BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Gençler ecdadın izinde Balkanlar'a gidiyor

Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
Gençlik ve Spor Bakanlığı bugüne kadar yapılmamış projelere imza atıyor. Geçen yıl başlayan tematik kamplar "Lider Gençlik Kampları" adıyla bu yıl da devam ediyor. Üniversite eğitimlerine devam eden gençlerimiz Uluslararası İlişkiler, Tarih, Siyaset Bilimi, Edebiyat, Hukuk, Matematik gibi alanlarda Türkiye'nin çeşitli yerlerde düzenlenen kamplarda hem söz konusu alanlarda kendilerini geliştirme imkânı buluyorlar, hem de çeşitli sosyal faaliyetlere iştirak ediyorlar. Binlerce başarılı gencimiz, eğlenerek öğrenme fırsatını yakalıyor.
Tematik kamplar tüm hızıyla sürerken, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç bu yaz üniversiteli gençlerimiz için çok özel bir sürprizi de hayata geçirmeye hazırlanıyor. Türkiye'nin her yerinden başarılı üniversite öğrencileri Haziran ayında Balkanlar'a götürülüyor. Sekiz ülkeyi kapsayacak gezi projesinin önemli bir gerekçesi var: Gençlere Balkanlar'daki ecdad izlerini tanıtmak.
Gerçekten de, ilkokul yıllarından itibaren sosyal bilgiler ve tarih derslerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar ve Orta Avrupa'daki fütuhatını, atalarımızın "Rumeli" olarak isimlendirdiği bu toprakları adım adım nasıl yurt haline getirdiğini öğrendik durduk. Ama çok azımız bu kadim vatan parçasını görme, kitaplardan ve derslerden öğrendiğimiz yerleri dolaşabilme imkânı bulduk.
Coğrafya, tarih ve uluslararası ilişkiler eğitiminin ayrılmaz parçasıdır. Karlofça denildiğinde çoğumuzun aklına Karlofça Antlaşması'nın tarihi geliverir. Budin, Osmanlı'nın Habsburglar karşısındaki büyük zaferlerinin sembolüdür. Sırpsındığı, Varna, Mohaç, "fatihan"ın Haçlı ordularını bozguna uğrattığı yerlerdir. Kosova Murad Hüdavendigar'ın şehadet şerbetini içtiği, Niğbolu Bayezid'in "Yıldırım"laştığı, Selanik Mustafa Kemal'in doğduğu, Kanije, cesaretin zekâyla birleştiği, Estergon hüzünle tüllenen mekânlardır. Orta ve Yüksek Öğretimdeki öğrencilerimize bütün bu yer isimlerini ezberletiriz de, bunların bugün nerelerde bulunduklarını ancak çok dikkatli öğrenciler bilirler.
Harita üzerinde İstanbul'u merkez alarak batıya doğru 500 km yarıçaplı bir yarım daire çizseniz, yukarıdaki yerlerin çoğunun o alan içinde yer aldığını görürsünüz. Çok değil 100 yıl önce Osmanlı ülkesinin parçası olan Balkanlar, neredeyse tümüyle o sahanın içindedir. Arada geçilmesi gereken sınırlar olsa da, aslında Balkan şehirleri yanıbaşımızdadır. Tarihin coğrafyayla bağlantısı koparıldığında yabancılaşma da başlar. Yer isimleri, ihtiva ettikleri manadan uzaklaşıp, sınavlar için ezberlenen, çoğu kez de sınav sonrası unutulan harita üzerindeki kimliksiz noktalara indirgeniverir. Böyle bir öğrenme/öğrenememe ikliminde, hâkim kültürün de tesiriyle, Paris'i, New York'u, Tokyo'yu, Londra'yı bir gün görebilmeyi arzu eden gençlerimizin aklına, derslerinde ismini defalarca duydukları Rumeli şehirlerini dolaşmak pek gelmez.
Aslında, tarihin mekândan koparılmasının, etrafımızdaki dünyaya dair algılarımızın ve Türkiye'nin bulunduğu bölgeye dair tasavvurumuzun şekillenmesi üzerinde pek açık bir menfi tesiri de oluyor. Üniversite seviyesine bile gelmiş olsalar, gençlerimizin büyük bir bölümü için, sokakları, çarşıları Bursa kadar Osmanlı kokan Üsküp, sanki Berlin'den daha uzak. Kalkandelen'den, Dedeağaç'a, Pazarcık'tan, Filibe'ye adını ecdadımızın verdiği, bugün de Evlad-ı Fatihan'a ev sahipliği yapan yerlerin isimlerini pek çok gencimiz duymamış olabiliyorlar. O zaman da, günümüzde Türkiye'nin dış politikasında Balkanlar'da daha aktif olmaya çalışmasının sebeplerini anlamakta güçlük çekiyorlar. "Osmanlı Barışı" tabirinin, tarihin küflü sayfalarında kaldığını düşünüp, Türkiye'nin arabuluculuğu ve hakemliğiyle bugün birçok Balkan probleminin çözümüne nasıl ve neden katkı sağlayabileceğini tahayyül dahi edemiyorlar.
Tüm bunları dikkate alınca, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın "Balkan Treni" projesinin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Gezmenin sadece "değişiklik" ve "eğlence" olarak görülmeye başladığı bir zaman diliminde, tarihimizi daha iyi öğrenmenin ve bugünkü uluslararası ilişkiler düzenini daha iyi anlayabilmenin bir aracı olarak gençlerin Balkanlar'a götürülmesi eğitim sistemimize doğrudan pozitif katkı sunmaktadır.
Gençlerimizi bu fırsatı değerlendirmeye ve yaz programlarını yaparken Balkan Treni'ne "bilet almayı" unutmamaya davet ediyorum.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
567505 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/567505.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT