BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ben bilmez miydim ‘YAŞ Kararları’ diye bir yazı yazmayı?

 
Hafta sonu Savunma Sanayii adına devrim niteliğinde bir teslimat daha vardı: Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA)
Savunma Sanayii birbiri ardına ortaya koyduğu ürünler ve sistemler vasıtası ile tüm dünyada her geçen gün adından daha fazla söz ettiriyor. Özellikle insansız sistemler ve platformlar, yerli olarak geliştirilen mühimmat ve roket sistemleri ile, elektronik harbe dair unsurlar çok ama çok kıymetli.
İşte bu ürünlerden birisi daha TSK envanterine katıldı. Her ne kadar muhalefetin gündeminde dahi olmadı ise de bizi bizden daha dikkatli takip eden gözler konuyu hem yazılarına taşıdılar, hem de alınması gereken notlar belli merkezlerde alındı.
Nedir insansız bir sistem olan Akıncı TİHA’yı bu kadar değerli kılan ya da diğer SİHA sistemlerinden farklı kılan?
Bu soruya verilecek en kestirme cevap uçuş irtifası, kaldırdığı faydalı yük miktarı, seyir hızı ve radar sistemi.
Bugüne kadar terör ile mücadeleden, etki alanımızdaki birçok coğrafyaya kadar yoğun bir şekilde kullanılan farklı SİHA modelleri ile kıyaslandığında, Akıncı 12.000 metre gibi bir irtifada, yaklaşık 370 km/saat gibi yüksek hızlarda ve 1.400 kg civarında bir yük ile uçabilen kendi sınıfı içerisinde devasa bir insansız sistem.
Bu 1400 kg yük içerisinde havadaki hedeflere atılabilecek füze sistemleri olabileceği gibi, SOM seyir füzeleri ile MK-83 bombaları da olacaktır. Kuşkusuz Akıncı TİHA gibi insansız bir hava unsurundan, 250 km uzaklıktaki bir hedefe atılacak, 600 kg ağırlığındaki yerli bir seyir füzesi bazı ülkeler tarafından çok ama çok dikkatli izlenmektedir.
Ayrıca taşıyacağı radar sistemi ile hedefini uzak mesafeden tespit ederek, taşıdığı silah sistemlerini devreye sokabilecek oluşu çok ama çok değerli.
Elbette hâlihazırdaki SİHA ve TİHA sistemleri, Hava Kuvvetlerimizin envanterindeki muharip uçaklarımızın alternatifi değil, lakin 2030 yılında envanterimize girecek Millî Muharip Uçağımız devreye girene kadar, Hava Kuvvetlerimizdeki muharip uçakların üzerinden önemli bir yükü alacağı da aşikâr.
Yine, TİHA teslim töreninde açıklanan, TCG Anadolu gemisine iniş ve kalkış yapabilecek TB3 sisteminin 2022 yılında ilk uçuşunu yapacak olması, Millî İnsansız Uçak Sistemi’nin (MİUS) de 2023 yılında hangardan çıkacak olması, sadece savunma sanayii alanında değil, Türkiye’nin kazanacağı askerî ve siyasi güç açısından önümüzdeki yıllarda çokça konuşacağımız konular…
 
 
Simetrik ve konvansiyonel tehditlere asimetrik cevaplar
 
Türkiye’deki askerî stratejik aklın uzunca bir süreden bu yana, konvansiyonel kalıplar içerisinde geliştirilerek üzerimize salınan simetrik ya da asimetrik tehditlere çoğunlukla asimetrik cevaplar verdiği görülüyor. Terör ile mücadele dâhil olmak üzere İdlib, Libya ve Dağlık Karabağ’da bugüne kadar olan biteni bu zaviyeden görmek sanırım çok yanlış olmasa gerek.
Dağlık Karabağ’da son 30 yıldan bu yana eski Sovyet doktrini ile uyumlu, hava savunma sistemleri, topçu unsurları ve zırhlı araçlar ile tahkim edilmiş ve birden fazla kuşaktan oluşan savunma hatları bu konvansiyonel anlayışın bir tezahürü idi. Lakin devreye alınan beşinci nesil savunma sanayi ürünleri ve insansız sistemler, 30 yıldır devam eden anlayışı da, Rus hava savunma sistemlerinin itibarını da yerle yeksan etti.
Keza, Libya ve İdlib’de yaşanılanlar, örgüsü farklı olsa dahi, yine Türkiye’nin sahada çoğunlukla asimetrik cevapları vardı.
Tamam, bu cevapların hiçbiri düzenli bir orduya karşı verilmedi, lakin bugüne kadar bizi ve dostlarımızı da zaten vekilleri yolu ile hep cendereye aldılar. Ayrıca, gelişmiş savunma sanayi ürünlerimiz ile gerektiğinde düzenli bir ülkenin gücüne karşı bugüne kadar eşine rastlanmamış bir karşılık vermeyeceğimizin kimseye garantisini de vermedik.
Bu asimetrik cevap verme şekli, beşinci nesil savunma sanayi ürünleri ile önümüzdeki süreçte daha da geliştirilirse, birçok savunma konseptinin ve paradigmasının yıkılmasına sebebiyet verebilir.
Bu açıdan Türkiye’deki güvenlik bürokrasisinin savunma sanayi şirketleri ile ürün geliştirme odaklı iş birliklerinin ötesinde çalışmalar yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Artık savunma sanayi ile birlikte sahada bizzat mücadele vermenin, birlikte çözümler geliştirmenin ve gerekiyorsa yeni konsept ve doktrinler oluşturmanın zamanı çoktan gelmiştir.
Nedir Selçuk Bayraktar’ı bu şekilde konuşturan?
Tören alanında Selçuk Bayraktar’ın ısrarla dile getirdiği ‘Ülkemizin bu alanda önü kesilmez ve çalışmalar aynı kararlılıkla devam ederse, bu teknolojide dünyanın bir numarası oluruz’ sözleri dikkate alınması gereken uyarılar.
Neden bu cümleleri sarf etti peki?
Nasreddin Hoca’nın ifadesi ile ‘eşekten düşenin hâlinden eşekten düşen anlar’ da ondan. Tercüme yapmakla iktifa etmesi vaazlarını dinlemiş, yüzlerce bürokratik sabotaja maruz kalmış bir insanın dertli ifadeleri diye bakmak lazım bu açıklamalara.
Peki ben nereden biliyorum da bu yazılanları kaleme alıyorum dersiniz?
Yıllarca gencecik nice girişimcileri eşekten düşüren bürokrasinin içinden geldim, gördüm, mücadele ettim ve tüm yaşadıklarımı Ivo Andriç’in ‘Travnik Notları’ misali hafızama nakşettim.
O yüzden şimdi hep birlikte güzel ve başarılı işler yapmanın tam zamanı…
Gençlere, girişimci zihniyete, inovasyona yatkın dimağlara memleketin her noktasında yol açmanın vakti.
Yoksa ben bilmez miydim ‘YAŞ Kararları’ başlığı ile kaç general ve amiral emekli edildi, kaçı terfi etti diye modası geçmiş yazılar yazmayı?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620440 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/620440.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT