BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bu ayıp DSP'ye yeter...

Hani solcu olmak adam olmaktı? Solculuk çağdaşlıktı. Solculuk uygarlıktı. Eğer öyleyse nasıl oluyor da hem demokrat hem de sol olduğu iddiasındaki bir parti, kongrede aday oldu diye bir arkadaşlarını hırpalıyor, konuşturmuyor, adayın oğlunu da sopayla dövüyorlar? Böyle bir hareketin kabulü mümkün mü? Krizden sonra bir de siyasette dünya önünde küçük düştük. Sema Pişkinsüt'ün suçu neydi? Aday olmak. Partili militanları kızdıran işte budur. Lider varken ona rağmen adaylık. Ve yetmezmiş gibi kongrede konuşma isteği... Demek ki demokratik sol gelenek böyle bir haddini bilmezliği cezalandırmayı emrediyordu. Gereği yapıldı. Hem de en usturuplu cinsten. Pişkinsütler canlarını kurtardıklarına şükretsinler. Zorbalığı herkes kınadı ve kınamakta. Ecevit'in yanında yer alan gazeteler bile enfes manşetler attılar. Bu yüzden DSP malikinin neler diyeceği merak ediliyordu. Saygılı tavrı, kibar halleri ile bilip tanıdığımız Bülent Beyin eli sopalıları, ağzı küfürlüleri yereceği beklenmekteydi. Onlar hakkında parti içi disiplinin işletildiğini, ayrıca kanuni muamele başlatılacağını haber vereceği umuluyordu. Bu sebeple dünkü basın toplantısı önemliydi. Fakat ne yazık ki hayal kırıklığı doğurdu. Başbakanlığı bir tarafa TBMM'nin en kıdemli üyesi saldırganlığı böyle mi değerlendirmeliydi? Ecevit örgütünün sıhhatinden, köylere kadar örgütlendiğinden vs. dem vurdu. O kadar da kalmadı. Mağdure Sema Pişkinsüt'ün sık sık TBMM ile Anadolu halkını kötülediği bu yüzden kendisine karşı öfke duyulduğunu ileri sürdü. Alenen yargısız infaz yapılıyordu. Demek istenen, O, milletvekilleri ile halkı kızdırdı hakettiği cezayı gördü. Ecevit'in yüzünde en ufak bir üzüntü emaresi yoktu. Siyaset hayatına düşen gölgeden asla rahatsız olmamıştı. Bir "çocukların eline sağlık" demediği kaldı. Neş'esini gizliyemiyordu. Parti tüzüğüne dayanarak yaptığı bol tekrarlı izahat bir laf cümbüşüdür. Halbuki sayın Ecevitler, aynı gün Pişkinsütlerin evine giderek gönül almalı ve ardından basın toplantısı yapmalıydılar. Müessif hadiseyi kınamalıydılar. Zorbalığı hoş gördüler. O sopalar demokratik hayatımıza indi. O küfürler, o dayaklar insanları siyasetten soğutuyor. Ecevit ne yazık ki bir kere daha yakışmayanı yaptı. Kendinden emin bir lider neden rakiplerden, rakibelerden korkar? DSP Genel Başkanı, basın toplantısında sürçü lisan ile bir ara "Sema Pişkingüç" dedi. Söyletene bakmalı. "Pişkingüç", onca baskıya rağmen 83 oy aldı. Parti meclisine arkadaşlarını sokabildi. Lider diktatoryasına rağmen. Bu itibarla O'nun aldığı sonuç, 44 yıllık birikimden hiç de aşağı değerde değildir. Üstelik bir hanım parlamenter değme erkeği arkada bırakarak Ecevit baskısına zarifçe baş kaldırmıştır. Zaten Bülent Ecevit bunu hazmedemiyor ya!.. Meseleyi adaylık değil isyan olarak görmekte. Perde kötü kapanıyor. Bu ayıp DSP'ye yeter. Ecevitlere de. Tahammülsüzlükle demokratlık, hoşgörüsüzlükle solculuk bir arada olamaz. Bu kongrenin neresinde uzlaşma kültürü vardı? Liderler örnek insan olmaya mecburlar. Bu kadar tarafgirlik fazla!... Bir hizmet yapan Pişkinsüt üzülmesin. İnsanoğlu çiğsüt emmiştir. Her zaman hamlık yapabilirler. Delege takdiri mühim değil. Mühim olan milletin teveccühü. Pişkinsüt, pişkin siyasete galip gelmiştir. Politika bundan sonra başlıyor. Ayrılan kaybeder. Kızan da. Olur olmaz zaman ve mekânda konuşan da...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
107642 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/107642.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT