BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

El gitti kolu kaptırmayalım

Uzakdoğu Asya'da geçtiğimiz yıllar içinde bir ekonomik kriz vardı. Rusya da bundan etkilendi. Birkaç ay konuşuldu. Sonra durdu. Oysa Malezya'daki ekonomik krizin boyutu bölgenin de moralini bozacak kadar büyüktü. Moskova'ya kadar uzanınca Ankara'daki beceriksiz yönetim "bizi de etkiledi dedi enflâsyonun artmasına gerekçe olarak. Malezya IMF'den tek kuruş almadan ekonomik krizini çözdü. Üstelik siyasi iktidarda da "tacizlik suçlaması" yüzünden sorun yaşamıyordu. Hepsinin üstesinden geldi Kuala Lumpur Yönetimi. Şimdi mutlu. Aynı zamanda Güney Kore de kriz içindeydi. Ekonomi berbat hale gelmişti. IMF'ye müracaat etti. Bir müddet sonra anlaşma hayata geçirildi. İstikrarın ucu göründü. Bu defa sosyal patlamalar başladı. Hani televizyonlarda gördüğümüz gençler ile güvenlik güçleri arasındaki molotofkokteyli, sopalı taşlı filmler o gerilimden geri kalan hatıralar. Şimdi Seul'de hayat güzel. Uluslararası etkinlik gösteren ve pazar bulan kuruluşları eski günlerine yaklaşmanın hazzını yaşıyor. Uzakdoğu'daki ekonomik kriz'in bizimle ilgisi yok ama nasıl olmuşsa biz de etkilenmişiz. Hiçbir komşumuz ve bölge ülkesi böyle bir kriz yaşamıyor. Kriz denilen yaramaz illet gelip bize musallat olmuş! Öyle de bir sevmiş ki bırakmak bilmiyor! Ankara'ya biçilen görev Bütün umudumuz Kemal Derviş'in Amerika'daki temasları. IMF ve Dünya Bankası yetkilileriyle Türkiye'ye verilecek kredi diliminin ertelenmesi konusuna açıklık getirecek. Oysa 15 kanun çıkarttı TBMM. Bir dedikleri iki olmadı. Ancak Telekom yönetiminin teşkilinde yine siyasi ağırlık olduğu, Emlakbank'ın "the end" bölümünde gecikildiği iddiası böyle bir netice vermiş! DYP'li Ufuk Söylemez'in dediği gibi "Türkiye'yi dize getirmek" gibi bir niyeti var galiba IMF'nin!? Şimdi dikkat edin lütfen. İsrail, sürekli müteyakkız. Sadece Filistinlilere savaş açmamış, bütün komşu ülkelerle limoni. Bölgede tek başına yaşıyor. Her gün çatışma ve ölüm haberleri var ama ekonomik kriz yaşamıyor. Oysa savaş, sadece barışı götürmüyor, ekonomiyi de bitiriyor. Ermenistan'a bakın Kafkasya'da. Fukaralık diz boyu. İnsanlar parasızlıktan dişsiz kalmış işsizlikten. Protezlerini taktıracak paraları yok. Üstleri başları zavallı halkın pejmürde, yenileyemiyor. Elektrik belli saatlerde veriliyor. Ermeni halk, Ermenistan'dan kaçıyor, yeter ki bir ışık görsün. Bütün bunlara rağmen Ermenistan'da "ekonomik kriz" gündemde değil. Nedeni açık her iki ülkenin de. Batı, Ankara'ya mesafe koydu. Artık Telaviv ve Erivan'a jandarmalık yaptırıyor. Bunların iki eli de balda.. Oh ne alâ? Türkiye'ye ise sorunlar dost ve müttefiklerce kambur gibi yığılıyor. Biri çözülmeden, ötekisi ortaya çıkarılıyor. Yerli işbirlikçileri hortumcular ise Hülya Avşar'a inat, Kaya Çilingiroğlu'nun yeni aşkıyla meşgul. Ekonomik kriz de ne televole ne paparazzi'nin yanında. Önemli olan Derya Tuna, Asena ve İbo'nun son durumu. Yastık altı ve bor Zamlarla birlikte Şeker, tütün ve tarım ürünleri konusunda çıkardığımız kanunlarla batıya kaymak usulü ballı ekmek sunduk. Gerisi ne gam? ANAR'ın yaptırdığı kamuoyu araştırmasının sonuncusunda DSP %3, ANAP %4.3, MHP %7. Tabanın desteğinin yok denecek kadar azaldığı bir siyasi irade hâlâ inat ile işlerin düzelebileceğinden emin ise bu millet inan olsun IMF'nin üç yıla yaydığı 15 milyar doları altınlarıyla olsun, yastık altındakileriyle olsun bir çağırıya verir. Kasaba minnet ettirmez. Sınasa ya hükümet. Bu ülke bizim. Üstelik bor'da da dünya birincisiyiz. Petrol gibi bir şey. Kamuoyu da biliyor, Başbakan Ecevit de anlamış görünse gerek ki, IMF ve Dünya Bankası Batılı müttefiklerimizin söyleyemediğini lisanı münasiple çok güzel anlatıyor. Tercüme edersek diyorlar ki anlayacağımız dilde "Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti fiilen kuruldu, resmen de kurulacak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden de askerlerinizi çekin" İçişlerimize değil de, oturma odamızdan da öte yatağımıza karışıyorlar! "Baba" haklı. Madem ki "bir bilen" 40 yıldır siyasi hayatımızın mimarı Demirel "seçim" dediğine göre vardır bir düşündüğü. Operasyon yapanlara operasyon gerçekleştirildiği bir başka ülke daha var mı bilmiyorum? Ankara'ya sağduyu, aklı selim gerek tatil değil. Uytun ve Sayın; iki fikir işçisi Göktürk Mehmet Uytun prostat kanserine yenildi. 66 yaşında hayata gözlerini kapadı bu şairimiz, yazarımız. Gazi Hastanesi'nde tedavi görüyordu bir kaç aydır. Hastalık bütün vücudu kaplamış meğer. Hacıbayram'da kılındı cenaze namazı. Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları, yeğeni Ankara Milletvekili Cihan Paçacı, çok sayıda gönüldaşı ve ülküdaşı vardı sanatçının cenazesinde. Mütevazı biriydi. Sağ'ın ve merkezin her türlü yayın organında yazdı, şiirini aktardı. Siyasi görüşü de öyleydi. Çemişgezekli Göktürk Mehmet Uytun öğretmendi. Müdürlük yaptı. Meteorolojiden emekli olunca çocuk yuvası kurdu. Kendini çocuklara verdi eşi Yıldız Uytun Çay Hanımla birlikte. Okul şiirlerinde ve çocuk dramasında başarılıydı. Bir Yağmur Sonrası, Sanadır Şarkılarım, Türkiyem, Vatan Sağ Olsun aklıma gelen kitapları. Mekanı cennet olsun. Günal Sayın haber müdürümdü. Meslekte ülkücü bilinirdi. Yazılı basından sonra TRT'ye geçti. Buradan emekli oldu. Eşi Mihriban Hanım ise Klasik Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Üç çocuğu vardı. İzmir'de vefat ettiği haberi geldi. Dün de Karşıyaka'da defnedilmiş. Memleketsever bir fikir işçisiydi. Allah rahmet etsin. Her iki aileye de sabır ve sağlık dilerim.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
115601 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ayhan-katircikara/115601.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT