Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Orta Koridor, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu: ...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Mahmut Kemal Aydın
İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı

Kastamonu ilimizin, Devrekani ilçesinin bir dağ köyünde dünyaya geldim. Daha çocuktum, 1970’li yılların başlarıydı. Büyükbabam çiftçilik yapardı. Köylülerin mühim işlerinden olan harmanları bitirmiş, samanı samanlığa, mahsulü ambara koymuştuk. Bir akşam, rahmetli büyükbabam köy camiine akşam namazına gidiyordu. Hava tam manasıyla kararmamıştı. Büyükbabamdan beni de götürmesini istemiştim. O da “tamam” demişti. Yamaçta olan köyümüzün alt tarafından Kastamonu’ya doğru giden toprak yol vardı. O taraftan çıngırak sesleri geliyordu. Bir de baktım; kırk civarında katır, sırtlarında yük, tek sıra hâlinde gidiyorlardı. Büyükbabama katırların nereye gittiklerini sorduğumda, bunun bir katır kervanı olduğunu, İnebolu’dan Kastamonu’ya mal taşıdıklarını söylemişti. İşte, bugüne kadar, ilk ve son defa, o zaman bir kervan görmüştüm. Hiç unutmuyor, bugünkü gibi hatırlıyorum.

Kervan, kervan yokları, kervansaraylar konusunda çocukluğumdan bu yana ne bulduysam okudum. Şimdi de bu minvalde Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu’nu; Orta Koridorla ilişkilendirerek ele almak isterim…

Bugün modern lojistik ağlarının, yüksek hızlı demiryollarının ve dev limanların konuşulduğu bir asırda katır kervanı hatırası mazide kalmış gibi düşünülebilir. Oysa yıllar sonra uluslararası ticaret koridorları üzerine çalışırken fark ettim ki, değişen sadece taşıma araçlarıdır. Değişmeyen ise yolların milletlerin hayat seyrini tayin eden gücüdür.

Tarih boyunca ticaret yollarına hâkim olan devletler, yalnızca ekonomik bakımdan değil, siyasi ve kültürel açıdan da güç kazanmışlardır. Çin'den Akdeniz'e uzanan İpek Yolu, Baharat Yolu, Kral Yolu ve Anadolu kervan yolları; malların yanında fikirleri, inançları, ilmi birikimi ve medeniyetleri de taşımıştır. Anadolu'nun tarih boyunca taşıdığı stratejik önem, büyük ölçüde bu yolların kavşak noktasında bulunmasından kaynaklanmıştır.

Selçuklular devrinde inşa edilen yollar, hanlar, kervansaraylar ve buralarda alınan tedbirler, güvenli ticaretin en önemli güvenceleriydi. Osmanlı Devleti de yolları, limanları ve demiryollarını yalnızca ulaştırma yatırımı olarak değil, devletin iktisadi ve siyasi gücünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmiştir. Tarih bize açıkça göstermektedir ki yolların emniyeti arttıkça ticaret gelişmiş, ticaret geliştikçe şehirler büyümüş ve böylece medeniyet güç kazanmıştır.

Bugün ise dünya yeni bir jeoekonomik döneme girmiştir. Global ticaretin ağırlık merkezinin Asya kıtasına kayması, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ihtiyacı, Rusya-Ukrayna Savaşı, Kızıldeniz'de yaşanan güvenlik problemleri ve lojistikte ortaya çıkan kırılganlıklar, devletleri alternatif ulaştırma güzergâhları geliştirmeye yöneltmiştir. Artık koridorlar sadece yük taşımamakta; ekonomik güvenliği, enerji arzını ve jeopolitik dengeleri de şekillendirmektedir.

Bu yeni dönemde Türkiye, coğrafi konumunun sunduğu avantajı stratejik bir değere dönüştürebilecek ülkelerin başında gelmektedir. Asya ile Avrupa'nın, Karadeniz ile Akdeniz'in, Kafkasya ile Orta Doğu'nun kesişme noktasında yer alan Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de uluslararası ticaret ağlarının merkezinde bulunma potansiyeline sahiptir.

ORTA KORİDOR NEDİR?

Bu çerçevede son yıllarda en fazla dikkat çeken girişimlerden biri Orta Koridordur. Teknik adıyla Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru, Çin'den başlayarak Orta Asya, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye'ye, buradan da Avrupa'ya uzanan çok modlu bir ulaştırma ağıdır. Demiryolu, karayolu ve denizyolunu bir araya getiren bu güzergâh, Asya ile Avrupa arasındaki ticarete alternatif ve güvenilir bir hat sunmaktadır.

Orta Koridor çoğu zaman yalnızca Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ile irtibatlandırılmaktadır. Oysa bu değerlendirme eksiktir. Orta Koridor, Kuşak ve Yol Girişimi ile kesişen önemli güzergâhlardan biri olmakla birlikte; Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Orta Asya ülkelerinin ortak ulaştırma vizyonunun da temel unsurlarından biridir. Bu yönüyle Orta Koridor, tek bir ülkenin projesinden ziyade, çok taraflı iş birliğine dayanan bölgesel bir bağlantı sistemidir.

Türkiye açısından bakıldığında Orta Koridor'un değeri yalnızca transit taşımacılıktan ibaret değildir. Bu güzergâh; ihracatın artırılması, lojistik sektörünün geliştirilmesi, sanayi üretiminin desteklenmesi ve ülkemizin global tedarik zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi bakımından mühim fırsatlar sunmaktadır. Nitekim son yıllarda Marmaray, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, modern liman yatırımları ve lojistik merkezler gibi projeler, Türkiye'nin bu vizyona yönelik altyapısını önemli ölçüde güçlendirmiştir.

ZENGEZUR KORİDORU

Orta Koridor'un etkinliğini artıracak en önemli halkalardan biri ise hiç şüphesiz Zengezur Koridoru’dur. Azerbaycan'ın batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında doğrudan kara ve demiryolu bağlantısı kurulmasını öngören bu proje, yalnızca iki bölgeyi birbirine bağlayan bir ulaşım hattı olarak değerlendirilmemelidir. Koridorun hayata geçirilmesi, Türkiye ile Nahçıvan ve Azerbaycan arasındaki kara ulaşımını güçlendirecek; Hazar Havzası üzerinden Orta Asya'ya uzanan ticaret ağının daha etkin işlemesine katkı sağlayacaktır. Bu yönüyle Zengezur Koridoru, Orta Koridor'un Kafkasya'daki en önemli tamamlayıcı unsurlarından biri olma potansiyelini taşımaktadır. Diğer taraftan, Zengezur Koridoru gerçekleştiğinde, Ermenistan Devleti de dünyaya açılacak, ekonomisi gelişmeye başlayacaktır.

Bununla birlikte, Zengezur Koridoru'nun sadece teknik ve ekonomik bir proje olmadığı da unutulmamalıdır. Koridorun geleceği; Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesine, uluslararası hukuka uygun çözümlerin geliştirilmesine ve bölgesel istikrarın güçlenmesine bağlıdır. Dolayısıyla burada başarıyı belirleyecek unsur sadece inşa edilecek demiryolları ve karayolları değil, aynı zamanda diplomasinin ortaya koyacağı iradedir.

KALKINMA YOLU PROJESİ

Türkiye'nin jeostratejik vizyonunu tamamlayan bir diğer önemli teşebbüs ise Kalkınma Yolu Projesidir. Basra Körfezi'ndeki Büyük Faw Limanı'ndan başlayarak Irak üzerinden Türkiye'ye ve buradan da Avrupa'ya uzanması planlanan proje, Körfez bölgesini Avrupa pazarlarına en kısa ve güvenli güzergâhlardan biriyle buluşturmayı hedeflemektedir. Demiryolu ve otoyolu birlikte içeren bu hat, yalnızca yeni bir ulaştırma koridoru değil; aynı zamanda bölgesel ekonomik iş birliğini güçlendirecek stratejik bir kalkınma projesidir.

Zaman zaman Orta Koridor ile Kalkınma Yolu'nun birbirine rakip olduğu yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Oysa jeoekonomik açıdan bakıldığında, bu iki girişim birbirini tamamlamaktadır. Orta Koridor, Çin ve Orta Asya'dan Avrupa'ya uzanan doğu-batı eksenini güçlendirirken; Kalkınma Yolu, Basra Körfezi ve Orta Doğu'yu kuzey-güney doğrultusunda Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlamaktadır. Böylece Türkiye, yalnızca iki kıta arasında değil; dört ana yönü birbirine bağlayan global bir lojistik merkez olma imkânını elde etmektedir.

Bu tabloya Türkiye'nin son yirmi yılda gerçekleştirdiği büyük ulaştırma yatırımları da eklendiğinde ortaya dikkat çekici bir bütünlük çıkmaktadır. Marmaray, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Filyos Limanı, Mersin ve İskenderun limanlarında yapılan kapasite artırımları ile lojistik merkez yatırımları, bugün konuştuğumuz koridor projelerinin altyapısını büyük ölçüde hazırlamıştır. Bu sebeple Orta Koridor ve Kalkınma Yolu, birbirinden bağımsız ulaştırma projeleri değil; uzun vadeli bir stratejik vizyonun birbirini tamamlayan halkaları olarak görülmelidir.

Orta Koridor, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu: Medeniyetler, yolların kesiştiği yerde yükselir
Başlık ResmiOrta Koridor, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu: Medeniyetler, yolların kesiştiği yerde yükselir

BAŞKA BİR BOYUT: ENERJİ KORİDORU MU?

Koridorların stratejik önemini artıran bir diğer unsur ise enerji güvenliğidir. Günümüzde petrol ve doğal gaz boru hatları, elektrik iletim sistemleri ve yenilenebilir enerji bağlantıları da en az ticaret yolları kadar belirleyici hâle gelmiştir. Avrupa'nın enerji kaynaklarını çeşitlendirme arayışları, Hazar Havzası, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki enerji rezervlerinin güvenli güzergâhlarla taşınmasını daha da önemli kılmıştır. Türkiye ise coğrafi konumu sayesinde bu enerji havzaları ile Avrupa arasında doğal bir köprü vazifesi görmektedir.

Son yıllarda uluslararası enerji literatüründe, “Enerji Koridoru” ve “Enerji Merkezi (Hub)” tabirleri sıkça kullanılmaktadır.

İşte Türkiye'nin önündeki en önemli stratejik hedeflerden biri de bu ayrımı doğru okuyabilmektir.

Enerji koridoru; petrolün, doğal gazın, elektriğin bir ülkeden geçerek başka ülkelere ulaştırıldığı ulaştırma sistemidir. Bu modelde ülke; sadece, transit hizmet verir, altyapı işletir, enerji akışının güvenliğini sağlar. Ancak, enerjinin fiyatı çoğu zaman başka piyasalarda oluşur.

Enerji merkezi (Hub) ise bundan çok daha ileri bir aşama olup, bir enerji merkezinde; farklı ülkelerden gelen enerji bir araya gelir, depolanır, alınıp satılır, ticareti yapılır, fiyat oluşturulur, finansal işlemler gerçekleştirilir. Yani enerji artık yalnızca “geçmez”, aynı zamanda “ekonomik değer” üretir.

Dolayısıyla, Türkiye'nin enerji sahasında bir enerji merkezi (Hub) hâline gelebilmesi için, bu dönüşümü yakından takip etmesi ve gerekli altyapıyı geliştirmesi gerekmektedir.

Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, TANAP ve TürkAkım gibi projeler, ülkemizin enerji sahasındaki jeostratejik rolünü pekiştirmiştir. Önümüzdeki yıllarda Kalkınma Yolu'nun enerji taşımacılığı bakımından da yeni imkânlar sunması hâlinde, ticaret koridorları ile enerji koridorları birbirini destekleyen iki temel unsur olarak öne çıkacaktır. Böylece Türkiye'nin transit ülke konumu, üretim, yatırım ve enerji güvenliği bakımından çok daha güçlü bir ekonomik değere dönüşebilecektir.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken temel bir gerçek vardır: Koridorlar tek başına refah üretmez. Asıl önemli olan, bu koridorların sağladığı imkânları sanayi, teknoloji, eğitim, lojistik ve yüksek katma değerli üretimle destekleyebilmektir. Tarih boyunca yollar üzerinde bulunan her devlet aynı ölçüde gelişmemiş; coğrafi avantajını güçlü kurumlarla ve üretim kapasitesiyle birleştirebilen milletler kalıcı başarı elde etmiştir.

Bugün Türkiye'nin önünde tarihî bir fırsat bulunmaktadır. Asırlar boyunca Asya ile Avrupa arasında köprü vazifesi gören Anadolu, yeniden şekillenen global ticaret ve enerji haritasında bir defa daha merkezî bir konuma yükselme imkânına sahiptir. Bu fırsatın kalıcı bir başarıya dönüşmesi ise yalnızca coğrafyanın sunduğu avantajlara değil; güçlü bir üretim ekonomisine, nitelikli insan kaynağına, teknoloji yatırımlarına ve uzun vadeli stratejik planlamaya bağlıdır.

Netice olarak; Orta Koridor, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu'nu birbirinden bağımsız projeler olarak değerlendirmek eksik bir yaklaşım olacaktır. Bu teşebbüsler, Türkiye'nin XXI. asırda üstlenebileceği jeoekonomik ve jeostratejik rolün birbirini tamamlayan parçalarıdır. Bu vizyonun başarıyla hayata geçirilmesi hâlinde; Türkiye, sadece kıtaları birbirine bağlayan bir transit ülke değil; ticaretin, üretimin, enerjinin ve diplomasinin buluştuğu küresel bir merkez olma yolunda önemli bir mesafe kat edecektir.

Tarih bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Medeniyetler, çoğu zaman yolların kesiştiği noktalarda yükselmiştir. Dün kervan yolları nasıl çağının medeniyetlerini şekillendirdiyse, bugün de ticaret ve enerji koridorları XXI. yüzyılın ekonomik ve siyasi dengelerini belirlemektedir. Mesele sadece yeni yollar inşa etmek değildir; o yolların hangi vizyonla değerlendirildiğidir.

Nitekim Osmanlı Devleti'nin Sultan II. Abdülhamid Han döneminde hayata geçirdiği Hicaz Demiryolu, yalnızca bir ulaştırma projesi değil; ekonomik, askeri, siyasi ve stratejik hedefleri bulunan büyük bir medeniyet hamlesiydi. Aradan geçen bir asra rağmen, ulaştırma hatlarının devletlerin hayatındaki belirleyici rolü değişmemiştir. Bugün yeniden gündeme gelen koridor projeleri de aynı tarihî perspektifle ele alınmalıdır.

Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...