BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Cimrilik bir kalp hastalığıdır!..

Gönül Sultanları
Ahmet Demirbaş
Facebook
Misafire yedirmekle, sadaka vermekle, insanın eli daralmaz. Cimrilik çok kötüdür. Misafir kabul edip cimrilikten kurtulmaya çalışmalıdır! 
 
 
Cimrilik, parayı harcanması gereken yere harcamaktan kaçınmaktır. Mesela yemeği olanın, aç komşusuna vermemesi, cimrilik olur... Cimrilik bir kalp hastalığıdır. Diğer kalp hastalıkları gibi; ihlas noksanlığı, iman zayıflığı ve hatta küfürle ilgisi vardır... Her hastalık, sebebinin zıddı ile tedavi edilir. Nefsin çeşitli arzularından kurtulmanın ilacı, aza kanaat ve sabırdır... Birçok cimrinin gafletle öldüğünü, hasret çektiğini, bıraktığı malı mirasçıların harcadığını göz önüne getirmelidir. Cimriliğin her bakımdan kötü olduğunu düşünmeli, cömert olmaya çalışmalıdır!..
Misafire yedirmekle, sadaka vermekle, insanın eli daralmaz. Cimrilik çok kötüdür. Misafir kabul edip cimrilikten kurtulmaya çalışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Amellerin en faziletlisi, bir müminin ayıbını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.)
          ***
Bağdat’ta kimseye bir şey yedirmeyen, çok cimri bir adam yaşıyordu. Kendisi böyle olduğu için cömert insanları da hiç sevmezdi. Bir gün, çevresindekilere dedi ki:
-Benim, Ahmed-i Haddad’dan fazla kimseye düşmanlığım yok. Çünkü o insanlara çok ikramlarda bulunuyor...
O akşam bu cimri adamın rüyasında, bütün malının Ahmed-i Haddad’ın olacağı gösterildi. Kan ter içinde uyandı. Çok korkmuştu. Hâlâ rüyanın tesirindeydi. Kendi kendine şöyle dedi:
"Bunu önlemek için bir hile, bir yol bulmam lazım!.." İçi boş olan büyük bir baston yaptırdı. Altınlarının yarısını bastonun içine koydu. İki ucunu da sıkıca kapattı. Bastonu Dicle Nehri’ne attı...
Bütün bu olanlardan habersiz Ahmed-i Haddad hazretleri, sandala binip karşıya geçerken, bastonunu Dicle Nehri’ne düşürdü. Kayıkçıya bir dirhem verip onu sudan çıkarmasını söyledi... Kayıkçı suya dalıp bastonu buldu. Ancak, nehirden çıkardığı baston normalden çok ağırdı. Buna çok hayret etti. Ahmed-i Haddad’ın mesleği demircilikti. Aynı zamanda diş tedavisi de yapardı... Dükkânında bastonun ucunu açtığında, içinin altın dolu olduğunu gördü... Cimri bu durumu öğrenince;
"Ben ne yapayım da altınlarımın öbür yarısını ona vermeyeyim..." diyerek kalanları getirdi. Un alıp ekmek pişirdi. Ekmekleri fakirlere verdi. Hikmet-i Hüda, yiyenlerin hepsinin dişleri ağrımaya başladı. Hadis-i şerifte “Cimrinin yemeği hastalık yapar” buyurulmuştur. Fakirler, ekmek paralarını Ahmed-i Haddad’a verip karşılığında dişlerini tedavi ettirdiler. Böylece, cimrinin bütün parası Ahmed-i Haddad’a geçmiş oldu. Haber, cimriye ulaşınca, birden karın ağrısına yakalandı ve bir müddet sonra da vefat etti...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
605392 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-demirbas/605392.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT