BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Büyük devlet sorumluluğu

Diplomatik Muhakeme
Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
Vietnam, Irak ve Afganistan’ın ortak bir özelliği var. ABD askerleri üçünden de çekilirken arkalarında kaos bıraktılar. ABD, Vietnam’da yenildi. Giderken, 20 yılı aşkın müdahalesi sırasında kendisiyle iş birliği yapanlarının gözlerindeki yaşlara bakmadı. Saygon’un son günlerini anlatan belgesellerde on binlerce Vietnamlının can havliyle ABD Büyükelçiliğinin bahçesine sığınmaya çalıştıkları, deniz piyadelerinin içeriye girişlere müsaade etmedikleri, çift pervaneli helikopterlerin sadece ABD vatandaşlarını taşıdığı açıkça görülür. Geride bırakılanlar Viet-Kong’un insafına kaldılar. Çoğu vatana ihanetten yargılandı ve cezalandırıldı. Vietnam yıllarca karışıklıktan ve savaştan kurtulamadı.
Irak’ın işgali boyunca, ABD’nin 2003’te bu ülkeye düzenlediği saldırı sırasında olduğundan daha fazla Iraklı hayatını kaybetti. ABD işgalinde hayatını kaybeden Iraklı sivillerin sayısının 1 milyona vardığı iddiaları var. ABD Irak’tan çekildiğinde geride birbirine diş bileyen iki yönetim birimi ve çökmüş bir devlet sistemi bıraktı. Daha da çarpıcı olanı, Amerikan işgali sırasında ağzına kadar doldurulan Irak hapishanelerinde DEAŞ doğdu ve büyüdü. Suriye’den Yemen’e Irak’tan Mısır’a bölgenin istikrarını bozan DEAŞ, Pakistan ve Afganistan’da da yeşerme alanı buldu. Perşembe günü Kâbil’i kana bulayan ve çekilmekte olan Amerikan askerlerini de hedef alan saldırıları DEAŞ’ın düzenlediği iddia ediliyor.
ABD, Vietnam’a Güney Vietnam liderinin davetiyle “danışman” olarak gitmişti. Irak saldırısı ve işgali ise, Saddam Hüseyin’in kitle imha silahları ürettiği şeklindeki koskoca bir yalana dayanıyordu. Irak işgalinden hemen önceki Afganistan operasyonunun ise diğer ikisinden en önemli farkı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin almış olduğu kararlara dayanmasıydı. 11 Eylül sonrası dünya ABD ile dayanışma hâlindeydi ve ABD’nin Afganistan’da yaptıklarını Batılı ülkelerin tümü görmezden geldi.
Bush ve Obama dönemlerinde Afganistan’da on binlerce SİHA saldırısı düzenleyen ABD binlerce sivili öldürdü. Hollywood yönetmenleri bile öldürülen her masum sivilin Taliban’a katılımı hızlandırdığı gerçeğini öğrendiler ve filmlerine aktardılar. Pentagon ve Beyaz Saray ise Irak’ta ve Afganistan’da Vietnam’da yaptığını tekrarladı. Daha çok asker, daha çok bombalama, kontrollü tırmandırma. Sonuç Vietnam’dakinden farklı olmadı. ABD’ye olan güvensizlik ve husumet katlanarak büyüdü.
Hâlbuki, Afganistan ve Irak işgallerinin ardından ABD’ye BM tarafından “işgalci devlet sorumluluğu” yüklenmişti. BM böyle bir tanımlama yaparak işgalleri aklamıyor ama ABD’nin işgalci güç olarak otoriteyi temin etme mükellefiyeti bulunduğunu karara bağlıyordu. Nitekim Afganistan’da Taliban, Irak’ta Saddam rejimlerini yıkan ABD bunların yerine yeni düzenler kurmak zorundaydı. Büyük devlet olmanın gereği de buydu. Fakat ABD Irak’ta büyük devlet gibi davranmadı. Suriye’de de sınıfta kaldı. Suriye iç savaşı sırasında, “kimyasal silahlar benim kırmızı çizgim” diyen Obama, kimyasal silahlar kullanılmasına rağmen hareketsiz kalmayı tercih etti. DEAŞ Suriye’nin kuzeyini kontrol etmeye başlayınca ABD bir büyük devletten beklenmeyecek bir iş daha yaptı. Güya DEAŞ’a karşı en güçlü müttefik olarak terör örgütü PYD/YPG’yi seçti. NATO müttefiki Türkiye’yi küstürme pahasına yaptı bunu. ABD, Irak’ta ve Suriye’de büyük devlet gibi davranmadı. Bugün de Afganistan’daki 20 yıllık işgalini sanki “arkasından kovalayan var” gibi sona erdirirken büyük devlet gibi davranmıyor.
Büyük devlet olmak, bölgesel ve küresel sistemleri etkileyecek kararlar almadan önce müttefiklerle istişare etmeyi gerektirir. Alınacak kararın kısa ve orta vadeli sonuçlarını tahmin etmek ve kararı uygulamaya ondan sonra koymak da büyük devlet olmanın gereğidir. Büyük devlet, kendisiyle iş birliği yapanları yüz üstü bırakmaz. ABD Afganistan’da büyük devlet gibi davranmadı. Bugünkü büyük trajedi ABD’nin büyük devlet gibi davranmamasının sonucu olarak ortaya çıktı.
Kâbil bombalamalarından sonra Başkan Biden’ın açıklamasına bakarsak, ABD yine müttefikleriyle değil tek başına hareket edecek. Bu da yeni yanlışları doğuracak. Irak’taki yanlışlar Suriye’dekilerle ve Afganistan’dakilerle birleştiğinde dev gibi bir DEAŞ problemiyle baş başa kalacağız.
Böyle bir atmosferde Türk askerinin Kâbil’den çekilme kararı çok yerinde ve doğru. Türkiye, diğer yabancı güçlerden farklı olarak 20 yıl boyunca Afgan halkının hizmetinde oldu. Bu yönüyle Türkiye şükranla anılacaktır. Müttefikleriyle istişare etmeyi gereksiz bulan bir büyük devletin Afganistan’da bundan sonra yol açacakları son 20 yıldakinden çok daha yıkıcı olabilir. Bu kaosun ortasında kalmak Türkiye’ye bir şey kazandırmaz.
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620364 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/620364.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT