BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sinir yapma ne olur siyaset yap iktidar senin de olur

Melih Altınok
Facebook
Eşine de evlenmeden önce cinsel şiddet uyguladığını öğrendiğimiz, sosyal medyada tabancalı fotoğraflar paylaşan bir maganda 20 yaşındaki bir kıza tecavüz etmeye kalkıp vahşice öldürüyor.
Ciddi bir öfke kontrol problemi olduğu anlaşılan esnaf, arkadaşlarıyla eğlenen bir meslektaşımızı, sırf vitrinine kar topu attı diye kalbinden bıçaklayarak öldürüyor.
Bizler, günlerdir bu acı olaylar üzerine konuşmamızın bir farkındalık oluşturmasını, kadına şiddeti, sokak terörünü tartışmaya açmasını umuyoruz. Kendini muhalif olarak tanımlayan medya ve politik gruplarsa bu vakalardan siyasi rant devşirme peşinde.
Durup durup "ne oldu bize" diye soruyorlar.
Olan şudur. Eşit şartlarda yarıştıkları hâlde yenildikleri, kendileriyle denk görmedikleri için yönetmesine tahammül edemedikleri muhafazakâr iktidara karşı muhalefet argümanlarını tükettiler. Siyasal iktidarın oy kaybetmesine neden olacak mesuliyetlerinde seçmeni ikna edecek bir hata, eksik bulamadıkları için, tekrarından medet umdukları niyet okumalara sarılıyorlar. Yani, yönetme hakkını evrensel demokratik yollarla alamadıkları ülkeyi, bel altı vuruşlarla yönetilemez hâle getirmeye çabalıyorlar.
Utanma eşiği yüksek olanları, yukarıda bahsettiğimiz tecavüz girişimini ya da öfke cinayetini bizzat ülkenin Cumhurbaşkanının azmettirdiğini söylüyorlar. Evet, hem de ciddi ciddi dillendiriyorlar bunu. Hatta bu deli saçmalığını, basın özgürlüğünü layıkıyla kullanamadıklarını söyledikleri bir mecrada manşetlerine bile taşıyabiliyorlar.
Akademik kariyerlerinin sorumluluğunu hatırlayanları ya da inandırıcılık kaygısı taşıyanları bile aynı. Tek farkları, akla ziyan "katil Erdoğan" önermesini, sade suya tirit sosyolojik ve psikolojik terimlerle kafa bulandırarak dillendirmeleri.

Diğer liderler bir melekti yavrum

Buldukları boncuk şu:
"Erdoğan'ın üslubu ve söylemleri sert bu yüzden ülkedeki siyasi atmosfer gerginleşiyor. Dini ahlak üzerine vurguları da kadına şiddeti teşvik ediyor."
Doğru, hangimiz sert bir üslupla karşılaşınca gerilip arabamızın camına kar topu atan çocukları öldürmedik ya da hangimiz ahlak nutukları duyunca bir kadına tecavüz etmeye kalkıp cinayet işlemedi?
Kaldı ki, Erdoğan'ın üslubundaki sertliğini tartışan aktörler Buda falan mı? Ya da Erdoğan'ın söylemlerindeki moral vurguların içeriğini eleştirenlerin savunuları, insanlığın ortak birikimi olan evrensel doğrular falan mı?
Aradıkları "mülayim", orta yolcu "kurtarıcı" MHP lideri Devlet Bahçeli mi? Ülkedeki hakların kardeşliğini hedefleyen, 30 yıldır 50 bin insanımızın canına mal olan savaşı sonlandırmayı amaçlayan Çözüm Süreci'ni ihanet sayan barış güvercini mi? Kürsüden ip atmasıyla tanınan, hukuk dışına çıkan siyasi aktörleri ve onlarla "konuşmayı" seçen siyasileri "idam etmeyi vadeden" sakin güç mü?
Yoksa tecavüz girişimi sonrası yakılarak öldürülen Özgecan'ın ardından yaptığı açıklamada "adam işsiz kalınca ne yapacak gidip karısını dövecek tabii" şeklinde cümleler kuran empati ustası Kemal Kılıçdaroğlu mu? Sürekli deneyen ancak tam olarak beceremediği için masaya yumruğunu vurmayan ancak sertliğe istidatlı pasif agresif Gandi mi?
Belki de silahlı mücadele veren PKK'ya "kendilerine silah bırak diyemem şimdi" şeklindeki açıklamalarıyla tanıdığımız Selahattin Demirtaş'tadır aradığımız yumuşak söylem. Evet, kendisinin değil, örgüt liderinin ona itidal telkin ettiği "siyasi kanat liderinden" bahsediyorum.
"Medyamız ne güne duruyor" mu diyorlar? Haklılar, "Münevver Karabulut'un katiline empati" yazılarının mürekkebi henüz kurumamış olan yazarları, kadına şiddetin politik ve toplumsal nedenlerini onlara layıkıyla anlatmakta.

Eşitlikten geriliyorlar, yapacak bir şey yok

İşte böyle. Hâlleri mizahlık ama bizim gülecek hâlimiz kalmadı. İşin kötüsü gülünmedikleri için onlar da gergin. Halk yakındıkları sorunları hissetmediği, "öldük bittik" dedikleri şeyleri umursamadığı için de arkalarından yürümüyor. Vatandaş partilerine oy vermiyor, senelerdir kendilerine iktidar yüzü göstermiyor.
Ama yapacak bir şey yok.
Seçilmiş muhafazakâr siyasi liderlerin-partilerin, muhafazakâr politika üretme-tartışma hakkının kendisini suç sayanlar geriliyorlar diye kimse oyunu aldığı seçmeninin iradesini çöpe atacak değil.
Yıllarca çevrede tutulmuş, hakları gasbedilmiş Kürtlerin, dindarların, gayrimüslimlerin eşitlik mücadelesi seçkin azınlığın sinirlerini bozuyor diye insanlar da iade edilen kazanımlarından feragat etmeyecek.
E siyaset kanallarının açık olduğu eşit şartlarla girdikleri seçim yarışını kaybettikleri hâlde kendilerine iktidarı armağan edecek bir sistem de henüz keşfedilmediğine göre...
Çaresiz medenileşecekler. Demokrasiye, halkın iradesine, ötekinin yaşam hakkına, dünya görüşüne saygı göstermeyi öğrenecekler. İktidarı hak etmek için öldüresiye nefret ettikleri gibi çalışacaklar, halka dokunacaklar, çaba harcayacaklar, örgütlenecekler, siyaset yapacaklar. Bugüne değin darbelerin, muhtıraların, medyanın iktidarı armağan ettikleri için zahmetli iş tabii.
Ya da kendileri bilir. Ömür boyu bir garip seküler çileciliğin kollarında arabesk takılıp mutsuz olmak da özgürlükleri tabii.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
584928 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/melih-altinok/584928.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT