BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Türkiye-Almanya ilişkileri nasıl düzelir?

Prof. Dr. Kemal İnat
Facebook
Alman medyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan hakaretler ve suçlamalar uzun zamandır önemli bir gerginlik kaynağıydı. Halkının oylarıyla seçilip iktidara gelmiş olan Erdoğan’ı diktatör, despot ve sultan gibi ifadelerle tanımlayıp gerek Almanya’da gerekse uluslararası camiada bu olumsuz algının yerleşmesine yönelik ciddi bir gayret içerisindeydiler.
Bu konuda Alman medyası yalnız da değildi. Başta Sol Parti (Die Linke) ve Yeşiller (Grüne) mensupları olmak üzere, federal ve eyaletler düzeyinde çok sayıda Alman siyasetçi de Türkiye’nin seçilmiş cumhurbaşkanına ve hükûmetine yönelik ağır eleştiriler ve hakaretlerde bulunuyorlardı. Kendi tasavvurlarındaki siyaset çizgisine yanaşmadığı için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti hükûmetinin bu şekilde hedef seçilip ağır bir karalama kampanyasına maruz bırakılması aslında Türk halkının iradesine karşı saygısızlıktı. Ancak bu saldırıyı gerçekleştiren kesimler için Türk halkının kim tarafından yönetilmek istemesinin herhangi bir önemi yoktu. Önemli olan bu konularda kendilerinin ne düşündüğüydü ve kendi çıkarlarıyla uyumlu olmayan liderlerin şeytanlaştırılıp iktidardan devrilmesi gerekiyordu.
Ayrıca yakın zamana kadar, Erdoğan ve AK Parti hükûmetini karalamaya yönelik yaptıkları faaliyetlerin kendileri açısından bir maliyeti de yoktu. İstedikleri şekilde hakaretler yapıyorlardı ve bundan dolayı hesaba çekilmeleri söz konusu değildi. Aynı şekilde Türkiye’nin güvenliği aleyhine faaliyet gösteren PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerinin propagandasını da istedikleri gibi yapıyorlardı. Bunun da bir yaptırımı yoktu.
Alman hükûmeti, terörü öven ve Türkiye’deki liderleri karalayan bu yayınlar ve söylemler karşısında hiçbir şey yapmıyordu. Berlin’in bu konudaki tavrı sürekli olarak, Alman devleti bu Türkiye düşmanı lobiyi kendi Türkiye politikasının bir aracı olarak kullanıyor mu sorusunu gündeme getiriyordu.
Ancak şimdi gündeme gelen başka sorular var.
Alman devleti artık bu Türkiye karşıtı lobinin kontrolünü mü kaybetti?
Eğer Berlin bu lobinin kontrolünü kaybetmediyse, Türk-Alman ilişkilerine bu kadar zarar verecek faaliyetlerde bulunmasına neden izin veriyor?
İki ülke ilişkileri uzun zamandır gerginlik içerisindeydi. Ancak bu gerginliğin son günlerde krize dönüşmesinin temel nedeni, Türkiye’nin Almanya kaynaklı karalama kampanyasına karşı sesini artık daha fazla yükseltmesidir.
Alman Meclisi’nin sözde Ermeni soykırım kararına, Alman istihbarat servisinin Türkiye’yi dinlemesine dair skandala ve Almanya’nın PKK ve FETÖ örgütlerine destek sayılabilecek tutumlarına rağmen bu ülkeyle ilişkilerini belli bir düzeyde tutmaya çalışan Ankara, Türkiye’yi hedef alan karalama kampanyasının son anayasa referandumuna kadar uzaması üzerine tepkisini sertleştirdi. Karşılıklı suçlamalarla artan gerginlik sonucunda Berlin’in Türk bakanların ülkesinde seçim çalışması yapmasına engel getirmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’yı Nazi dönemi uygulamalarına dönmekle eleştirdi.
Bu suçlamanın, Nazi geçmişinden hep utanan ve bu geçmişle arasına mesafe koymaya çalışan Alman hükûmetinde iki tür etki yaptığı söylenebilir. Birincisi bu eleştiriyi yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı duyulan öfke ve kızgınlıktır. Almanya’daki Türkiye karşıtı lobinin bu öfkeyi daha da körükleyerek Alman hükûmetinin Ankara’ya çok sert cevap vermesini istediği de görülüyor.
İkinci etki ise, Alman hükûmetindeki rasyonel bazı kesimlerin kafasında “biz ne yaptık da Türk-Alman ilişkileri bu noktaya geldi” sorusunun oluşmasıdır.
İşte bu soruya verecekleri cevaplar belki Türk-Alman ilişkilerinin yeniden düzelmesine gidecek kapıları açabilir. Türkiye’ye dizgin geçirmeye çalışmak yerine, ülkelerindeki Türkiye düşmanı lobinin dizginlerini çekmeleri gerektiğini anlayabilirlerse Ankara ile her iki tarafın kazanacağı bir ilişki kurabileceklerini de görürler.
Bunun için öncelikle Türkiye’nin, istedikleri zaman müdahale ve manipüle edebilecekleri eski ülke olmadığını anlamaları gerekiyor. Bunu anladıkları zaman Türkiye düşmanı bir lobi beslemeye de son vereceklerdir, Türk halkının kendi iradesiyle seçtiği liderlere karşı yürütülen karalama kampanyalarına da. PKK, FETÖ ve DHKP-C gibi terör örgütlerine doğrudan ya da dolaylı destek vermeye de son vereceklerdir, Türkiye’nin iç politikasına karışma anlamına gelen söylemlere de.
Berlin bu gerçekleri kabul edip Ankara’ya karşı düşmanca politikalarına son verdiğinde Türkiye’nin de kendisiyle iyi ilişki kurmaya hazır olduğunu görecektir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
595824 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-kemal-inat/595824.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT