayyip Erdoğan'ı vuran kim?

Paralel yapı ve marjinal sol gruplar...

O zaman makarayı biraz geri saralım.

***

Hatırlarsınız...

30 Mart seçimleri öncesi yayınlanan "tuzluk" tape'sinde, Sözcü muhabiri ile konuşan ve 17 Aralık öncesi, olacakları bilen iş adamı Süleyman Hamit Müftigil ne diyordu;

"Bu kongre sonrası İmralı (Öcalan) bertaraf edilecek. Artık tekrar silahlı ve çatışmalı bir dönem geliyor. Barzani de bertaraf edilecek, Erdoğan da..."

Bu iş adamının kim olduğunu da Mahmut Övür yazmıştı;

Erzurumlu bir işadamı... Gülen'in hemşerisi...

İstanbul Sarıyer Demirciköy'de inşaat yapan, Kazakistan ve Ukrayna'da iş ilişkileri olan bir işadamı.

En yoğun ilişkisi de İsrail devleti ve ABD'deki Yahudi lobisiyle. Bu ilişkinin en somut göstergesi de bürosuna gelen herkese gösterdiği İsrail ve ABD'den aldığı madalya ve nişanlar.

Boşuna değil "Güneydeki sevdiğim ülke" demesi...

***

Peki sonra ne oldu?

İşçi Partisi, günlerce Öcalan'ın İmralı'ya götürüldüğünde çekilen gizli görüntülerini dağıttı.

Tam da sempatizanlarının nezdinde itibarını sıfırlayacak cümlelerle...

Yani Müftigil bunu da bildi...

***

Denkleme bak...

'Paralel'ci iş adamı kiminle paylaşıyor?

Sözcü muhabiriyle...

Eylemi kim yapıyor?

Genel Başkanı Kandil'de Öcalan'la kol kola resim çektirmiş İşçi Partisi...

Bugün kim vatansever kesilip PKK üzerinden Tayyip Erdoğan'ı vuruyor?

Aynı kesim...

Peki Tayyip Erdoğan'ın suçu ne?

Çatışma çıkmamış, kimse ölmemiş...

İlerisi için de umut doğmuş.

Allah korusun ama, diyelim ki yeniden çatışmalı ortama dönüldü.

Aradan geçen bu süreçte kaybedilen ne?

***

Gözden kaçırmamamız gereken bir şey daha var...

İsmini zikrettiğimiz gazeteye bakın, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel günübirlik hedefte...

Yeni değil, epeydir süren bir kampanya bu...

Oysa çözüm sürecinin başlamasında en büyük rol Paşa'nındır.

Necdet Özel Paşa, onlarca şehidin ardından Kuzey Irak'a göstermelik asker sokmadı.

Bizzat yerinden yönettiği operasyonlarla Hakkari'nin hemen dibindeki 'Kandil'ciklere ilk kez O'nun döneminde girildi.

Operasyonlarda profesyonel askerler görev aldı.

Devletin bütün birimleri koordineli çalıştı.

TSK'nın helikopterleri, teröristler altından giderken, görmezlikten gelmedi.

Boş dağlar değil, -insansız hava araçlarının tespit ettiği- nokta atışı hedefler bombalandı, terör örgütü iyice köşeye sıkıştırıldı.

"İnsan öldürmekle bu iş tam bitmez" denilecek seviyeye gelindi.

BDP'lilerin dağ taş terörist cesedi topladığı günleri unutmayın.

Uyduruk karakollar yerine inşa edilen kalekolları da...

Yani birilerinin algı operasyonuyla servis ettiği gibi, sadece Öcalan istedi diye PKK geri adım atmadı.

Önce terör örgütüne diz çöktürüldü, sonra masaya oturtuldu.

Bu da içerideki ve dışarıdaki düşmanlara rağmen yapıldı.

***

Şimdi "teröre taviz verirsen olacağı budur" diye çözüm sürecini eleştiren 'paralel' medya da o günlerde bu operasyonları alkışlıyor, üstelik peşinden sivilleşme adımları atılması gerektiğine' işaret buyuruyordu.

Yanlış bulduğumdan değil, bugün tezata düştüklerinden, en azından birini aktarayım.

İşte Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt'un 25 Aralık 2011'de "BU PKK MAĞARALARINI KİM YAPTI?" başlığı altında yazdıkları;

Gelinen noktada bu yapılanlarla yetinmek, terör örgütüne yeniden toparlanma fırsatı vermek olur.

İstihbarat örgütleri ve güvenlik birimleri ortak hedefe odak olmayı sürdürmeli.

Ama daha önemlisi, Kürt sorunu ile ilgili atılması gereken demokratik adımlar, işte terör örgütünün bu en zayıf anında gerçekleşmeli.

Sivil yönetim, öğrenim hakkından bireysel özgürlük alanlarına, ekonomik açılımlardan sosyal atılımlara kadar üzerine düşeni ivedilikle gerçekleştirmeli.

Dağa çıkışın yolları kapatılmış ve terör örgütünün istismar silahları tamamen elinden alınmış olur.

Silahlı mücadele ve hatta örgütün varlığı büsbütün anlamını yitirir...

***

Madem terör dedik, paralel dedik, size bir şeyi daha hatırlatıp öyle bitireyim mevzuyu...

Türkiye'de ilk olarak, içinde 'paralel devlet' geçen cümleyi kim kurdu biliyor musunuz?

Abdullah Öcalan...

Milliyet Gazetesi'nin 28 Şubat 2013'te yayınladığı İmralı Tutanakları'nda hayli enteresan bölümler vardı.

Merak ediyorsanız Google'a yazar, tam metnini okursunuz.

Lafına itibar ettiğimden değil ama, "birbirlerini en iyi kendileri bilir" kavlinden bir kaç cümlesini (noktasına virgülüne dokunmadan) aktarayım.

Ne kadarı doğrudur, hepsi mi yanlıştır bilmem.

Benim fikrim de sizinki kadar...

Sadece n'olur n'olmaz diye aklımızın bir kenarına iliştirmekte yarar var.

İşte o tutanaktan bazı bölümler;

- Türkiye’de 3 koldan paralel devlet çalışması var. Bu ilişkileri sabote edilmeye başladı. Sıradan lobiler değil. ABD’de Yahudi, Ermeni ve Rum lobileri stratejik ve taktik müdahale ediyorlar. Her 3’ü de Anadolu çıkışlıdır. Sözde bir hükümet var, sözde bir parlamento var. CHP ve MHP paralel devletin izdüşümleridir, basit aletleridir; AKP’ye de, medya ve işadamlarına da sızmışlar. Sadece MİT kalmış, hedeflenen bizim geliştirdiğimiz diyalogdur. MİT Müsteşarı düşürülmek isteniyor. Emre Uslu, Mehmet Baransu MİT’i hedef aldılar, arkalarında devasa bir güç var.

- Cemaatin merkezi ABD’dir. Benim buraya alınmamla birlikte Fethullah da ABD’ye alındı. Bir yazar (yazarın adını hatırlayamadı) ‘Fethullah Gülen, Nur hareketine sızdı’ diyor. ‘Kesin bilmiyorum, Kemalistlerin sızması’ diyor. Nur hareketini inceleyin, Saidi Nursi eski Nurs köyündendir. Eski bir Ermeni köyüdür. Teşkilatı Mahsusa’ya girdi, sonradan Mustafa Kemal ile takıştı. Fethullah Gülen ABD’de yaşıyor. 120 devlette okul açmış, para nereden. Florida kontrgerillanın eski merkezidir, Türkeş ve Latin Amerika’daki kontrgerilla, orada yetiştirildi. Yeni merkez ise Utah’tadır. Emre Uslu vs. orada eğitildi. Sağda ve solda örgütleri kontrgerilla ele geçirdi.

-(Altan Tan’a dönerek) Sen sağdaki örgütleri bilirsin. Kontrgerilla ABD merkezlidir. Yargı ve emniyeti ele geçirdiler. MİT askerlerden güçlü çıktı, savcı çağırdı gitmediler. Bana göre bir direniştir. Erdoğan bunların burnundan fitil fitil çıkarır. İnşallah diyelim.

- İngilizler İslam’ı kullandılar, Osmanlı’yı yıktılar. Eskiden general imal ediyorlardı, şimdi de imam imal ediyorlar.