BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Acılı Baba”ya ve CHP’deki Dilsiz Şeytanlara bir hatırlatma

Artık tezgâhladıkları provokasyonlar da küf kokuyor.
HDP İzmir il binasına yapılan saldırı tam da böyleydi. Saldırı ve cinayet duyulur duyulmaz asıl katil “Buradayım” diye bağırdı. Saldırganın suratından “Ben bu işler için formatlanmış bir tetikçiyim” ifadesi dökülüyordu sanki.
Beni asıl HDP il binasında çaycı annesinin yerine orada bulunduğu sırada öldürülen Deniz Poyraz’ın babası Abdülilah Poyraz’ın söyledikleri şaşırttı.
Baba’nın “Tayyip (Cumhurbaşkanı Erdoğan) ve ekibinin yapmaya çalıştığı; Osmanlı dönemi gibi tüm Kürdistan’a, Suriye’den, Irak’a saldırmak. Allah dağdakilere (teröristlere), gerillaya güç kuvvet versin. Deniz benim Deniz’im değil, Kürdistan’ın denizidir. Biz ne kadar bedel ödesek dağda tankların tüfenklerin karşısında olan aslanların (PKK’lılar) hakkını ödeyemeyiz. Allah onların mertebesini yükseltsin” demesi.
Bir provokatör tarafından hayatı sonlandırılan Deniz Poyraz’ın, arkasından yavrusu için yas tutamayacak kadar duygusuz bir anne ve babaya sahip olması ne acı.
Acılı babadır, ağzından çıkanı kulağı duymuyor demeyi çok isterdim. Ama PKK’lıları kastederek “Allah onları gökyüzüne ulaştırsın, mertebesini yükseltsin” diyen 'Baba’ya tek diyeceğim şu:
“Onların Allah inancı yok, Abdülilah Bey. Kızının katilleri hemen yanı başında. Sana bu lafları söyletenler. Ama ne yazık ki gerçeği gördüğünde vakit çok geçmiş olacak.”
Bu sözler sayesinde gelinen noktada nasıl zehirlenmiş ve düşmanlaştırılmış bir kitle olduğunu, ama yine onların demokrasinin konforundan sonuna kadar istifade ettiğini ve onlara bu konforu sağlayan devletin liderlerine nasıl iftira atıp hakaret edebildiklerini yeniden idrak ettik.
Bu yüzden şuursuzlukları.
HATIRLAYALIM:
Eren Bülbül, öğretmen Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz öğretmen, Zeynep Evin, 8 aylık hamile Mizgin Doru, Sultan Doru, üniversite sınavına hazırlanmak için gittikleri dershaneye atılan bombayla hayatlarını kaybeden Eren Şahin Eronat, Salih Ekinci, Melek İpek, Rıdvan Süer, Ferhat Mutlu ve Engin Taşkın ile veli Cengiz Kaya, İstanbul’da otobüs durağında katledilen Serap Eser, Bingöl’de canlı bombayla hayatını kaybeden Hatice Belgin ve oğlu Veysel, Derik Kaymakamı Muhammed Safitürk ve daha yüzlercesi. Artık katliam adlarıyla anılan bir sürü ilçemiz ve semtimiz var. Dayanabilirseniz detayları Anadolu Ajansı’nın linkinde mevcut.(*)
Çok kolay rasyonalize edebiliyorlar bu katliamları. Düşman diye niteledikleri Türkiye’yi yenmek için “T.C. vatandaşlarının ölmesi üzücü ama savaşın olağan akışı bunu zorunlu kılıyor” diye kendilerini rahatlatıyorlar.
O hâlde sormak gerek:
PKK’lıları gerilla, bu terör hareketini bir savaş olarak görüyorlar ve kendi ifadeleriyle T.C.’yi düşman devlet olarak tanımlıyorlarsa, o düşman devlet kendisiyle savaşan PKK ile birlikte destekçilerine de savaş şartlarını uygulamaz mı?
Uygulamayacağından çok eminler. İyi biliyorlar ki Fransa’da, ABD’de ve Almanya’da olsalar ve bunları yapsalar hayatları karartılır da Türkiye’de olmaz.
Ama asıl acı olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin hepinizce isimleri malum kişilerin, HDP baskınını iktidarın azmettirdiğini  söyleyebilecek bir kepazelik destanı yazmaları. Yapılanı bu bağlamda doğru anlamak gerekir.
Burada amaç sanki sivil siyaset şiddet yoluyla yok ediliyor izlenimini oluşturmak.
Aşağıda 40 kişinin ismi var. Çoğu ilçe başkanı, gençlik kolları başkanı, üye ve benzeri görevlerde bulunmuş AK Partililer.
PKK’lılar tarafından katledildiler.
AK Parti algı yönetimini iyi yapsaydı şehit edilen 40 AK Partili için CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP bu cinayetlerin kışkırtıcısı, azmettiricisi olarak nitelenirdi. Üstelik çok da haklı sebepleri olurdu bu konuda. Sonuçta PKK’yı da onun arkasındaki HDP’yi kışkırtan onlar değil mi?
PKK’nın HDP ile birlikte katlettiği AK Partili isimlere bakalım:
Mevlüt Bengi: 24 Haziran 2018’de seçimde AK Parti müşahidi olduğu için elektrik direğine asılarak katledildi.
Yunus Koca: 1 Haziran 2015’te Diyarbakır’da eczanesinin önünde katledildi. AK Parti Diyarbakır Gençlik kolları eski başkanı.
Naci Adıyaman: AK Parti Beytüşşebap ilçe teşkilatı gençlik kolları başkanıydı. 13 Ağustos 2016’da katledip cesedini yol kenarına bıraktılar. 'Cezalandırdık' diye de bir notla birlikte.
Ahmet Budak: AK Parti Hakkâri milletvekili adayı olduğu için evinin önünde katledildi… Tarih 9 Kasım 2016’ydı.
Aydın Muştu: 10 Ekim 2016’da Van’ın Özalp ilçesi başkanı olduğu için çocuklarının gözü önünde katledildi.
Aydın Ahi: Aydın Muştu’dan sonra Özalp İlçe Başkan Yardımcısı olunca o da katledildi. 2 Temmuz 2017.
Deryan Aktert: 11 Ekim 2016’da iş yerinin önünde katledildi. AK Parti Dicle İlçe Başkanıydı.
Orhan Mercan: AK Parti Dicle İlçe Başkan yardımcısı. 1 Temmuz 2017’de evinin önünde kadın kılığına giren PKK’lılar tarafından katledildi.
Ve 32 isim daha. Hepsi de AK Parti üyesi ve görevlisi...
HDP’ye yönelik bu provokatif saldırının sonunda coştular, “Katil devlet” diye sloganlar attılar bu planlı provokasyonu yapanlar kendi içlerinden pis pis sırıtırken.
Ama PKK’nın tüm katliamlarında sustular Dilsiz Şeytanlar gibi.
Yalnızca Dilsiz Şeytan değiller. Yatacak yerleri de yok.
.....
(*) https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/pkknin-sivil-katliamlari-hafizalardan-silinmiyor/1020357
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619459 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/619459.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT