BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

NATO’nun önemli zirvesi

Diplomatik Muhakeme
Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) kurulduğu 1949’dan bu yana en önemli devlet ve hükûmet başkanları zirve toplantılarından birini yarın Brüksel’de yapacak. NATO’nun her zirvesi aynı derecede önem taşımaz. Stratejik konseptlerin güncellenmesiyle ilgili toplantılar ise uluslararası sistem üzerinde büyük yankılara sebep olur. Yarın toplanacak zirve bunlardan biri olacak. Genel Sekreter Jens Stoltenberg tarafından başlatılan bir girişimle hız kazanan NATO 2030 stratejik konseptinin ana konu başlıkları artık belirginleşmeye başladı.
Stoltenberg’in kişisel vizyonu sayesinde, bu seferki stratejinin hazırlanmasında daha önce NATO’ya ve üye ülkelerin güvenlik-savunma politikalarına katkı sağlamış isimlerin görüşlerine de başvuruldu. Aralarında eski NATO Genel Sekreter Yardımcılarından Büyükelçi Tacan İldem’in de yer aldığı 10 kişilik uzmanlar grubu tarafından hazırlanan rapor Aralık 2020’de kamuoyuyla paylaşılmıştı.
2030 stratejisinin ruhunu ve önceliklerini büyük ölçüde yansıtan bu raporun hazırlanmasındaki başlıca üç hedef, İttifak’ın özellikle transatlantik bağı güçlendirecek şekilde, birlik, dayanışma ve uyum içinde çalışmasını sağlamak; NATO ile müttefikler arasındaki siyasi istişare ve koordinasyonu artırmak; İttifak’a dönük tüm yeni stratejik tehditleri bertaraf edecek şekilde İttifak’ın siyasi kimliğini ve araçlarını güçlendirmek olarak belirlenmişti.
Uzmanların raporunda, NATO’nun 70 yıl boyunca küresel çapta meydana gelen her türlü değişime en uygun şekilde ayak uydurmayı başarabilen yegane savunma ve güvenlik teşkilatı olduğu vurgulanarak yeni dönemin tehditlerine karşı koyabilmek için de yeni kurumsal dönüşümlere ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor.
2030’a doğru yol alırken NATO’nun radarına giren yeni ve yükselen tehditlerin başında Rusya ve Çin’den kaynaklananlar geliyor. NATO uzmanları, Rusya ile diyalog kapısı tamamen kapatılmasını istemiyorlar. Fakat bu ülkenin uluslararası hukuk ihlallerine ve NATO müttefiklerine yönelik güvenlik tehditlerine karşı tüm üyelerin kararlılıkla, siyasi birlik ve uyum içinde caydırıcı bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirtiyorlar. Benzeri bir şekilde, müttefiklerin Çin’den algılamaya başladıkları meydan okuma ve tehditlerin de NATO karargâhında sonuç odaklı tartışılmasını öneren NATO uzmanları, müttefiklerin Çin’in yeni uluslararası konumu meselesine daha çok kafa yormalarının lazım geldiğini ifade ediyorlar.
Öte yandan teknolojik alandaki olağanüstü yenilikler NATO’nun dijital ve siber güvenlik konularına hem daha çok kaynak hem de daha çok vakit ayırmasını da gerektiriyor. Bu konularda yeterli kapasitenin geliştirilmesi NATO’nun özel sektör ve bilimsel kuruluşlarla da iş birliğinin artırılmasından geçiyor.
Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiği terörizm de, uzmanların NATO’nun üzerinde daha çok çalışması gerektiğini düşündükleri tehditlerden biri. Mevcut istihbarat paylaşımı yapılarının güçlendirilmesi ve NATO merkezinde doğrudan bu konuyla ilgili birimlerin oluşturulması tavsiye ediliyor.
Daha önceki stratejilerde olduğu gibi 2030 doğru ilerlerken de NATO nükleer silahların yayılmasının engellenmesi ve konvansiyonel silahlanmanın sınırlandırılması gibi konularla ilgilenmeye devam edecek gözüküyor.
NATO’nun artık bir savunma ittifakından öte küresel güvenlik örgütüne dönüşmeye başladığının en çarpıcı işaretlerini de uzmanlar tarafından hazırlanan bu raporda görmek mümkün. İlk bakışta, ‘NATO ile ne ilgisi var’ diyebileceğimiz, küresel ısınma, düzensiz göç, yoksulluk, kadınların durumunun kötüleşmesi, küresel çapta salgın hastalıklar, enerjiye yönelik tehditler gibi konular da İttifaka yönelik birer tehdit olarak değerlendiriliyor.
Genel Sekreter Stoltenberg uzmanların bu görüşlerinden şüphesiz yararlanacak. Yarınki zirvede müttefik ülke liderlerine sunulacak teklifler arasında, NATO yapısında parlamenterlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve gençlerin daha etkin olarak yer almasına dair öneriler de yer alacak. Fakat Stoltenberg’in en fazla üzerinde duracağı konu –Trump’ın zedelediği ve Biden’ın çok önem verdiği- translatlantik bağın güçlendirilmesi olacak.
Tam da bu noktada, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin yeniden rayına oturtulması, NATO’nun yeni dönemin küresel tehditleriyle mücadelede başarılı olabilmesi ve transatlantik bağın güçlendirilmesi için birincil derecede önem taşıyor. İki ülkenin başkanları arasında yarın gerçekleşecek görüşmede bir anda tüm problemlerin çözülmesi mümkün değil. Ama en azından, mevcut durumun daha da kötüleşmemesi ve ikili problemlerin zamana yayılarak hal yoluna sokulmasını kolaylaştıracak bir Türk-Amerikan Görev Gücü oluşturulabilir. Türkiye-ABD yakınlaşması NATO’nun geleceğine de katkı yapar.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619341 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/619341.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT