BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Borcunu ödeyemeyeni sıkıştırma!..

Ahmet Demirbaş
Facebook
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmak isteyen, eli darda olana, alacağını tehir etsin veya bağışlasın!" 

Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır. Ancak, ödemek için uğraşıp da borcunu ödeyemeyen fakirleri sıkıştırmamalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmak isteyen, eli darda olana, alacağını tehir etsin veya bağışlasın!) [Müslim]
Borcunu gerçekten ödeyemeyenlere mühlet vermek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Musibetten kurtulmak, istediğine kavuşmak ve Arş'ın gölgesine sığınmak isteyen, eli darda olanın borcunun vâdesini uzatsın veya o borcu bağışlasın!) [Abdürrezzak]
(Kıyamette günahı çok bir Müslümanı hesaba çekerler. O kimse de (Benim hiç iyiliğim yoktur. Sadece çırağıma, "Fakir olan borçluları sıkıştırma, ne zaman ellerine geçerse, o zaman vermelerini söyle, bir şey isterlerse yine ver, boş çevirme!" diye söylerdim) der. Allahü teâlâ da, o kimseyi affederek buyurur ki: Ey kulum, bugün sen fakir, muhtaçsın. Sen dünyada benim kullarıma acıdığın gibi, bugün biz de sana acırız.) [Buhari]
***
Ebû Bekr bin Ali bin Abdullah, bir zâtın şöyle anlattığını nakletmiştir:
"Bir cuma günü cuma namazı kılmak için mescide gitmiştim. Önümdeki safta vakarlı, huşû sâhibi bir zât gördüm. Devamlı namaz kılıyordu. Cuma namazının başlamasına kadar nâfile namaz kıldı. Heybetinden, kalbimde ona karşı bir muhabbet hâsıl oldu. Sonra cuma namazı kılmaya kalktık. O gördüğüm zât, tedirgin bir hâlde elbisesine bürünerek, sanki kendini birinden gizliyordu... Namazdan sonra sebebini sordum. Şöyle dedi:
-Benim bir zâta borcum var. Bu sebeple, mahcûbiyetimden böyle yapıyorum.
-Kime borcun var? dedim.
-Şu arkamda duran zâta, dedi. Meğer alacaklı olan zât, Dalec bin Ahmed hazretleri imiş. Bu sözleri Dalec'in o safta bulunan bir  arkadaşı işiterek, gidip durumu anlattı. Dalec bin Ahmed de, bu zâtı evine getirmesini söyledi. Evine gittiklerinde yemek ikrâm edip, borçlu zâta;
-Senin borcun unutuldu, diyerek  alacağını bağışladı. Ayrıca beş bin dirhem de hediye verdi ve;
-Mescidde beni görüp, borçlu olduğundan dolayı üzülüp sıkıntıya düştüğün için, hakkını helâl et, dedi."
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
584369 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-demirbas/584369.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT