BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Norveç’te devlet eliyle çocuk katliamı!

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği başvurusuna Türkiye’nin koyduğu veto konuşulurken ve bu iki ülkenin terör örgütlerine kol kanat gerdiği belgelerle ispatlanırken bir diğer İskandinav ülkesi olan Norveç’i gözden kaçırmayalım. Geçtiğimiz günlerde Kandil’deki teröristle yaşadığı aşk ortaya çıkınca hakkındaki yargı kararını beklemeden arazi olup firar eden HDP’li milletvekili Semra Güzel de bu ülkede ortaya çıktı. Ayrıca FETÖ’cü teröristlerin en çok yuvalandığı ülkelerin başında geliyor Norveç.

Evet, Norveç’i bu anlamda atlamamak gerek.

Ama bu ülkenin bir özelliği daha var. İnsan hakları konusunda ahkâm kesen Avrupa Birliği’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tüm insan hakları ihlallerine göz yumduğu bir ülke. Özgür bir basın yok. Medya belli kartellerin elinde.

Şimdi bu ülkeye neden ÇOCUK KATLİAMCISI dediğimi anlatacağım size.

Norveç’in Barnavernet diye bir kurumu var. Sözlük anlamıyla bizde Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne karşılık gelmekte. Ama bizim kurumun yaptıklarıyla uzaktan yakından benzerliği yok.

Avrupa’da Gündem programını sunduğum sırada çok ilginç bir olayı fark ettim. Norveç’teki Türkler çocuklarını bu kuruma kaptırmamak için Türkiye’ye kaçıyorlardı. Çocukları korumak değil de sanki çocuk ticareti yapan bir “şirket” gibiydi.

Sistem şöyle kurulmuş:

Barnavernet’a devletten ve belediyelerden, kurum bünyesine “koruma” bahanesiyle aldıkları çocuk başına yüklü miktarlarda para ödeniyor.

Düşünün, Norveç’te 18 yaşın altında 1 milyon çocuk var ve bunların 60 bini kurumun elinde. Bunun sebebi de ortada dönen para. Çünkü devlet Barnavernet’ye çocuk başına 300 bin avro (2,5 milyon kron) para ödüyor. Dolayısıyla kurumdaki binlerce çalışanın maaşını, el konulan çocuklar ödüyor. Buna bir de çocuğa el koyan sosyal daire yetkilisinin her çocuk başına 150 bin kron prim (Yaklaşık 20 bin avro) aldığını eklersek çocukların ne kadar "cazip" hâle geldiğini anlayabilirsiniz. Nitekim her çocuk alınışında Barnavernet görevlilerinin pasta kesip kutlamaları bunun bir göstergesi. Bu arada çocuklar çocuk sevgisi ve merhametten dolayı değil, para kazanmak gayesindeki “Seçilmiş Norveçli ailelere” veriliyor. Çocuk başına yaklaşık 2000 avro ödüyorlar bu ailelere.

Çocukları ailelerinden koparma nedenlerini işitseniz aklınız şaşar! Programıma çıkardığım bir Türk aile “Kahvaltı masasına ekmekleri ince dilimleyip koyduğumuzu bir olumsuzluk olarak yazdılar” demişti. Norveçli bir genç adam; Ken Joar Olsen çocukluğunda ailesinden koparılmış, Barnavernet deniler örgütün yurduna kapatılmış ve tecavüze uğramıştı. Bu genç adam evlendikten sonra kendi çocuğuna da yine kurum tarafından el konulmuştu. Başına gelenleri gözyaşları içinde anlatmıştı.

Çocuk ticareti yapan bu örgüt ya da şirket ne derseniz deyin, özellikle de göçmen çocukları hedef alıyor. Rusları, Çekleri, Türkleri, Arapları, Hintleri, Rumenleri, hatta İngilizleri...

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ailelerin açtıkları davalar nedeniyle Norveç’i 15 kez mahkûm etti... Öte yandan çocukları ellerinden alınan aileler hem Norveç’te hem de dünyanın tüm başkentlerinde Norveç elçiliklerinin önünde protesto gösterileri yapıyorlar. Güdümlü Norveç basını bu gösterileri kesinlikle yayınlamıyor. Çek Cumhurbaşkanı Miloş Zeman, bir Çek vatandaşının çocuğunun ellerinden alınması nedeniyle Norveç büyükelçisini istenmeyen adam ilan edip sınır dışı etti.

Norveç ise AİHM kararlarına rağmen bildiğini okumaya devam ediyor. Çünkü yaptırımlar devede kulak onlar için.

Ama onlarla mücadele eden bir Norveçli daha var:

İnsan hakları savunucusu hukukçu MARİUS REİKERAS... 

Çocukların haklarını savunduğu için Marius Reikeras’ın başına gelmeyen kalmadı. Norveç tam bir polis devleti gibi hakkında yargı kararı olmadan para cezaları kesti, ikamet ettiği bölgeden dışarı çıkmasını yasakladı, avukatlık yapmasının önüne engeller koydu, sosyal medya hesaplarını kapattı…

O yılmıyor. Geçen gün bana bir mektup gönderdi. Onun yazdıklarını size aktaracağım, Norveç’in nasıl bir ÇOCUK KATLİAMCISI ülkeye dönüştüğünü görmek için yeterli veriler mevcut.

Marius mektubuna “Bu korkunç insan hakları suçları yüzünden birçok genç hayatını kaybediyor. Dün kendi şehrim Bergen’de, iradesi dışında kamu bakımına tabi tutulduktan sonra intihar nedeniyle hayatını kaybeden 13 yaşındaki Julianna’nın cenazesine katıldım. Acılı ailesine taziyelerimi bildirdim” diye başlıyor ve Barnavernet adlı çocuk ticareti örgütünde yaşanan cinayetlerinden birkaçını sıralıyor:

2019: 16 yaşındaki Shada, Stavenger şehrinin hemen dışındaki Vassoy’deki Çocuk Esirgeme Kurumu’nda ölü bulundu.

2017: Hanne ve Marie adlı iki çocuk Vestlundveien’deki gençlik merkezinde aşırı dozda uyuşturucudan öldü.

2016: Sogn og Fjordane ilçesindeki bir koruyucu aile evinde 12 yaşındaki bir kız çocuğu ölü bulundu!

2012: Hordland’daki Çocuk Esirgeme Kurumundan kaçan bir kız çocuğu Stavenger’in hemen dışında ölü bulundu.

2010: 15 yaşındaki Ragnild Helsengreen, Bergen’deki Çocuk Esirgeme Kurumundan kaçtı ve aşırı doz uyuşturucu nedeniyle ölü bulundu.

2009: Knut Michael adlı bir çocuk, Spydeberg’deki Çocuk Esirgeme Kurumunda ölü bulundu!

Marius bir not düşmüş, “Lütfen bunu paylaşın. Norveç’in insan haklarını nasıl ihlal ettiğini tüm dünya görsün” diyor.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
627951 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/627951.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT