BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yağmur -2-

Yağmur yağarken içimde oluşan duygu sağanağını kaleme almaya bugün de devam edeceğim… Sevgi barış kardeşlik getireceğiz diyerek kan gözyaşını döken kin ve nefret olup İslam coğrafyasına yağan çıkar tüccarlarının üzüntüsünü yağan yağmurla iliklerime kadar hissedişimi anlatacak bir kelime bulabilir miyim bilemiyorum…
Yağmurun diğer adı "rahmet" değil miydi? Dualarla istenen, özlemle beklenen... Necip Fazıl’ın dizelerinde, hastanın sabahı beklemesinden daha fazla bekleniyordu bu topraklarda.
Özlenen bu kadar özlendiğini bilse utanırdı yokluğundan.
Bir bulut olmak isterdi, yağmak isterdi bu topraklara bu yüreklere... Özgürce ıslanabilmeliydi insanlar altında… Ağlamak isteyenler için yağmak isterdi... Hıçkıra hıçkıra özgürce ağlamak isteyen babaların gözyaşlarını saklamak için... Yağmak isterdi Aylan bebeğin, Ümran bebeğin, yitirilen sevgililerin ardından gözyaşı dökmek için…
Emindi şemsiye açılmayacaktı burada, ıslanacaklardı altında insanlar. Belki de, kim bilir katılaşmış yürekler, taşlar bir nebze yumuşayacaktı bu yağmurda… Günahlar, çirkinlikler, acımasızlıklar bir nebze olsun temizlenecekti… Kim bilir belki de utandıracaktı sahte rüzgârları, sahte bulutları. İnsanlara âlemlere zulmet olarak değil rahmet olarak yağmanın güzelliğini fısıldayacaktı yüreklere…
Yağdığı topraklarda yeniden güller açacaktı. Yeryüzü merhamet kuraklığından kurtulup rahmet damlalarıyla yeşerecekti kim bilir… Bir gül olmak isterdi o gülistanda, diken düşünüp dikenlik olanlara inat…
Yağmur sonrası, yağmur kadar güzel olacaktı gökyüzü… Yağmurun ardından bıraktığı gökkuşağı yedi renkle kucaklayacaktı gökyüzünü, ona gülen çocukları... Çocuk sesleri, kuş cıvıltıları yeniden yankılanacaktı…
Bir bulut olmak isterdi, adı anılmasa da… Yağmak isterdi onu hasretle bekleyen o yüreklere, o topraklara.
Yağmurla daldığı hayallere yine yağmurla geri geldi. Oda soğumuştu. Yağmuru yağdıranı andı, gökyüzünü ve bulutları selamladı. Pencereyi kapattı. Dışarıda yağmur içinde duygu sağanağı birlikte yağmaya devam ediyordu…
            Doç. Dr. Erkan Özkan
 
 
 
ŞİİR
 
             Sonsuza dek
 
Kötülükle hiçbir zaman işim yok
Sevgi benim sonsuza dek yolumdur.
Haram lokma çiğneyecek dişim yok
Sevgi benim sonsuza dek yolumdur.
 
Sevgi yoksa onulmaz bir yarayım
Sevgi yoksa ben bir bahtı karayım
Sevgi yoksa zindan olur sarayım
Sevgi benim sonsuza dek yolumdur.
 
İnsan vardır yanlışını göremez
İnsan vardır Allah için veremez
İnsan vardır hiçbir işe yaramaz
Sevgi benim sonsuza dek yolumdur.
 
Çöller vardır sessizliğe bürünür
Yollar vardır kıvrım kıvrım görünür
Şu yeryüzü sevgi ile korunur
Sevgi benim sonsuza dek yolumdur.
 
Ömür boyu hüzün ile dolsam da
Hastalanıp yaprak gibi solsam da
En nihayet bir gün toprak olsam da
Sevgi benim sonsuza dek yolumdur.
 
             Kadir Fidan/Dağların Şairi
 
 
 
 
KISA KISA… KISA KISA…
 
 
YENİ YIL
 
Yenisi eskisi fark etmez yılların. Hesaba çekilirken ömür ele alınır, hayatı her saniyesi kararlarımız, doğrularımız, yanlışlarımız… Aslında herkes bilir kendinin nerede durduğunu… Ee vicdan tartısı bu, herkes kendini çok net görür oradan. Ne eksik ne fazla, beni, onu inandırmak çok basit, soru-cevap geçsin. Ama bir mahkeme-i kübra olacak ki, diller susacak ki o zaman da yeterli olacak… Geçiştirme yok, delil karartma yok, “ama ben bunu öyle olsun diye yapmadım” yook. Net ve kesin hüküm, hem deee en adaletlisinden...
Herkes çıkınını güzel şeylerden doldursun. Bu nasihat evvela kendime tabii ki, belki de sırf kendim için yazıyorum, sesli düşündüm diyelim :)) Yarın tarihlere baktığınızda yaşlandık diye üzülmeyin, büyüyoruz hâlâ :)) Öyle bir ayırım da yok zaten, beden diretir ki o bedenin sana kurulmuş alarmla saatin, elbet bir gün çalacak. Her anın her sürenin bir gün mutlaka biteceği gibi diyeceklerim bunlar sevgili dünyadaşlarım…
Ramazan Demir
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617348 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/617348.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT