Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Medyamıza millî rota
0:00 0:00
1x
a- | +A

İletişim Başkanlığı bu ramazan bir ilke imza attı; Sayın Cumhurbaşkanımızı, medya yöneticileri, yazarlar ve Cumhurbaşkanlığını takip eden muhabirlerle Külliye’deki iftarda bir araya getirdi.

Benim açımdan çok keyifli, verimli bir organizasyondu… Daha önce niye yapılmamış, niye düşünülmemiş, hayret doğrusu!

İletişim Başkanı Burhaneddin Duran Beyi tebrik ederim. İyiyi takdir edeceksin ki çoğalsın.

***

Külliye’de karşılaştığımız yenilik, sadece davet değildi üstelik…

Biz alışmışız 29 Ekim resepsiyonlarındaki curcunaya…

Hep yoğun katılımdan adım atmaya zorlandığımız Külliye’deki salonda, bu defa Ramazan-ı şerifin ruhuna yakışır bir sükûnet, huzur ve düzen vardı.

Herkesin oturacağı masalar-sandalyeler isim isim numaralı şekilde dev ekrandan gösterildiği için, kimse kimseye bir şey sorma ihtiyacı bile duymadı.

Geriye kalan, vakit girene ve Cumhurbaşkanımız teşrif edene kadar bulduğumuz hoş sohbet imkânıydı.

***

Dikkatimi çeken bir başka detay, resmî protokolün yok denecek kadar azlığı oldu. Bakan hiç yoktu mesela.

İletişim Başkanı Burhaneddin Duran’ın yanı sıra Hükûmet Sözcüsü Ömer Çelik vardı sadece salonda.

İftara yakın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz geldi, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz ile birlikte.

Bir de Cumhurbaşkanı danışmanları dağıtılmıştı masalara, o kadar.

Davet gibi, yemek de sade ve lezzetliydi.

Bir kase mercimekli-sebzeli çorba, bir tabak hünkâr beğendi benzeri etli ana yemek, sonra ekmek kadayıfı, yanında şerbet ve çay…

E daha ne olsun! Bunu veren Rabbimize şükür.

***

Belli ki masa, sıfır israfa göre düzenlenmiş, çok da isabetli olmuştu.

Ne az, ne fazla...

Bunlar, zannedilmesin ki muhalif zevzekler diline doluyor diye böyle ayarlanıyor.

Emine Hanımın bizzat kendisi sıfır atık projesinin üstlenicisi zaten.

İsraf dinimizde haram, Külliye de aslında topluma örnek oluyor.

Ben de bunları bilerek yazıyorum ki, evlerimizde yahut dışarıdaki davetlerde gereksiz lükse, israfa kaçmayalım, devletimizin en tepesindeki sofrayı ölçülü alalım, kendimize çekidüzen verelim.

İslamiyet’in özü bu, Müslümanın yaşaması gereken hayat bu.

Oysa biz, Külliye’deki meyveyi-şerbeti diline dolayanları da iyi biliriz…

Gittiğimiz ülkelerdeki en lüks restoranlarda en iyi yemekleri yiyip, çoğunu da israf edip, üstüne bir de en pahalı şarabı açtırmakta yarışanların, devletin en tepesindeki kişinin yediği normal yiyeceklere, devletin en zirvesindeki yerde kurulan sıradan sofralara laf atıyor olmasına cevap vermekten kolay ne var?

***

Neyse, bunlar teferruat, yemek bahane, biz asıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajlara gelelim…

Cumhurbaşkanı, “Millete tepeden bakan, parmak sallayan, vesayetçiler adına millî iradeye ve siyasete ayar veren medya düzeni artık geride kaldı. İmtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da bir daha o eski günlerin hortlatılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Yukarıda anlattığım şarapçı 28 Şubatçı medyası bu sözlere çıldırsa da, evelallah!

Ancak mücadele sadece bu kadarla sınırlı değil, Türkiye buraları çoktan geçti.

Şimdi ağababaları üzerinden yürüyor mesele.

Bunun içindir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her cephede âdeta bir hakikat savaşı verdiğimiz bu dönemde medya kuruluşlarımızın daha aktif ve etkili olmasını bekliyoruz” diyerek, bizlere Türkiye’nin dışına da sesimizi daha fazla duyurma hedefi gösterdi.

Çok şükür, kurum olarak bizim merhum kurucumuz Enver Ören Ağabey ve bugün aynı misyonu yürütmekte olan Ahmet Mücahid Ören Bey öncülüğünde bu konuda aldığımız ciddi mesafe var.

İhlas Haber Ajansı, dünyanın en büyük beşinci ajansı olarak millî gururumuz...

Ülkemizin adını dünyaya duyuran ve her coğrafyada âdeta milletimizi temsil eden İHA’ya, Mücahid Beyin vizyonuyla geçtiğimiz yıl kardeş kuruluşumuz Türkiye Today eklendi.

Dijital medyada hızla büyüyen Türkiye Today, başta ABD ve Avrupa olmak üzere, şimdiden dikkate değer bir kitleye ulaştı.

Bu bize yeter mi? Yetmez. Biz burada durur muyuz? Asla.

Ülkemiz dört koldan kuşatılmaya uğraşılırken, devletimiz zinciri kırmak için bunca mücadele verirken, Cumhurbaşkanımız hayatını ortaya koyarcasına gecesini gündüzüne katıp çalışırken bizlere de düşen elbette çok görev var.

Rotamız belli, vazifemiz belli, niyetimiz belli, mücadelenin kıymeti belli.

Zor zamanların da ona göre ecri var.

18 Mart ruhu daha bu topraklarda ölmedi çok şükür.

Bilvesile Çanakkale Zaferimizin 111. yıl dönümünde bütün şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, siz değerli okuyucularımızın Ramazan Bayramını tebrik ediyorum.

Yücel Koç'un önceki yazıları...