BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

HAREKÂT

Daha evvel Suriye’nin kuzeyinde 3 harekât yapmıştık; 24 Ağustos 2016 Fırat Kalkanı Harekâtı, 20 Ocak 2018 Zeytin Dalı Harekâtı, 9 Ekim 2019 Barış Pınarı Harekâtı…
Şimdi dördüncü harekât hazırlanmakta:
Bu harekât, her ân olabilir.
PKK’nın Suriye tarafı PYD/YPG, bir hayli zamandır gemi azıya almış vaziyette. Neredeyse gün aşırı asker, polis ve sivil şehîd vermekteyiz. Ankara’nın bunu oturup seyretmesi mümkün değildi. Nitekim PKK/YPG, 10/11 Ekim gecesi Fırat Kalkanı Harekât Bölgesi’nde güdümlü füzelerle saldırarak iki özel harekât polisimizin şehid düşmesine ve ikisinin de yaralanmasına sebep oldu. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabrımızın bittiğini ve gereğinin yapılacağını söyledi. Münferid müdahalelerle gerek Suriye’nin ve gerekse Irak’ın kuzeyinde bölücü örgüte darbeler indirilmektedir. Gündemde olansa bunlar değil, büyük bir taarruzu ifade eden müstakil bir harekâttır. Andlaşmalar, mutabakatlar ve meşru müdafaa hakkımızdan doğan mevzubahis harekâta ne isim verildiğini bilmiyoruz fakat Yavuz Sultan Selim veya Kut’ül Amare ile irtibatlandırılacağını tahmin etmekteyiz.
-Türkiye, bu harekâtı yapmalı mıdır?
-Evet yapmalıdır.
-Bu harekâtı yapmak şart mıdır?
-Evet; şarttır.
Harekâtın sebebi, sadece işlediği katliam, zulüm ve cinayetlerden dolayı haydut örgütü cezalandırmak yani meşru müdafaa değildir. Adı geçen örgüte müttefikimiz, NATO ortağımız, dostumuz ABD, devletleşsin diye akla gelebilecek her türlü desteği vermektedir. O da aldığı cesaretle bu cinayetleri işlemekte ve yıldırma yoluna gitmektedir. Ankara, örgütün arkasındaki koruyucu kuvvet ABD’ye olanca samimiyet ve dostlukla her türlü ikazı yapmış ama zerrece karşılık görmemiştir. Şunun gözden kaçması gayrı kabildir:
Amerika, Afganistan’ı boşalttı. Bu tahliyeyi durup dururken gerçekleştirdiği söylenemez. Afganistan’dan çekilmesini Rusya ile vardığı bir pazarlığa bağlıyoruz. Washington, Afganistan’ı Rusya’ya bırakmış ve buna mukabil Suriye’nin kuzeyinde elinin serbest kalması için Moskova ile mutabık kalmıştır.
Bugün Suriye’de fiilî durum şöyledir:
Fırat’ın doğusuna gelen kuzey kısmı, ABD güdümlü malum terör örgütü nüfuzundadır. Burası petrol bölgesidir. Şam bile buradan çıkarılan petrolü örgütten parayla almaktadır. Diğer kısımlar da verimli sahalardır. ABD/PYD kontrolü dışındaki ülke coğrafyası ise rejim ve Rusya idaresindedir. Bundan dolayı fiilen bölünmüş diyoruz. Rusya Suriye’den çıkmadıktan sonra ABD de çıkmaz.
-Rusya, Suriye’den çıkar mı?
-Hayır, çıkmaz!
Rusya, tarihî rüyasını gerçekleştirerek hem Akdeniz’e ve hem de Suriye merkezli olarak Orta Doğu’ya yerleşmiştir. Bugün Suriye rejimine bir şey kabul ettirmek Beşar Esad’dan, Şam’daki hükûmetten ziyade Vladimir Putin ve Moskova’ya bağlıdır. Varılan noktada Nusayri azınlık temsilcisi Beşar Esad, haddizatında Moskova’nın Şam umumi valisidir.
Suriye fiilen bölündüğüne, Rusya, Suriye’den çıkmayacağına göre Amerika’ya düşen kendi menfaatleri icabı Rusya’yı buradan göndermek için vekâlet savaşı yapmaktı. ABD’nin Rusya ile herhangi bir yerde doğrudan muharebe etmesi beklenemez. Bu vekilin Türkiye olması imkân ve ihtimal dışıdır. Hatta içinde Türkiye olan bir NATO bile olamaz. O zaman yapacağı mevcut durumu inşa etmekti. Bugün de onunla meşgul. Bir terör örgütüne destek vererek sözüm ona devletleştirmek ve onun üzerinden Rusya ile mücadele etmek. Yapılmak istenen budur. Bunun böyle yapılması ise Suriye’den başka Türkiye, Irak ve İran’dan adı geçen bölücü örgüte harita kazandırılması anlamına gelmektedir. I. Cihan Harbi’nde devâsâ bir iklimden halı kadar bir sahaya gerileyen Türkiye’nin böyle bir planı kabulü asla mümkün değildir. Bu itibarla iyice şımaran terör örgütüne öldürücü darbeyi vurmak ve "Küçük Sevr"i parçalamak için beklenen harekâtı yapacaktır.
Türkiye, bu harekâtı yapmazsa ne olur?
-Yapmazsa; yani biz, bir gece müthiş gök gürültüleriyle tesbit edilmiş hedeflere inmezsek ABD yanına en az 10 devleti de alarak bir başka gece bu taşeron devleti hem kurdurup ve hem de tanıyabilir. Bu sebeple ne vazgeçebilir, ne gecikebilir ve ne de durabiliriz.
Hak verilmez alınır. Bütün engelleyici çıkışlara, tehditlere rağmen Türk askeri ve emniyet unsurları, hedefi tahrip edecektir. Harekâtı, biz, gerçekleştirelim onlar konuşsunlar. Hayati ehemmiyette büyük bir millî mesele ile karşı karşıyayız. Ya bir kere daha küçülecek veya yeniden büyüyeceğiz!.. Öncekiler gibi yapılacak olan harekât da bir iktidar tercihi veya uygulaması değildir. Maşerî vicdanın emri millî bir dâvâ hayat bulacaktır. Tek yumruk ve tek yürek olmak her vatanseverin borcudur.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621059 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/621059.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT