BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Millî Eğitim’de sessiz bir devrim; Matematik ve Tabiat Okulları

Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda bir haber okuduk “Köy okulları yeniden açılacak” diye. Bu çok takdir gördü çünkü metropollere büyük göçün sonucu olarak geçilen taşımalı eğitim sistemi, ilkokulları kapatılan köylerdeki çocukları bir hayli mağdur etmişti. Hatta Millî Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Köyde 5 öğrenci bile olsa o okulu açacağız ve bir öğretmen görevlendireceğiz” denildi.

Tabii bu karar aylar evvelinden alınmış ve köy okullarında çalışmalar başlamıştı.

Bu okullardan ilki önceki gün açıldı.

Ama Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer Samsun’un Alanlı köyünde açılışı yaptığında biz bu okulların başka bir işlevsellikle kurulacağını da öğrenmiş olduk. Bu Türkiye’deki eğitim sistemi açısından son derece umut verici bir adımdı. Çünkü Samsun merkeze 27 kilometre uzaklıktaki Alanlı köyünde yeniden açılan okulun adı MATEMATİK VE TABİAT OKULU idi.

Mahmut Özer, açılışta yaptığı konuşmada bu okulların ana sınıfından ilköğretime, halk eğitimi merkezinden gençlik kampına; yani “Köy Yaşam Merkezleri”ne dönüştürüleceğini belirterek aktif biçimde kullanılacağını söyledi.

Özer’in şu sözleri bu okulların günümüz şartlarında nasıl ihtiyaç hâline geldiğini çok güzel özetliyordu:

“Özellikle Covid-19 salgını, yavaş yavaş köylere doğru yeniden dönüşün ilk adımlarını da tetiklemeye başladı ve özellikle artık bugün gündemimizde olan gıda tedarik zincirlerindeki problemler, tarımın tekrar canlanması, tarıma odaklanılması bu dönüşümü zorunlu kıldı. Millî Eğitim Bakanlığı olarak biz köy okullarımızın binalarını tekrar hayata kazandırma, köy yaşam merkezine dönüştürmeyle ilgili harekete geçtik. Yaklaşık 6 aydan beri Bakan Yardımcılarımız, genel müdürlerimiz, STK'lar ve diğer paydaşlarımızla konuyu tartıştık ve ilk adımı attık."

Samsun’daki açılışın görüntüleri, videosu Millî Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında yayınlandı. Ancak medyada yeterince değerlendirilemedi bu gelişme. Oysa gerçek bir devrim niteliği taşıyordu.

Benim haberdar olmam ise Samsun’daki yeğenim Bahar’ın eşi Cengiz Zengin’in bu okulda görevlendirilmesinden kaynaklıydı ve o bilgilendirdi beni. Marangozluk, teknoloji, müzik, resim ve pek çok alanda yetenekli olan ve çalışmaları bulunan Cengiz geçen yıl öğretmen olarak o okula tayin edilmişti ama detayları bilmiyordum doğrusu. Meğer okula tayini çıkıp gittiğinde terk edilmiş ve epey harap durumda bir okulla karşılaşmışlar. Kendisi gibi becerikli ve yetenekli öğretmen arkadaşlarıyla aylarca gece gündüz çalışarak, boya, badana, bahçe düzenlemesi, sıraların yapılması dâhil pek çok işi kendi elleriyle kotararak okulu hazırlamışlar. Ama tüm bunları yaparken Millî Eğitim Bakanlığı’nın, köy halkının, kimi hayırseverlerin büyük desteği olmuş. Zaten o hayırseverlerin arasında en çok desteği veren Samsun Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Recep Asal’ın adı da okula verilmiş. Bazı onarım ve ağır inşaat işlerini bir özel şirkete yaptırmışlar. Sonuçta bu yoğun uğraşın sonucunda okulun içinde 6 farklı atölye oluşturmuşlar. Okulun bahçesini de doğada kampçılık çalışması için hazırlamışlar ve bir de kuş gözlemevi yapmışlar.

Okulların diğer bir özelliği de kent merkezlerindeki ilköğretim okullarından gelecek öğrencilere açık olması. Bu süreç başlamış ve gelen öğrenciler oradan ayrılmak istememişler. Tabii onlara da gün boyunca, tarım, hayvancılık, matematik vb. alanlarda uygulamalı dersler veriliyor. Tohum bankacılığının, ata tohumlarının önemi anlatılıp nasıl kamp yapılacağı uygulamalı olarak öğretiliyor.

Açılan köy okullarının bir önceliği de okul öncesi eğitime erişimi artırmak. Bir yönetmelik değişikliği yapılarak köylerde ana sınıfı açılmasıyla ilgili on öğrenci şartı beşe düşürüldü. Böylece köylerde aileler çocuklarını anaokuluna gönderecekler ve bu durum onlara köy hayatının ağır çalışma şartlarında büyük imkân sağlayacak. Üçüncü adım olarak da bu okullar Halk Eğitim Merkezi işlevi görecek.

Türkiye hakikaten eğitimde yoluna yeni hikâyelerle devam etmekte. Bilim ve teknoloji üretimindeki yerli ve millî açılımlarla birlikte toplumun değerlerini içselleştirmiş gençleri bu güzel ülkeye kazandırmak için eğitimin önemi sonsuz.

Dokunarak, görerek, hissederek, çalışarak ve üreterek yapılan eğitimin ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Teknoloji, tarım ve ekolojiyi harmanlayarak eğitim veren bu okulların ülkemiz yetişmiş iş gücüne katkıları büyük olacak şüphesiz.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
628479 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/628479.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT