BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Eksen doğalgaz ile Türkiye lehine değişirken muhalefetin şaftı kaydı

 
Kaydı, çünkü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı üzere, Karadeniz’de Sakarya gaz sahasındaki yalnızca tek kuyuda bulunan devasa 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervi ile Türkiye tam bağımsız ve eksen belirleyen ülke konumuna yükselecek.
ABD’nin Demokrat Başkan Adayı ve Millet İttifakı’nın “Onursal” Başkanı Joe Biden’ın açıklamalarından anlıyoruz ki, muhalefet artık kendini Türkiye’nin çıkarlarıyla karşıt bir pozisyonda konumlandırıyor.
Ve bu durum, Erdoğan’ın “Cuma günü bir müjdem var” dediği andan itibaren kendini göstermeye başladı.
Evet, bu rezerv Türkiye’nin en az 10 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak. Diğer kuyuların açılmasıyla devamı da gelecek ve toplam rezerv 800 milyar metreküpü bulacak.
Birileri 7 yıl-10 yıl dedi ama Cumhurbaşkanımız 2023’ü hedef gösterdi halkın hizmetine sunulması için.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Türkiye, hidroelektrik santralleriyle, jeotermal-rüzgâr-güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ve termik santrallerle zaten toplam elektrik üretiminin yüzde 86’sından fazlasını kendi doğal ve yerli kaynaklarından sağlıyor. Yalnızca yüzde 14’lük doğalgaz ve ithal kömür bağımlılığımız var, hepsi bu.
Daha geçen gün 1 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık elektrik ihtiyacını karşılayacak güneş santrali açıldı ülkemizde. Üstelik bu santrallerin evvelden ithal edilen güneş panelleri de artık Türkiye’de üretiliyor ve yüz milyonlarca dolarımızın içeride kalmasına sebep oluyor.
Beş yıl sonra, yenilenebilir enerji kaynaklarına nükleer santrallerimizin de eklenmesiyle yüzde 15’lik bir katkı geleceği düşünülürse Karadeniz’deki doğalgaz rezervimizin sadece temiz enerji için ikame edileceğine, büyük kısmının ihraç edileceğine ve Türkiye’yi cari fazla veren bir ülke konumuna yükselteceğine kesin gözüyle bakabiliriz.
Ama muhalefet mutsuz.
“10 yıl sonraki gazın bize bugün faydası ne ki?” deyip duruyorlar.
CHP’nin Ekonomisti Selin Sayek Böke söylüyor.
Diyelim ki 10 yıl sonra vatandaşa faydası olacak. 10 yıl sonra iktidara gelirsin, sen yaparsın primini.
Ama yok, kötülük kraliçesi zehir saçmalıdır.
Oysa doğalgaz ve petrol için yılda 40 milyar dolar ödeme yapan bir ülke olduğumuz dikkate alındığında böyle bir rezervin bulunması müthiş bir gelişme. İstihdam ve ekonomiye katkısını düşünün. Yakında yerli elektrikli otomobil ve yerli elektrikli traktörlerimizin üretim bandından çıkacağını, buna bağlı olarak Türkiye’nin dört bir yanında şarj dolum istasyonlarının açılacağınıtarımdaki mazot maliyetinin neredeyse sıfırlanacağını, tüm bu gelişmelerin enflasyona katkısını düşünün. Bunlar yalnızca birkaçı.
Ben ekonomist filan değilim. Ama bilirim ki yatırımcılar 30 yıllık plânlar yaparlar. Devlet, Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra “Karadeniz doğalgazının kâğıtları”nı satışa çıkarırsa, bunun BİST’te nasıl bir hareketlenme meydana getireceğini tahmin edebiliyor musunuz?
Kısaca Türkiye, 7 yıl sonra bile olsa faaliyete geçecek bu büyük Doğalgaz rezervinin menkul kıymetlendirmesini yapacaktır.
Ama en acıklı olan da CHP’nin ve tüm muhalefetin pek itibar ettiği, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Özgür Demirtaş’ın Twitter hesabından paylaştığı şu cümle:
“Dünyanın en büyük enerji rezervlerine sahip olan Venezuela’da, bir bidon petrol, bir tane Damak Çikolata bile etmiyor...”
Çok karın ağrısı çeken, Türkiye’nin yıllardır sabırla büyük yatırımlar yaparak sürdürdüğü sondaj çalışmalarından elde edilen sonuçtan büyük mutsuzluk duyan birinin ruh hâli.
Asıl acıklı olan ne biliyor musunuz?
Türkiye ile Venezuela arasındaki jeopolitik ve jeofizik farkları bilmeden, Türkiye’nin petrolü ve doğalgazı olmadan G-20 ülkeleri arasında 17. sırada olduğunu, satın alma paritesi bakımından da 13. sıraya yükseldiğini göz ardı ederek, yukarıda bir kısmını anlattığım enerji yatırımlarını, ülkenin yıllık 180 milyar dolarlık ihracatını, savunma sanayiinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdiğini, sağlık sektöründe pandemi sürecinde de görüldüğü üzere en gelişmiş ülkeler arasında öne çıkan bir ülke olduğunu dikkate almadan bu satırları yazabiliyor olması.
Özgür Demirtaş’ın Petro-Dolar sistemini silah gücüyle dünyada egemen kılarak Venezuela’nın petrol çıkarmasını engelleyen Amerikan Emperyalizminin ve Küresel Çete’nin Türkiye’deki mutemet adamları gibi konuşması çok ilginç.
Venezuela tabii ki petrolüne güvenerek başka alanlarda yatırım yapmadığı için kendine yetemeyen bir ülke. Tıpkı, muhtemel ki Özgür Bey’in çok sevdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan da öyle. Ellerinden petrolü al, dımdızlak ortada kalırlar. Peki, Türkiye öyle mi? Söyledik, Türkiye şimdiye kadar petrolü ve doğalgazı olmadan G-20 içinde yer aldı.
ABD 1971 yılında doların karşılığını altın olarak veremeyeceğini anlayınca yeni bir yöntem buldu. ABD doları giderek değer kaybediyordu ve hatta devalüe edildi. ABD askerî gücünü silah olarak kullandı ve Suudi Arabistan’a “Seni saldırılardan korurum ama petrolünü dolarla sat ve gelen paraları ABD bankalarına yatır” teklifi yaptı. İşte bu yöntem diğer petrol satıcısı OPEC ülkeleri tarafından da benimsenince, dolar dünyanın rezerv parası hâline geldi. İşte İran ve Venezuela bu sisteme hayır dediği için ABD ambargosu ve silah tehdidiyle karşı karşıya. İran, petrol kaynaklarının onda birini bile üretemiyor. Ürettiklerini satamıyor ambargo nedeniyle. Türkiye bu ABD ambargosuna hayır dediği için, başına darbe girişimi dâhil neler geldi.
Saddam ve Kaddafi de aynı şeyi denedi, akıbetlerini gördük.
Özgür Demirtaş bunları bilmiyorsa hiç hocalık filan yapmasın bence.
Çünkü aileler çocuklarını bu beyefendiye emanet ediyorlar.
Bu kadar mı kaybettiniz ülkenize aidiyetinizi?
Yazık bu milletin evlatlarına.
Çok yazık.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614968 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/614968.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT