Kaydet
a- | +A

Bir zamanlar Galatasaray’ın “Yenilmez Armada” diye sporda ün salmış bir branşı vardı; basketbol…

Ve de “resmî” olarak basketbolu Türkiye’ye getiren kulüptü Galatasaray…

Türkiye'nin en üst düzey basketbol ligi olan Basketbol Süper Ligi'nin ilk düzenlendiği 1966-67 sezonunda ligin ilk şampiyonu Altınordu olmuştu. Tamamlanan son ligin şampiyonu ise Fenerbahçe oldu.

Toplamda 11 ayrı takımın şampiyon olduğu ligde “en çok şampiyonluk kazanan” takım, “16 şampiyonluk” ile Anadolu Efes.

Anadolu Efes'i 12 şampiyonlukla Fenerbahçe, 8 şampiyonlukla Eczacıbaşı, 5'er şampiyonlukla Galatasaray ve İTÜ, 4 şampiyonlukla Ülkerspor, 2'şer şampiyonlukla Beşiktaş, Tofaş ve Karşıyaka, 1’er şampiyonlukla Altınordu ve Muhafız Gücü izliyor.

Bu sezonda oynanan maçların sonuç ve puan cetveli Basketbol Federasyonu’nun WEB sitesinde var.

Birkaç tıklama ile o puan cetveline bir baksınlar Galatasaraylılar…

Bir zamanların Yenilmez Armadası, 52 puanlı lider Beşiktaş ve Fenerbahçe’den 7 puan geride 7’incilikte…3’üncü Bahçeşehir’in 50 puanı var. Sonra Türk Telekom, Anadolu Efes ve Trabzonspor ilk 6’yı tamamlıyorlar.

Şimdi, 2013-14 Sezonundan beri “Galatasaray’ı yöneten” başkan ve yöneticileri sormamız gereken bir soru yok mu; “Bu acı tablo” yüzünüzü kızartmıyor mu?..

“Bu acı tablo” Galatasaray Kulübü’nün kapısına “kapkara bir çelenk” konmasını gerektirmiyor mu?..

O “kapkara çelengin üzerinde” de bir yazı var sanki; “Galatasaray ne zamandan beri ‘sadece’ futbol kulübü oldu?..

Peki, Galatasaray Kulübü’nün genel kurullarında “Bu soruları soracak” Galatasaray Kulübü üyesi yok mu?..

O toplantılara katılan “Galatasaraylı” kulüp üyelerinin, “yönetim ibra edilir ve ibra kararı açıklanırken” alkışa tuttuklarında, hiç mi “basketbolu, salon ve pist sporlarını” düşünerek “neden” vicdanları sızlamıyor?..

Bir sorum da “medyada, gazete sütunlarında, TV ekranlarında “Galatasaray’daki bu acı tabloyu” ortaya koyacak, eleştirecek, ses getirecek “spor yazarı, yorumcusu” neden yok?..

Bir soru da “Beşiktaş” üzerinden sorayım; “Siyah beyazlı kulüpteki ‘futbol çöküşü’ neden acı gerçekleri” ile açıklanmıyor ve yorumlanmıyor?..

Bakınız, internete girelim ve “İyi bir gazeteci nasıl olmalıdır” sorusunu soralım.

Alacağımız cevabı da yazıyorum:

“İyi bir gazeteci; tarafsız, araştırmacı, dürüst ve ön yargılardan uzak olmalıdır. Topluma karşı sorumlu, meraklı, aktif dinleme/gözlem yeteneği gelişmiş, hızlı ve doğru yazabilen, etik değerlere bağlı, cesur ve halkın haber alma hakkını savunan profesyoneller olmalıdırlar.”

Elbette medyamızda “iyi gazeteci olan” meslektaşlarım var; ama özellikle TV ekranlarında “kulüpçülüğü ağır basan” yorumcuların olduğu ve moderatörlerin müsamahası ile “baskın çıktıkları” da acı bir gerçek…