Milletlerin tarihinde büyük siyasi liderler, kumandanlar ve fikir adamları kadar; iş, eğitim, hayır, teşebbüs ve toplum hizmeti alanlarında iz bırakmış insanlar da önemli yer tutar. Ne var ki bu ikinci gruptaki isimler, çoğu zaman, hak ettikleri ilgiyi görmez. Türkiye de bu bakımdan hayli vefasız bir ülkedir. Hayatını yaşadığı şehre, ülkesine, gençlere ve eğitime adamış birçok insan, vefatından sonra yavaş yavaş unutulur. Oysa, bir toplumun sağlıklı bir hafızaya sahip olması, yalnız büyük siyasi hadiseleri değil, sivil gayretleri, fedakârlıkları ve mahallî öncüleri de hatırlamasıyla mümkündür... Nuh Naci Yazgan bu bakımdan Türkiye tarihinde daha fazla bilinmeyi hak eden önemli şahsiyetlerden biridir.
Nuh Naci Yazgan 1885 yılında Kayseri’de, Şiremenli Caddesi’nde, Tutak Mahallesi’nde dünyaya geldi. Ailesi çeşitli sıkıntılar içindeydi. Gençliği, Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi, askerî ve iktisadi bakımdan zor bir döneme girdiği yıllarda geçti. Buna rağmen, Nuh Naci Yazgan kendisini yetiştirmeyi başardı. 1900’lü yılların başında Kayseri Lisesi’ni bitirdi ve dönemine göre iyi donanımlı bir genç olarak hayata atıldı. Kayseri’nin çevreden yoğun göç aldığı, sosyal ve iktisadi yapısının değişmeye başladığı bir dönemde yetişti. Bu şartlar, onda hem girişimci hem de toplum meselelerine duyarlı bir şahsiyetin oluşmasına katkı sağladı.
Nuh Naci Yazgan’ın hayatında Millî Mücadele yılları özel bir yere sahiptir. O, yalnız kendi işini ve ailesini düşünen biri olmadı; ülkenin geleceğinin şekillendiği dönemde sorumluluk üstlendi. Kayseri’de masraflarını bizzat karşılayarak İntikam Tugayı’nı kurdu ve Mustafa Kemal’in emriyle çevrede ortaya çıkan güvenlik-isyan-meseleleriyle ilgilendi. Ayrıca, Kayseri’den Sivas Kongresi’ne gönderilen üç delegeden biri olması, onun Millî Mücadele içindeki yerini göstermesi bakımından önemlidir. Bu görev, onun şehir hayatındaki itibarı kadar, millî meselelerdeki duyarlılığının da ifadesidir.
Dar anlamda cumhuriyetin doğuşundan sonra Nuh Naci Yazgan iktisadi ve sosyal hayatta daha belirgin roller üstlendi. Kayseri, 1926’da Tayyare Fabrikası’nın ve 1935’te Sümer Fabrikası’nın açılmasıyla, üretim hayatı bakımından yeni bir döneme girdi. Şehir, geleneksel yapısının yanında sanayi ve üretim merkezlerinden biri olma yolunda ilerledi. Nuh Naci Yazgan da bu dönüşümün içinde yer alan, çalışan, üreten ve çevresine katkı sağlayan insanlardan biri hatta en başta geleni oldu. Yağ ve tekstil fabrikaları kurdu. AK (Adana’daki Kayserililer) Bank’ın kuruluşunda rol aldı. Adana’da çok başarılı olan Millî Mensucat’ı oluşturdu. Büyük servet kazanmasına rağmen zenginliğini çevresine gösteriş olarak yansıtmayan bir insan olarak yaşadı.
Fakat onu asıl unutulmaz kılan bir taraftan hayırseverliği, fakirin fukaranın yardımcısı olması diğer taraftan eğitime verdiği önem ve destektir. Kayseri’de ve İstanbul’da kurduğu öğrenci yurtlarıyla gençlerin barınmasına imkân sağladı. Varlığını gençlerin eğitimine, yetişmesine ve hayata hazırlanmasına adadı. Bir insanın servetini ve imkânlarını yalnız kendisi için değil, gelecek nesiller için kullanması, onun şahsında ve kişiliğinde gerçek hayırseverliğin ve sivil sorumluluğun en değerli örneklerinden birini teşkil etti.
Nuh Naci Yazgan 1947 yılında vefat etti. Çok şükür, adı tamamen unutulmadı. Bugün Kayseri’de faaliyet gösteren ve Mustafa Nevzat Özhamurkar tarafından yönlendirilen bir heyet tarafından kurulmuş olan Nuh Naci Yazgan Üniversitesi, onun adını yaşatan ve katkılarını unutmayan kimseler tarafından hayata aktarılan çok anlamlı ve değerli bir kurumdur. Bu üniversite, yalnız bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bir vefa göstergesidir. İnşallah uzun ömürlü olur; başarılı, ahlaklı, üretken ve ülkesine hizmet edecek gençlerin yetişmesine katkı sağlar. Böylece Nuh Naci Yazgan’ın hayatı, sadece geçmişte kalmış bir hatıra değil, geleceğe yön veren bir ilham kaynağı olmaya devam eder.
.....
Nuh Naci Yazgan’ın hayatı ve yaptıkları hakkında İlter Sağırsoy tarafından kaleme alınmış olan İlle de Lazımsa Adım Nuh Naci Yazgan adlı (Art, 2024) kitaptan daha fazla bilgi edinilebilir.

