BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Suriyeli sığınmacıların yüzde 65’i Misâk-ı Millî sınırlarımızın içinden geldi

Anlamı şu:

Gelen sığınmacıların yüzde 65’i, Osmanlı’nın son döneminde belirlenen MİSAK-I MİLLΠsınırlarımızın içinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyet’inin sınırlarını ne yazık ki bu hâliyle çizen 6 Ağustos 1924 tarihli Lozan Anlaşmasına kadar da vatandaşımız olanların çocukları ve torunları...

Bilgiyi devlet kaynaklarından edindim çünkü Suriyeli sığınmacıların doğum ve ikamet yerleri belli.

Ülkemizdeki Suriyeli sığınmacıların ataları yüzyıllardan beri Osmanlı Devleti’nin tebaasıydı malum.

 

MİSAK-I MİLLÎ’Yİ TEKRAR HATIRLAYALIM

 

Osmanlı Mebusan Meclisi’nin 17 Şubat 1920 tarihli oturumunda, 121 mebus tarafından imzalanan ve kabul edilen bir kararla belirlenen sınırlarımızın adıdır MİSÂK-I MİLLÎ. Karar, 1918 yılında imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında İngiliz, Fransız emperyalistleri tarafından Osmanlı topraklarının işgal edilmesini reddetmekteydi ve aşağıdaki harita ÇEKİLEBİLECEĞİMİZ SON SINIRLAR olarak belirtilmekteydi.

 

 

Yukarıda gördüğünüz bu haritada ülkemize gelen Suriyeli sığınmacıların yüzde 65’inin yaşadığı ve içlerinde bugün Türkiye’nin denetiminde güvenli bölgeler de olan Rakka, Deyr-i Zor, İdlib, Halep, Afrin, Musul, Kerkük, Cerablus, Telabyad, Sincar, Erbil, Ayn-el Arab Türkiye toprağı olarak gösterilmekteydi.

 

MİSÂK-I MİLLÎ’DE MUSTAFA KEMAL’İN ROLÜ

 

Mebus Hüseyin Kâzım Kadri Bey tarafından hazırlanan metni gören Kuvâ-yi Milliye taraftarı mebuslar hemen 12 Ocak 1920’de Ahd-i Millî isimli bir komisyon kurdular. O sırada hâlâ Erzurum Mebusu olan Mustafa Kemal Paşa da sekiz maddeden oluşan bir metni Rauf Bey'e (Orbay) gönderdi. Mebusan Meclisi, 28 Ocak 1920'de yaptığı toplantıda "Ahd-i Millî Beyannâmesi" adı verilen metni kabul etti. 17 Şubat 1920'de yapılan toplantıda mesele gündeme geldi. Edirne Mebusu Şeref Bey, konuşmasında bunun bir "MİSÂK-I MİLLÎ" olduğunu söyleyerek metni okudu. Misâk-ı Millî oy birliğiyle kabul edilip,  Fransızca tercümesi yabancı hükûmet ve meclislere gönderildi.

Bu karar üzerine İstanbul’u işgal eden İngilizler, son Meclis-i Mebusan’ı kuşattı ve milletvekillerini tutuklattı. Mebusan Meclisi, bu gelişmeler üzerine  "mebusluk vazifesinin yapılması için uygun bir ortam oluşuncaya kadar" çalışmalarına ara verdi.

 

1924’TE TBMM ÜYELERİNE YILBAŞI HEDİYESİ: MİSÂK-I MİLLΠHARİTASI

 

Bu bilgileri edindiğim tarihçi ve Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun yazdıklarına göre TBMM, 1924 yılında Lozan Anlaşması’nın imzalanmasından sonraki yıl bile yukarıdaki haritayı milletvekillerine yılbaşı hediyesi olarak dağıtmıştı. Bu haritaya göre 1924 itibarıyla Türkiye'nin 77 vilayeti vardı.

Mustafa Kemal, Misâk-ı Millî'nin sınırlarıyla ilgili şunu söylemişti:

"Misâk-ı Millî'mizde muayyen ve müspet bir hat yoktur. Kuvvet ve kudretimizle tespit edeceğimiz hat, hatt-ı hudut olacaktır.”

 

SURİYELİ SIĞINMACILARIN GÖZDEN KAÇIRILAN ETNİK DAĞILIMI

 

Bu arada bir önemli bilgiyi daha paylaşalım.

Devletteki verilere göre 3,7 milyon Suriyeli sığınmacının 180 bini Suriyeli Türkmen. DEAŞ saldırıları nedeniyle PYD kontrolü altındaki Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinden geçip ülkemize sığınan Suriyeli Kürtlerin sayısı ise 371 bin. Bu sayı daha sonra PKK uzantısı PYD’nin terörü ve baskısı nedeniyle gelenlerle birlikte 700 bini aştı. Sığınmacıların yaklaşık 100 bin kadarının da Hıristiyan, Çerkes ve Ezidi Suriyeliler olduğunu belirtelim. Bir kısmı; özellikle Hıristiyanlar ve Ezidiler Avrupa’ya geçtiler.

Suriyeli sığınmacı denildiğinde bu etnik dağılımı dikkate almadan fotoğrafı tam olarak göremeyiz. Meseleyi insani boyutundan çıkarıp Arap düşmanlığına dönüştüren etnik faşistlerin geçmişte yaptıklarını da unutmadık. Hatırlayın, Ayn-el Arab kapısına Suriyeli Kürtler yığıldığında yıllarca Suriyelileri ülkelerine gönderme propagandası ile oy devşiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Bu insanları neden sınırda bekletiyorsunuz, hemen alın” diye az cayırtı koparmamıştı. Sonra da başta PKK kuyrukçuları olmak üzere vekillerini o bölgeye göndermişti...

Çünkü onlar için insan hakları teferruat, etnik faşistlik esastı saklamaya bile lüzum görmedikleri açıklamalarıyla.

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN TORUNLARI ARTIK KENDİ EVLERİNE DÖNEBİLECEK

 

Evet, bugün ülkemize gelen Arap, Kürt, Türkmen, Çerkes, Hıristiyan, Ezidi; tüm Suriyeli sığınmacıların ataları MİSÂK-I MİLLΠsınırlarımızın içindeki vatandaşlarımız. Çanakkale Harbi’nde, resmî ya da gayriresmî canlarını ortaya koyan, İdlib, Hama, Halep vilayetlerimizden 7 bin 800 şehidin, 26 bin gazimizin torunları.

Hükûmet, Suriye’de çıkan iç savaş sonucu yaşadıkları topraklarını terk etmek zorunda kalan kadim vatandaşlarımızı yine güvenli bir ortam sağlayarak evlerine yerleştirecek. Onlar için tüm imkânları kullanacak. Ama bu durumu istismar edenler aradıkları kaosu bulamayacaklar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ferasetiyle.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626847 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/626847.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT