BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Suçun asli faili Rusya!..

 
İdlib coğrafyasında askerlerimize karşı, Suriye rejimi tarafından üçüncü ve en büyük saldırı gerçekleşti. Rejimin bu cüreti, elbette Rusya’nın himaye ve teşviklerinden kaynaklanıyor. Yani asli suç faili Rusya’dır!..
 
Rusya, çok pişkin bir biçimde, askerlerimize saldırının gerçekleştiği bölgede operasyon yapmadığını söylüyor… Daha da ötesi, Türkiye’nin kayıpları söz konusu olunca, ateşkes için önlemler bile aldığını da ilave ediyor. Hani derler ya, duy da inanma! Rusya’nın bu ilk numarası değil. Daha önce de, birçok defa kesin şekilde suçüstü yakalandı. Millî Savunma Bakanı Hulûsi Akar, intikal hâlindeki askerlerimizin durumu hakkında; karşı tarafa bilgi verildiği ve koordine edildiği hâlde, bu kalleş saldırının gerçekleştiğini açıkladı. Hatta ilk saldırının ardından gerekli ikaz yapıldığı hâlde, yardıma giden konvoya da, ambulanslar dâhil olmak üzere aynı kalleş saldırı, ikinci defa tekrarlandı… Aslına bakarsanız, Rusya’nın bu ikiyüzlü ve baştan aşağı sahte ve sinsi tavırları, tarihî seyir içinde çok ama çok iyi bildiğimiz “Moskofça”  bir durum! 2015 yılından beri, Suriye’de hemen her gün sivil halkı hunharca bombalayıp, peşinden hep ‘teröristleri hedef aldığını’ iddia eden Kremlin Yönetimi, aklı sıra birilerini kandırdığını sanıyor… Oysa her şey apaçık olarak ortada. Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın da, nihayet dile getirme cesareti gösterdiği üzere, Rusya ve Esad rejimi Suriye’de düpedüz savaş suçu işliyor. Beşar Esad’ın, er geç İnsan Hakları Mahkemesinde, insan kasabı Miloşeviç gibi mutlaka hesap vereceğini umuyorum. Ama bugünkü dünya düzeninde, BM’nin daimî üyesi olarak ne yazık ki Rusya için aynı şeyi düşünemiyorum. Lakin şuna inancım tam. Zulüm payidar olmaz. Koskoca Sovyet İmparatorluğu, Afganistan’ın dağlık coğrafyasında sert kayalara çarpıp paramparça olduğu gibi, Rusya da bir şekilde belasını bulacak ve darmadağın olacaktır…
Gelelim yine İdlib meselesine… Önceki günden itibaren, İdlib’de ve genel olarak Suriye’nin tamamında yepyeni bir durum tahakkuk etmiş bulunuyor. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Sadece Suriye için değil, Türkiye – Rusya ilişkileri bakımından da yepyeni bir sayfa açılmış oluyor. Putin’in kendi diplomasi tarzıyla, sahada fiilen güç devşirerek masada daha güçlü pozisyona sahip olma hesabının, Bağdat’tan değil ama Şam’dan döneceği görülecektir. Putin Rus İmparatorluğunun mirasçısı olma konumuyla, kendisinde bulunmayan şeyleri de pekâlâ vehmediyor olabilir. Fakat orta ve uzun vadede, Rus ekonomisi, bu şekilde Suriye meselesini sırtlayabilecek güce sahip değil. Dolayısıyla mevcut durum Putin ve Rusya hesabına uzun boylu sürdürülebilir değil. Afganistan acı tecrübesini de Putin herhâlde unutmuş olamaz!.. Putin, Suriye halkının da kendisine yapılan zulmü asla ve kat’a unutmayacağını kavrayabilecek birikime sahiptir. Halkını kıyımdan geçiren Baas rejimi, kendisini yine halkına karşı kollaması için çağırabilir. Fakat bu zalim rejimin kalıcı olamayacağı da gün gibi aşikâr…
Evet, asıl konumuza gelirsek, Türkiye; Suriye nüfusunun yarısından fazlasını topraklarından sürüp, en az bir milyon kişiyi de boğazlayan Baas rejiminin, kendisine yüklediği ağır faturanın cezasını çok yakıcı biçimde kesecektir. Daha önce bu köşede kaleme aldığımız üzere, Esad boynunu bıçağa sürtmüştür. Şu hâlde cüretkâr davranış mutlaka en sert biçimde karşılığını görecektir. Son yirmi dört saatte Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye coğrafyasında icra ettiği harekâtın neticelerini önümüzdeki günlerde gayet teferruatlı olarak öğreneceğiz. Diyeceksiniz ki, “aslî fail” olarak tanımladığınız Rusya ne olacak? Merak etmeyiniz her şeyin bir vakti – zamanı ve sırası vardır. Türkiye, kendisine vaki olan saldırıları gayet dikkatli biçimde kayıtlara geçirmiştir. Günü geldiğinde bunun hesabını da muhakkak soracaktır. Şunu da hemen ilave edelim ki, devlet işlerinde duygusallık ve acelecilik doğru ve makbul bir yaklaşım değildir. Önemli olan neticedir. Sabırlı olmamız gerekiyor.
Türkiye, Amerika’ya rağmen Barış Pınarı Harekâtı’nı nasıl gerçekleştirdi ise, Rusya’ya rağmen de, İdlib ve çevresiyle ilgili olarak icap eden her operasyonu hayata geçirecektir. Bu meyanda ne yazık ki, şehitler veriyoruz. Yüreğimiz yanıyor. Milletçe başımız sağ olsun. Şehitlerimize Allahü tealadan rahmet, yakınlarına sabır ve metanet niyaz ediyoruz. Ne çare ki, bu netameli coğrafyada, vatan ve istiklalimizi korumanın bedeli hiç de kolay değil. Şairin dediği gibi; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır…”
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612448 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/612448.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT