BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kaptan Amerika’nın çocukları kurtarılmayı bekliyor

Fuat Uğur
Facebook
Türkiye’de muhalif olarak kendini tanımlayan kötücül ruh, Rusya’daki 19. Yüzyıl insan ruhuyla çok denk düşüyor.
Büyük Rus Yazarı İvan Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar” adlı başyapıtından aşağıdaki satırları okuduğumda, buna daha çok kanaat getirdim.
Toplumcu ve sevimli bir genç olan Arkadiy, amcası ve Bolşevik arkadaşı Bazarov tartışmaktadırlar:
“Size daha önce de söylemiştim amcacığım, biz otoriteleri kabul etmiyoruz” diye söze karıştı Arkadiy.
Bazarov “Biz, yararlı gördüğümüz şeylerin bize yön vermesiyle hareket ediyoruz” dedi ve devam etti: “Şu anda en yararlı şey inkâr etme, biz de inkâr ediyoruz.”
“Her şeyi mi?”
“Her şeyi.”
“Nasıl olur? Yalnız sanatı, şiiri değil... aynı zamanda... söylemesi bile korkunç...”
“Her şeyi” diye tekrarladı Bazarov, anlatılması zor bir sükûnetle...
Ana muhalefet partisinden bir ismin “Biz iktidar iyi bir şey de yapsa desteklemeyiz. Muhalefet olmanın gereği bu” dediğini hatırladım.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Millî Uzay Programı”nı açıklamasından sonra tüm muhalefet kaşarlarının sergilediği tutum, aradan neredeyse 200 yıl geçtikten sonra insana deja vü yaşatıyor.
Dün herkes Erdoğan’ın 2023’te Ay’a inmek lafına odaklandı ama o açıklamalarda pek çok önemli gelişmenin ipucu vardı. Örneğin marka değeri taşıyan uydu üretimi ve uzay teknolojisi geliştirme merkezi kurulması bunlardan ikisi.
Benim en çok dikkatimi çeken de Türkiye’ye ait bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirilecek olmasıydı. “Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi” nedir diye baktım. Şöyle deniliyor:
“TSK’nın uzay tabanlı bir projesi. Bağımsız çatışma zamanlarında devre dışı bırakılabilir mevcut yabancı sistemlerden TSK’ya barış, kriz ve askerî  operasyonlar boyunca ihtiyaç duyabilecekleri konumlandırma ve zamanlama bilgilerini sağlayan bir sistem.”
Çok ilginç doğrusu.
Tüm bu hedefler, aslında diğer teknolojik hamlelerin fitilini ateşleyecek ve Türkiye’yi bir üst lige çıkaracak. Önceki teknolojik birikimler, bugüne dek başardıklarımız şimdi bize uzay hamlesini yaptırıyor.
İHA ve SİHA teknolojileri neye hizmet etti sizce? Uzay teknolojisi hayata geçirilirken kuşkusuz ithal teknolojiden yararlanılacak.  Ama Millî Savunma Sanayii’ndeki millîleşme ve yerlileşme oranının bugün aynı yoldan giderek yüzde 70’lere vardığını düşünürsek, her yolun başlangıcında bunu doğal kabul etmek gerekir. Kaldı ki başlangıca göre birikimimiz çok daha fazla.
Muhalefetin kıtipiyoz yazarları ve vekilleri, katıldıkları CHP yandaşı kanallarda ve sosyal medyada “Millî Uzay Programı” ile bol bol alay ettiler, gülüp eğlendiler.
Bu ülkeye yakıştıramıyorlar büyük ülke olmayı.
Hele de 90 yıl boyunca aşağılayıp ezdikleri bir sosyal ve kültürel sınıftan gelen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Millî Savunma Sanayii’ni lokomotif güç olarak kullanarak bilim ve teknolojide katedilen aşamalara imza atması onları çıldırtıyor. Bu yüzden de atılan her büyük adımı itibarsızlaştırmaya ve milletin gözünde değersizleştirmeye çalışıyorlar zavallıca.
Şaşırtıcı değil. Onlar Türkiye’deki tüm teknolojik hamleleri kadük etmiş, engellemiş, yapanların burunlarından fitil fitil getirmiş bir ideolojik anlayışın ürünleri.
Vecihi Hürkuşlar, Nuri Killigiller, Nuri Demirağlar, Kemalettin Vardallar gibi onlarca bilim insanı ve girişimciye hayatları zindan edildi.
Amerika Birleşik Devletleri ile imzaladığı Marshall Yardımı anlaşmasından sonra Nuri Demirağ’ın ürettiği uçaklar yerine ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’nda ıskartaya çıkmış tapon uçaklarını alan İsmet İnönü’nün çocukları onlar. İnönü tarafından iflas ettirilen, ihracat yapması yasaklanan Nuri Demirağ’ın fabrikası en sonunda “gizli eller” tarafından yakılıp kül edildi. Nuri Killigil’in yeni motor ve makinelerle havan ve havan mermisi üretimi yapan fabrikası da 1946 yılında yine “gizli eller” tarafından üç kez patlatıldı ve fabrika çalışamaz hâle getirildi. Devrim Otomobili’nin filmi bile çekildi.
Seçimle iktidara gelemeseler bile yargıda, devlette, orduda, üniversitelerde kurdukları bürokratik yapıyla 90 yıl hükmeden rütbelilerin zulmünü millet olarak çok çektik. Ama artık o zulmü çekenlerin çocukları ve torunları; gerçek bir önderle, rütbeli sefilleri hemen ayırt edecek denli akıl, izan ve sağduyu sahibi. Ağzı çok yandı. Bu yüzden de ülkenin geleceğine yapılan her ciddi yatırımı, her projeyi destekliyor.
Evet, CHP yandaşı medya kaşarlarının çok eğleniyormuş gibi yapmalarını da ataları olan o sefil rütbelilerin kaybetmiş olmasına bağlıyorum.
Son umutları var:
Kaptan Amerika’nın kurtarmasını bekliyorlar kendilerini.
FETÖ Elebaşı Fetullah Gülen yıllar evvel Zaman’ın röportajcısı Nuriye Akman’a verdiği mülakatta “Bu dünya gemisinin dümeninde Amerika var. Ona rağmen dünyada hiçbir şey yapamazsınız. Eğer bu gemide gidecekseniz, Kaptan Amerika’dır demişti.
Evet, artık kimlerin kimlerle Kaptan Amerika’nın dümenindeki gemide olduğunu daha iyi biliyoruz, Biden’dan demokrasi dilenenler, Sorosçular, FETÖ muhibleri sayesinde.
Kaptan Amerika’nın kurtarılmayı bekleyen nesepsiz veletlerine üzücü bir haber daha verelim o zaman:
İlk yerli ve millî, yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu İMECE'nin entegrasyonu tamamlandı.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617551 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/617551.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT