Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
İnsandan makineye yeni gladyo
0:00 0:00
1x
a- | +A

“Makineler, Binbir Gece Masalları’ndaki lamba cini gibidir. Sahibi için güzel ve yararlı; düşmanları için çirkin ve tehlikeli...”

Yukarıdaki kısa alıntı, sayıları çok nadir olan merhametli İngilizlerden biri, filozof Bertrand Russell’ın Sorgulayan Denemeler adlı kitabından. 1928’de basılan bu kitap, 1995’de TÜBİTAK tarafından tercüme edilip yayımlandı. Bende sarı kapaklı 1997 baskısı mevcut.

Russell’ın bu satırları yazdığı dönemden yalnızca altı sene önce, yani 1922’de ilk yalan makinesi deneyleri William Moulton Marston, Elizabeth Holloway ve Olive Bryne tarafından gerçekleştirildi. Bu ilk deneyin üzerinden Holloway’ın ömrü kadar bir süre geçmişken, 2022’de ilk yapay zekâ uygulaması ChatGPT piyasaya sürüldü. Holloway 100, Bryne 86 yaşına kadar yaşadı. Marston ise neredeyse onların yarı ömründe, 53’ünde terki dünya eyledi.

Yalan makinesinden yapay zekâya, kasaturadan kuantum fiziğine, insandan makineye doğru bireyin ve devletin son yüzyıllık tekâmülüne bile baksak insanlar ve devletler açısından belki de tarihin en kritik evresinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Devletler harici yeni bir güç merkezi oluştu: Küresel sermaye. Parayı kontrol ediyordu, şimdi bilgiyi yapay zekâ ile kontrol etmek istiyor, sonraki aşama robot ordulardan müteşekkil yeni bir küresel gladyo sistemi kurmak. Burada Russell’ın alegorisine geri dönelim. Yapay zekâ, kimin için bir lamba cini? Elbette kapitalist üreticileri için... Ama bireyler ve devletler için daha şimdiden astarı yüzünden pahalıya gelmeye başladı.

YAPAY ZEKÂ İŞ GÜCÜ DÜŞMANI

2022’yi milat kabul edersek yapay zekâ teknolojisi, hayatımıza doğrudan gireli dört sene oldu. Gençler YZ’den bilgi, yetişkinler para, yaşlılarsa sağlık istiyordu. Ne var ki henüz ne bilgi ne para ne de sağlık konusunda insanlık olarak YZ’den bir şey kazanmış değiliz. Para kazandırmıyor; bilakis rızka mani oluyor. Bilgiyi tahrif ediyor, yönlendiriyor. En yararlı olduğu alan sağlık. Onda da kötümser senaryoda insanlığın sıhhatini/bekasını YZ’ye bırakmış oluyoruz.

İsviçreli finans devi UBS tarafından hazırlanan bir rapor, YZ’nin rızka mani olduğunu ispatlıyor: Şu ana kadar bile iş gücünü yüzde 26 düşürdü. Yapay zekâ, kapitalist bir proje olarak da abartılıyor. Fazla enerji harcıyor, çok yatırım istiyor; bunun da kanıtı JPMorgan’ın raporu. Rapora göre YZ yatırımlarının 2030’da kâra dönmesi için 650 milyar dolar lazım. Dipsiz bir mali kuyu.

YZ şirketlerinden en pahalısı olan OpenAI’ın piyasa değeri 157 milyar dolar. Listeye girenler arasında beş ABD firması var. Dipsiz mali kuyuyu doldurmak için OpenAI; henüz olgunlaşmamış ürünlerini, misal bir robotu piyasaya sürmeye teşne. Bu da eşyanın tabiatına aykırı bir şey değil. Para -tarihin istisnai dönemleri hariç- her zaman bilgiden daha aceleci olmuştur.

MİT BAŞKANI CYBORG’LERDEN SÖZ EDİYOR

Türkiye gibi muhtemel tehditler konusunda sezgileri güçlü ülkeler başta olmak üzere ulus devletler bütün bunlardan rahatsız. Çünkü hepimizin malumu olduğu üzere yapay zekânın hâlen bir etiği yok, bu işi denetleyecek uluslararası kurum da yok. Küresel teknoloji şirketleri de giderek oligarşik bir yapıya bürünüyor.

Boşuna değil, MİT Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın 15 Temmuz’un onuncu yıl dönümünde yaptığı konuşmada şu derin ve çarpıcı cümleleri sarf etmesi:

“Yapay zekâ, insanın ortaya koyduğu bilgiyi taklit edip yeniden sunan bir şey mi, yoksa kendi kendine yeni tezler ve cümleler üreten bir yapı mı? Bu hâliyle devam ederse çok yakında insanın yanına değil, yerine gelen humanoid ve cyborg gibi yapıları her yerde görmeye başlayacağız. Yeni teknolojiler, kendilerini ehlileştirmemize izin vermiyor. Kendi kimlik iddialarıyla hayatlarımızı kuşatıyorlar. Bu sınırı nerede çizeceğimiz konusunda hiç kimsenin elinde net bir yol haritası yok.”

MİT Başkanı Kalın, 10 Ocak 2024’te de yapay zekâ için ‘dijital atom bombası’ teşbihini kullanmıştı. Evet; tehlikeli bir bomba. Çünkü insanlık olarak yapay zekânın etiğinin -adı ile uyumsuz biçimde- doğallıkla oluşmasını bekliyor gibiyiz. Ama olmayacak. İşin hukukunu baştan kurmak lazım. Sonuçta YZ derken uçak veya kepçe motorundan değil, medarı iftiharımız matematikçi Cahit Arf’ın deyişi ile ‘düşünebilen makineler’den bahsediyoruz.

Tüm bu nedenlerle artık gladyoyu, NATO’dan ve ulus devletlerden ziyade küresel sermaye içinde, teknoloji tröstlerinde arayacağız. YZ’nin üreticileri, paradan sonra bilgiyi de kontrol etmeyi amaçlıyor. YZ konusunda küresel sermaye ile tam entegre hareket eden tek bir devlet var: İsrail. Sebebi de açık: Teknoloji kapitalizmine yerleşmiş siyonist sermaye, diğer bütün ulus devletler (ABD de dâhil) zayıflarken kendini ve İsrail’i güçlendirmeyi umuyor.

Ulus devletler ise yapay zekâ etiği konusunda henüz inisiyatif alabilmiş değil. Ama bu, uzun sürmeyecektir. “Yapay zekâyı, şirketler mi yönetecek yoksa devletler mi?” sorusunun cevabını bulmak için bir çatışma kaçınılmaz.

İşin bir de teknoloji bağımlılığı boyutu var; üzerine roman yazılır, ama biz şimdilik imayla geçiştirmekle yetinelim. Yazıyı toparlarken robot kelimesinin de yine bir romandan türeme olduğunu yazmalıyım. Çekçe’de ‘gönülsüz işçi’ anlamına gelen robot sözcüğü, ilk olarak 1920’de Karel Čapek tarafından Rossum’un Evrensel Robotları adlı romanda kullanıldı. İsmi, bu yazının dili ile başlığa uyarlarsak ‘yeni gladyonun küresel robotları’ diyebiliriz. Ezcümle insandan makineye tekâmülün tehlikelerini çok geç olmadan görmeli ve tedbir almalıyız.

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...