BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Müslüman Allah'tan başkasından korkmaz”

“Sen Müslüman mısın, kâfir misin?.. Eğer Müslümansan, Allah'tan başkasından korkma!..”
 
Ebû Türâb Nahşebî hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Horasan’ın evliyâlarından idi. Hâtim-i Esâm ile sohbet etmiştir. Şafiî mezhebinde fıkıh âlimi idi. Aynı zamanda Ahmed bin Hanbel’den de ilim almıştır. Ebû Abdullah Celâ’nın ve Ebû Abîd Bûsrî’nin hocasıdır. 245 (m. 859) senesinde Basra çölünde namaz kılarken vefât etti. 
 
İbn-i Celâ anlatır: “Üç yüze yakın evliyâ gördüm. Bunlardan dördü çok büyük olup, ilki Ebû Türâb idi.”
Ebû Türâb hazretlerinin kerâmetleri çoktur. Talebeleri şöyle anlatır:
Bir talebesiyle birlikte çölde gidiyordu: Talebesi, susamıştı. Ondan su istedi! Ebû Türâb eliyle yeri çizince hemen oradan su kaynadı. Ebû Abbâs anlatır: Ebû Tûrâb’la çölde idik. Arkadaşlardan biri, çok susadım dedi. Ayağını yere vurdu. Oradan bir pınar kaynadı. Birisi, ben bardakla içmek istiyorum, dedi. Ebû Türâb elini toprağa vurdu. Cam bardak göründü çok güzel bir bardaktı. Onunla su içtik.”
Kendisi, Hızır aleyhisselâmla görüşmesini şöyle anlatır: Bir gün çölde birine rastladım. Kim olduğunu sordum. Hızır’ım dedi. Sonra bana, “Ey Ebû Türâb, şimdi Allahü teâlânın sevdiği velî kullarının kalbini düzeltmeye memurum. Allah yolundan ayrılınca, onları yola getiririm. Bu yolda ilk iş, yok olmak (benliğini öldürmek) ondan sonrası ise kurtulmaktır” dedi.
 
Kendisi anlatır: Bir gün Hicaz’da yalnız yürüyordum. Siyah yüzlü bir adam gördüm. Boyu çok uzun idi, korkmuştum. “Dev misin, cin misin?” diye sordum. Bana  “Sen Müslüman mısın, kâfir misin?” diye sordu ve “Eğer Müslümansan, Allah'tan başkasından korkma” dedi ve kayboldu.
 
Yine kendisi anlatır: “Bir gün çölde gidiyordum. Nefsim yumurta ve sıcak ekmek istedi. Hiçbir zaman nefsimin isteğini yapmamış idim. Fakat nasıl olduysa isteğim galip geldi. Yolumu değiştirip, bir köye girdim. Köyde hırsızlık olmuştu. Onun için köylüler bir yere toplanmış durumu konuşuyorlardı. Beni görünce içlerinden biri, 'bu adam hırsızla beraberdi' dedi. Beni yakaladılar. Bana yetmiş sopa vurdular. Bu arada biri gelip beni tanıdı. 'Bu hırsız değildir. Bu, âlim Ebû Türâb’tır' dedi. Bunun üzerine oradakiler benden özür dilediler. İçlerinden biri beni eve yemeğe götürdü. Bana taze ekmek ve yumurta getirdi. Nefsime 'Ey Nefs! Yetmiş sopadan sonra ekmekle yumurta ye' dedim."
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619429 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/vehbi-tulek/619429.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT