BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

HÂLÂ AYNI SANCI!..

 
Sn. Kılıçdaroğlu, "bizim de hatalarımız oldu!" diyor. Bunu herhâlde partisinin geçmiş uygulamaları için söylüyordur. "Helâlleşme" derken de yalnızca bugünü değil CHP’nin iktidarda olduğu dönemde vatandaşa yaptığı zulmü kastettiği de düşünülebilir…
Ne var ki bu dile gelenler, zayıf itiraf ve ikrarlardır.
Köklü bir hesaplaşma yok!..
Zira Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisine dirayetle hâkim güçlü bir lider olduğu söylenemez. O, sadece bir genel başkandır. Bazı şeyleri suya-sabuna dokunmadan idare ediyor...
CHP, 1923-1950 arasında Türkiye’yi Tek Parti olarak şekillendirmeye çalıştı. 27 Mayıs 1960’tan sonraki 40 yılda da değişik tarihlerde koalisyon olarak icranın başında bulundu. Nev’î şahsına münhasır bir partidir. Bülent Ecevit’in hapisten çıktıktan sonra CHP’nin başına dönmeyip DSP’yi kurması da bu yüzdendi.
Kemal Kılıçdaroğlu, hataların neler olduğunu bugüne dek saymadı, sıralamadı. Birkaç kere başörtüsüne atıfta bulundu, o kadar. Ezan, Kur’ân öğretimi ve namazla alâkalı bir söz sarf etmedi. Şifreleri tahminle çözmeye çalışıyoruz. İşbaşına geldiğinde "yeni CHP" demişti. Onu inşa edemedi. Ama galiba bu arzusu ölmüş değil. Onun için Haziran 2023’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimlerinde kemikleşmiş CHP oyları dışında kendilerini iktidara taşıyacak oyları da alabilmek adına bu hata ve günahları daha bir sarih şekilde sayıp dökmek isteyebilir.
Niyet bu olsa bile bunun CHP’de hayat bulması kolay mı?
Bülent Ecevit, “Karaoğlan” diye bir efsane iken dahi yeni CHP’yi inşa edememişti. Nitekim bizzat bize "CHP kendine has bir partidir, bazı şeyleri aşamadım!" diye anlatmıştı. Sn. Kılıçdaroğlu da bu helalleşme ve hataları kabul meyanında belli ki bazı değil çok şeyleri aşamıyor.
CHP âdeta çok genel başkanlı bir parti.
Karışanı çok.
Onun için, sabah bir türlü olmamakta…
Ya bir partili ahlâksızlık yapmakta, ya bir belediye başkanı ırkçılık gütmekte veya CHP’li olarak bilinen bir gazeteci CHP taraftarı bir kanalda ezanın Türkçe olması gerektiğine dair çam devirebilmektedir... CHP Genel Başkanı, istediği kadar hata ve günah ikrarında bulunsun, helalleşme gereğinden söz etsin. Sıfatı CHP’li olan herhangi bir kimsenin "Ezan Türkçe okunmalıdır!" dediği ân bu millet, CHP’nin suçlarını hatırlayacak ve "CHP’nin değişmesi mümkün değil!" diye hükmünü verecektir. Böylece; bir tarafta Ayasofya’nın zincirlerini kırıp O’nu tekrar müminlerle buluşturan Cumhur İttifakı, diğer tarafta tadı damağında kalmış günah-ı kebâir hasretindeki CHP ve ortağı ittifak yer alacaktır.
Atalar, ne kadar muhteşem söylemişler:
-Ahmak dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun!
Seçim sath-ı mailine girilmişken CHP’li birinin CHP’li bir kanalda "tanrı uludur, tanrı uludur demenin bir zararı yok. Ezanı Arapça okumak kültürel emperyalizmdir!" diye hezeyan saçması, CHP’ye de Millet İttifakı’na da yapılmış esaslı bir ziyandır.
 Ezân-ı Muhammedî, 1932’de CHP emrindeki Diyanet’in bir tamimiyle bırakılmış, yerini bahsedilen "tengri"li sözler almıştı. Bununla da kalınmadı. İsmet İnönü’nün CHP Reis-i umumisi ve Reis-i Cumhur ve Refik Saydam’ın Başvekil olduğu 1941’de TCK-Türk Ceza Kanununda değişiklik yapılarak Arapça Ezan okunması yasaklandı. Artık bir genelge değil ceza kanunu vardı. Aksine davranan müezzinler, hapse atıldı. DP-Demokrat Parti,1950’de işbaşına gelir gelmez Türkçe dışında da ezan okunabileceğine dair kanun çıktı. Adnan Menderes, vatandaşın sevgilisi oldu. Bütün yurtta muazzam bir bayram havası yaşandı.
CHP’yi iktidardan mahrum eden 5 temel sebep varsa bir numaralısı CHP’nin ezan, Kur’ân ve namazla yaptığı kavgalardır. DP’ye 10 yıl boyunca sürekli seçim kazandıran 5 sebep varsa onlardan birincisi de bu mukaddeslerimize gösterdiği hürmettir…
Şimdi bakalım Kemal Kılıçdaroğlu, partisine mal edilen o TV konuşmasını da konuşanı da layıkıyla kınayacak mı yoksa sıradan cümlelerle mi geçiştirecek? Olması gereken, hem kendisinin lanetleme ölçeğinde bir kınama yapması ve hem de Müslümanları rencide eden ve partisine büyük ziyan veren o gazeteciyle kanalın özür dilemesini temin etmektir.
Sıkıştığında fikir hürriyeti kalpazanlığına sığınacak olan hezeyan sahibine yöneltilen küfür-kelâm yanlış fakat sorular haklıdır:
-Ezan hangi dilde olursa olsun! Sana ne? Namaza Türkçe çağrı olduğunda işi gücü bırakıp camiye mi koşacaksın?
Sn. Kılıçdaroğlu, lütfen unutmayınız:
-Kaval çalmasını bilmeyen çoban, sürüye kurt getirir!
Sizde ne çok acemi çoban varmış!..
Onlar, herkesi kör, âlemi sersem zannediyorlar.
İslâm’ın itikadından da amelinden de habersiz kimseler, hadlerini aşarak bilmedikleri mevzuda konuşurlar ve bu da CHP namına yapılan konuşma olarak kabul görürse kimse boşuna yorulmasın CHP, ne Cumhurbaşkanlığını ne de iktidarı kazanır!..
Kur’ân-ı kerîme "çöl kanunu" diyemeyenler, ‘Ezan’a dair ettikleri lakırtılarla içlerini soğutmaya çalışmaktalar.
Sandık, tam bir ders olacaktır?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
629289 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/629289.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT