BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sahte içkiden kitlesel ölümlerin sebebi ve içki fiyatları

Fuat Uğur
Facebook
Ortada bir trajedi var aslında. İnsanlar sanki bile bile ölüme atlıyorlar. Tıpkı tüm uyarılara, yapılan yayınlara rağmen hâlâ “Teröristler hesabınızı bloke etti, şu kadar para getirin” diyen polis yalanına inanan koskoca profesörler ve yazarlar olduğu gibi. Alkol tüketen halkımız da sürekli sahte içkiden ölümleri duyduğu hâlde birilerinin önerdiği ucuz fiyatlı içki şişelerini gözleri karararak üç beş kuruşa tamah ederek satın alıyorlar. Önce düşük fiyatı görünce kararan gözleri kör oluyor, sonra da ölüyorlar.
Çünkü cam silici, boya inceltici, antifriz üretimlerinde kullanılan metil alkolle üretilen sahte içkilerin kurbanı oluyorlar. Zamanında müdahale edilenler kör olarak kurtuluyorlar. Müdahalede gecikenler ise hayatlarından oluyor.
Son 15 gün içinde pandemiden ölümleri hatırlatırcasına 47 insanın sahte içki kaynaklı ölümlerine tanık olduk. Korkunç bir durum bu. Kimbilir kaç ocak dağıldı.
İçki ve sigara üretimini tekel olarak elinde bulunduran devlet bu yetkisini özel şirketlerle paylaşmaya başladığında içki tüketicileri sevindi ama hesaba katamadıkları bir durum vardı ortada. Devlet, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) adı altındaki uygulamasıyla içki fiyatlarına tarihî zirveler yaptırmaya başladı.
Devletin ÖTV’yi sigara ve içkiye bindirdikçe bindirmesinin bir nedeni vardı.
Hem tüketiminden caydırmak, hem de “Caymayanlar varsa da bedelini ödesinler. Hiç olmazsa devletin kasasına da böylece para girer” anlayışı.
Nitekim ilk şaşkınlıkla içki satışları düştü ama yüksek ÖTV nedeniyle devletin geliri azalmadı.
Ama bu yaklaşımın doğru olmadığı kısa sürede ortaya çıktı.
Bu ülkenin vatandaşlarının istatistiklere göre ezici bir çoğunluğu alkol kullanmıyor. Ama kullananlar da var ve bu istesek de istemesek de bir gerçek. Eğer bu yöntemle insanları alkolden vazgeçirmek planlanıyorsa ben size olan biteni anlatayım.
Google’dan kısa bir araştırma yapın, evde içki yapımı ile ilgili o kadar çok site var ki... Ev reçeli tarifi verir gibi evde içki yapımı tarifleri havada uçuşuyor. Bir tanesine göz gezdirdim. Bu işten çok iyi anladığı belli bir uzman hazırlamış siteyi. Bir hayli de cafcaflı bir site. Her çeşit içkinin evde nasıl yapılacağı son derece basit bir dille anlatılıyor. Soru yönelten yüzlerce kişiye ise site sahibi tek tek cevap veriyor kimlik bilgilerini gizli tutarak.
Yüksek içki fiyatlarını gören ve içkiye bir haftada 500-600 lira vermek istemeyen vatandaş da bu tarifleri bir güzel uyguluyor.
Ben size söyleyeyim.
En iyimser tahmine göre on binlerce kişi evde içki yapıyor. Adam alkolü bile evinde üretiyor.
ÖTV ile devlet kasasına girmesi beklenen para da böylece düştükçe düşüyor. Bir de istatistiklere bakıp “Aaa, ne güzel alkol tüketimi azalıyor” diye seviniyorsun.
Anlatsam inanamazsınız, gelir durumu iyi olanlar bile bunu yapıyor.
Yapamayanlar, uğraşamayanlar ya da kendini gözü açık zannedenler de “Abi bak yeni kaçak içki geldi, fiyatı diğerinden 100 lira daha ucuz” diyen tekel bayisinin dolduruşuyla metil alkollü sahte içkiyi alıp gövdeye indirince bu dünyada kör olan gözlerini öteki dünyada açıyor.
Bu durumda ne oluyor?
Devletin “sağlığını kaybetmesin” diyerek alkolden yüksek fiyatla korumayı amaçladığı vatandaş, bağımlılığının tetiklediği hırsına yenilerek hayatını kaybediyor. İronik ama hem hayatını kaybediyor hem de günahkâr bir kul olarak bu hayata veda ediyor.
Birileri “Zıkkım içsinler, ölürlerse ölsünler” diyebilir ama devletin birinci görevi kim olursa olsun vatandaşını korumak olmalı. Zaten dediğim gibi işi bilenlere hiçbir şey olmuyor. Baktığın zaman keyifler yerinde. Dolayısıyla içki fiyatlarını artırarak değil, farklı vazgeçirme yollarıyla mücadele edilmeli alkol tüketimi ile. Sigara ile mücadelede olduğu gibi. Okullar bunun için çok önemli mecralar.
Nitekim sigara kullananların sayısında okullardaki eğitim ve tanıtımla birlikte hayli azalma var.
Önceden de yazdım, seçilen yol yanlış. Kafayı kuma gömmeden meseleye doğru bakalım.
 
AYM; toplantı saat 17.00’de, tweet 20.00’den sonra
 
Anayasa Mahkemesi (AYM) üyesi Engin Yıldırım’ın “Işıklar yanıyor” yazan ve AYM binasını ışıklar içinde gösteren tweeti ile ilgili tartışmalar sürerken şunu yazmıştım:
“AYM’nin, Can Dündar’ın ihanetinin arkasındaki isim olan Enis Berberoğlu ile ilgili verdiği hak ihlali kararı ise son iki gündür tartışma konusuydu. Çünkü yerel mahkeme yeniden milletvekili olmasının önünü tıkayan kararını kaldırmadı ve AYM’ye direnerek yeniden yargılama yapmayı reddetti. AYM bu satırların yazıldığı sırada yerel mahkemenin kararını görüşüyordu. AYM bu toplantı sonucunda nasıl bir karar alır ve açıklama yapar şu anda bilmiyorum. Ama şundan eminim. Eğer Engin Yıldırım pırtlayıp arıza vermeseydi, yani böylece kimi AYM üyelerinin niteliği hakkında açık fikir sahibi olmasaydık, çok daha sert ve muhalefetin üzerinde tepineceği bir açıklama yayınlanacaktı. Engin Yıldırım’ın sözünü ettiği de işte o açıklamanın hazırlandığı gecenin ışıklarıydı.”
Bu yazdıklarımı iktidara yakın gazetelerin bazı yazarları (Bana atıfta bulunan Ahmet Kekeç dostum dışında) ve haber müdürleri sanki kendi edindikleri istihbaratmış gibi yazdılar verdiğim bilgiyi.
Ama bu konuda istihbaratı biraz daha derinleştirince farklı bir bilgiye daha ulaştım.
Yerel Mahkemenin direnme kararı üzerine sert bir açıklama hazırlamak için Anayasa Mahkemesi’nde toplantı yapılacağı o gün saat 17.00’de belli olmuştu. Engin Yıldırım ise bildiğiniz üzere saat 20.00’den sonra tweet atmıştı. Yani, AYM’nin hükûmeti yerden yere vuracak açıklamasının hazırlanmasından heyecanlara kapılmıştı ve içindeki troll’ü tutamayarak o paylaşımı yapmıştı.
Geçmişte de pek çok arızası bulunan, kız kardeşi FETÖ’den yargılanan, Süleyman Soylu ile bisiklet polemiğine giren bir isim Engin Yıldırım.
O gün mutluluktan kendinden taşarak o paylaşımı yapan Engin Yıldırım, “Işıklar yanıyor” lafının ne anlama geldiğini çok iyi bilecek ehliyete sahip. Sonuçta Türkiye’ye hükmetmeye çalışan koskoca bir yüksek yargı organının üyesi kendisi.
“Karınızı aldatacağınıza ikinciyi alın” diyen bir GATA başhekim yardımcısı için kıyamet koptu, görevinden alındı. Adam tabiplikten bile çıkarılmaya çalışılıyor. Ama onun bu açıklamasının “tehlikesi”, 15 Temmuz’u yaşamış bu ülke için “Işıklar yanıyor” mesajının tehlikesi yanında eğlenceli bir geyik malzemesi sayılır sadece.
Engin Yıldırım’a sesleniyorum:
Hükûmet sizi görevden alamaz. Ama siz orada oldukça AYM’nin alacağı her karar artık tartışmalı hâle gelecektir. Çünkü bu kuruma gölge düşürdünüz, AYM üyelerini de zan altında bıraktınız. Bu yüzden birazcık hukuka saygınız varsa istifa edin.
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615799 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/615799.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT