Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Akın Gürlek Özgür Özel'in maskesini düşürdü: Manis...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Siyaset, her şeyden önce bir güven ve devlet adabı zeminidir. Bu zemin, toplumun güveniyle sağlamlaşır ve doğrulukla ayakta kalır. Ancak son dönemde ana muhalefet lideri Özgür Özel’in elinde bu zemin, giderek kayganlaşan, gerçeklerin yerini manipülasyonun aldığı bir illüzyon sahnesine dönüşüyor.

Hatırlayalım... Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanımıza seslenerek "AK Parti kuruluş yıl dönümü hediyen geliyor, yarın 12'yi bekle" dediğinde kamuoyunda oluşan o devasa beklenti, sığ ve dijital mecraların ötesine geçemeyen bir iddiayla sönüp gitmişti. O gün doğan dağ fare doğurdu tabiri, bugün ana muhalefetin kurumsal kimliğine yapışan bir etikete dönüşmek üzere.

Önceki gün ise bu yarıncı ve belgeci siyasetin son perdesini, o bayatlamış nakaratla izledik. Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek hakkında kürsüden savrulan 16 tapu, 452 milyon TL’lik servet ve hayalî yat iddiaları, siyasetin çıtasını bir kez daha haysiyet cellatlığı seviyesine indirdi. Ancak bu kez rüzgâr, Özel’in beklediği yönden değil, hakikatlerin sert kayasından esti.

Burada durup düşünmek lazım: Özgür Özel, o elindeki kâğıtların bir e-Devlet ekranıyla yerle bir olacağını gerçekten bilmiyor muydu? Hayır. Mesele bir teyit zaafı değil; bilinçli bir tercihtir. Bu, ölçülüp biçilmiş bir siyasi linç girişimidir.

Sayın Özel’in doğruluğa, teyit edilmiş bilgiye zerre kadar ihtiyacı yok; zira onun derdi hakikat değil, infial oluşturmaktır. O, elindeki çamurun muhatabına yapışmayacağını, o yalanın dakikalar içinde çürüyeceğini gayet iyi biliyordu. Ancak amaç zaten ispat değil; devletin adalet bakanını ve temsil ettiği kurumu, o çamur deryasının içine çekmekti. Bu bir yanılgı değil, açık bir itibarsızlaştırma stratejisidir.

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek ise bu belge kılıfına sarılmış dijital kumpas karşısında, siyasette alışılmadık bir hız ve şeffaflıkla karşılık verdi. Sözle yetinmedi; devletin resmî kayıtlarını doğrudan milletin önüne koydu. “Dört taşınmazım var” diyerek tartışmayı spekülasyon alanından çıkarıp somut zemine çekti. 30 milyonluk malikâne diye sunulan yerin mütevazı bir daire olduğu ortaya çıktı. Lüksemburg’da yat iddiasına verdiği “Hayatımda oraya gitmedim, yüzme dahi bilmem” cevabı ise, kurulan kurgunun ciddiyetini değil, ne denli temelsiz olduğunu gözler önüne serdi.

Akın Gürlek Özgür Özel'in maskesini düşürdü: Manisa'daki benzinlik skandalı!
Başlık ResmiAkın Gürlek Özgür Özel'in maskesini düşürdü: Manisa'daki benzinlik skandalı!

Ama asıl mesele burada değil.

Asıl panik: Manisa’daki o benzin istasyonu.

Resme büyük bakalım: Neden bu hırçınlık? Neden bir ana muhalefet lideri, bu kadar kolay çürütülecek, bu kadar çiğ bir kumpasın parçası olmayı göze alır? Neden kendi itibarını böylesine hoyratça harcar?

Cevap, Bakan Gürlek’in deşifre ettiği 15 Ocak 2024’te Manisa’da olduğu iddia edilen o karanlık tabloda gizli.

İddia o ki; yerel seçim sürecinde Muhittin Böcek’in adaylığıyla ilgili, Manisa’da gözlerden uzak bir benzin istasyonunda para pazarlığı trafiği yaşandı. Ve daha da önemlisi; bu iddiaların yargı dosyalarına, baz istasyonu kayıtlarıyla birlikte yansıdığı öne sürülüyor.

Sayın Bakan açıkça meydan okuyor: "Baz istasyonu kayıtları dosyada, o gün o istasyonda kimlerin olduğu, o kirli pazarlığın sinyalleri tek tek ortada!"

Anlaşılan o ki; Özgür Özel’i bu kadar panikleten, bir Bakan’a sahte belgelerle, uydurma ID numaralarıyla saldırtacak kadar şirazesinden çıkaran asıl mesele o tapu listeleri değil; bizzat kendi adının ve yakın çevresinin geçtiği bu adaylık borsasıdır.

Kendi siyasi geleceği Manisa’daki bir benzinlikte düğümlenince, çareyi hedef saptırmakta, devletin Bakanı’na dil uzatmakta buluyor. Bu bir muhalefet refleksi değil; bir suçüstü yakalanma paniğinin dışa vurumudur. Siyasetin kirli masalarında kurulan pazarlıklar, baz istasyonlarının teknik verileriyle gün yüzüne çıkınca, Özel "en iyi savunma saldırıdır" diyerek hayalî dosyalarına sarılmıştır.

Sayın Gürlek’in şeffaf duruşu ve "İşte mal varlığım, işte kayıtlar" diyerek ortaya koyduğu meydan okuma karşısında; Sayın Özel’in sergilediği bu belgecilik oyunu Türk siyasi tarihi için ibretlik bir vesikadır.

Artık mızrak çuvala sığmıyor. "Yarın açıklayacağım" dediğiniz her dosya, aslında sizin siyasî kredinizden yediğiniz bir borç senedine dönüşüyor. Vatandaş, artık duyumlar üzerinden değil, doğrulanmış gerçekler" üzerinden bir siyaset bekliyor.

Siyaset bir haysiyet sınavıdır. Kendi siyasi ikbalini korumak, yaklaşan yolsuzluk davalarının ve adaylık pazarlıklarının üstünü örtmek için devletin kurumlarına ve bakanlarına iftira atmak, sadece derin bir acziyetin göstergesidir.

Gerçeklerin ise değişmeyen bir huyu vardır: Er ya da geç ortaya çıkarlar...

Bugün Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek üzerinden kurulan bu kumpas, aslında sadece bir şahsı değil, Türk yargısının bağımsızlığını ve devletin ciddiyetini hedef almaktadır.

Zira biliyoruz ki; her "kurt var" nidası asılsız çıktığında, çobanın heybesindeki gerçekler de değerini yitirir. Manisa’daki o benzinliğin gölgesi, bugün bir kaçış rampası gibi görünse de, yarın siyasi bir çıkmaza dönüşebilir…

Nur Tuğba Aktay'ın önceki yazıları...