BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Âdem aleyhisselâma gelen üç hediye...

Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve îmânı Âdem aleyhisselâma getirip dedi ki: "Yâ Âdem! Allahü teâlâ sana selâm ediyor. Getirdiğim şu üç hediyeden birini kabul etmeni emir buyurdu."

Allahü teâlâ kime akıl verirse, hayâ ile îmân da onunla beraber bulunur. Aklı olmayanın ne hayâsı ne de îmânı bulunur. Şöyle ki:

Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve îmânı Âdem aleyhisselâma getirip dedi ki:

 - Yâ Âdem! Allahü teâlâ sana selâm ediyor. Getirdiğim şu üç hediyeden birini kabul etmeni emir buyurdu.

Âdem aleyhisselâm:

 - Getirdiğin bu üç hediyeden aklı kabul ediyorum, deyip aklı aldı.

Bunun üzerine Cebrâil aleyhisselâm îmân ile hayâya:

 - Siz gidebilirsiniz, dedi.

 Îman:

- Allahü teâlâ bana emreyledi ki, akıl nerede ise, sen orada ol! Bunun için ben akıldan ayrılıp gidemem!

Hayâ da:

- Allahü teâlâ bana da aynı şekilde emreyledi. Ben de, akıldan ayrılıp gidemem, dedi.

***

Bir gün, Hasen-i Basrî hazretlerine birisi gelip sordu:

- Yâ İmâm! Din temizliği nedir? Din cevheri nedir? Din hazînesi nedir?

O mübarek de;

- Siz söyleyin, biz dinleyelim, diye cevap verince, o da dedi ki:

- Din temizliği abdest almaktır. Din cevheri, Allahü teâlâdan korkmak ve hayâ etmektir. Din kuvveti ise, namazdır. Çünkü, Allahü teâlâ, hayâ eden kulunu medhetmiştir. Din hazînesi ilimdir. Çünkü, her kimin abdesti olmazsa, dini temiz olmaz. Her kimin hayâsı olmazsa, onda dinin cevheri olmaz. Kimde Allahü teâlânın korkusu olmazsa onda dinin cevheri olmaz. Her kimin ilmi olmazsa dinin hazinesi olmaz.

Bu sözler Hasen-i Basrî hazretlerinin çok hoşuna gitti ve;

- Söylediğin sözler doğrudur, çok güzeldir, buyurdu.

Bir kimsenin, edebi varsa, sünnete yol bulur. İhlâsı varsa, Allahü teâlâya varmaya yâni onun rızâsını kazanmaya yol bulmuş olur... Bir kimse, edebli olmazsa, sünnete yol bulamaz. Sünneti yapmayan kimse, farza yol bulamaz. Farzı yapmayan da, ihlâsı bulamaz... Bir kimse, her verdiğini Allahü teâlânın rızâsı için verir, sevdiğini Allah için sever ve düşmanlığını da, Allah için yaparsa, o kimsenin îmânı tamam olur. Ahlâkı güzel olanın da îmânı kâmil olur. Îmânın âlâmeti, dine inanmayanları sevmemektir... Hayâsı olan kimse, güzel ahlâk sahibi olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Sizin îmânen mükemmel olanınız, ahlâken güzel olup, insanlara iyilik yapanlardır.)

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde, (Muhakkak sen yüksek bir ahlâk üzerindesin) buyurmakta. Habîbinin ahlâkını medh etmektedir. Bir kimsenin ahlâkı güzel olursa, Resûlullahın ahlâkı ile ahlâklanmış olur. O'nun yolunu tutmuş olur. Hakîki mü'min olur. Edebe aykırı bir şey hatıra geldiğinde, bunun haram olduğunu bilip yapmamak îmândandır...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
588901 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-demirbas/588901.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT