Cumhuriyet Halk Partisi mutlak butlan kararı ve peşinden sökün eden karmaşa ile başa çıkabilecek gibi durmuyor… Bu gidişle CHP galiba en az üç parçaya ayrılacak gibi görünüyor! Ana muhalefet adına çok üzücü.
Demokrasilerin sağlıklı işlemesi için muhalefet kanadının da en az iktidar kadar güçlü ve etkili olması beklenir… Zira iktidarı esaslı biçimde takip edecek, baskılayacak ve denetleyecek kapasiteye sahip bir muhalefet, aynı zamanda yarının muhtemel iktidarı için güçlü aday ve rakip olarak, siyaseti olumlu yönde etkileyebilir. Ve demokratik işleyişe önemli katkı yapar… İdeal olanı budur. Ancak her zaman, siyasi gidişat ve rekabet her yerde bu denli müspet gerçekleşmeyebilir. Ama en azından belli bir seviyede, ülke yönetimine etki etmek bakımından, istikrarlı bir gayretin olması umumi arzudur. Bunun gerçekleşmesi de siyaset erbabının bilgi; beceri, kabiliyet, samimiyet ve vatana hizmet sevdasına bağlıdır. Yani siyaseti bir menfaat zemini olarak değil, bir hizmet fırsatı olarak kabul edip buna göre yönetim becerisini ortaya koymak, kaliteli ve seviyeli siyaset olur. Bunu da vatandaşlar takdir eder ve layık gördükleri sürece iktidar yetkisini ehline vermeye devam eder… Bu kalıplar içinde AK Parti iktidarını değerlendirdiğimizde, yaklaşık çeyrek asırlık bir üstün başarı hikâyesi görüyoruz. Buna karşılık Ana muhalefet partisi CHP’nin (Ki, Türkiye’nin en eski siyasi partisidir…) üç çeyrek asırlık kronik muhalefet çıkmazı içinde, bir türlü milletten alamadığı iktidar vizesi hasreti yer alıyor. İki partinin siyasi performansı arasında dağlar kadar fark var. Ve ileriye dönük olarak, aradaki farkın kapanması imkânsız görünüyor. Zira makas iyice açılmış durumda… Hâl böyle iken, zaten bugüne kadar iktidar hazırlığı adına bir türlü ortaya koyamadıkları program için gerekli enerji ve zamanı da parti içi mücadeleye hasretmiş durumda!.. Kısacası CHP’nin mevcut hâli pek iç açıcı değil. Geniş yelpazede siyaset yapmayı bırakıp, parti içi hizip kavgalarına kilitlenince dahili buhran bir türlü bitmiyor…
Bir zamanlar baba-oğul ilişkisi içinde omuz omuza bir Kılıçdaroğlu-Özel ittifakı sürerken yine bir başka baba-oğul gibi tanımlanan iş birliği çok farklı bir mecraya girdi… “Kemal Kılıçdaroğlu’nun prensleri" diyebileceğimiz Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisi, bir anda velinimetlerine sırt çevirdi. Ondan sonra da olanlar oldu. 2023’te yapılan İstanbul il kongresi ile başlayan, devamında Ankara’da pavyon kapılarına kadar uzanan serüven, 37. CHP Kurultayını mutlak butlan noktasına taşıdı. Sonrasındaki gelişmeleri hep beraber ibretle seyrediyoruz… Bakalım iş nereye varacak? CHP içinde bulunduğu fevkalade hâlden yekpare çıkamayacak durumda. Bu artık kesinleşmiş gibi görünüyor. Mahkeme kararı ile CHP Yönetimini elinde tutan Kılıçdaroğlu, kurultayda kendisini hançerleyenlerle hesaplaşmakta kararlı. Zaten daha ilk günde “Hesap soracağım…” çıkışını yapmıştı. Son bir senesini, yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla yargılanan Ekrem İmamoğlu’na destek faaliyetleri ile dolduran Özel, partili milletvekillerin çoğunluğunu ve il başkanlarının önemli bir kısmını arkasına almış olmasına rağmen, CHP tüzel kişiliğini bütünüyle çekip çevirecek fırsatı yakalama şansını artık iyice yitirmiş durumda. Kendi beyanına göre, içerideki mücadelede sonuç alınmazsa yeni parti kurmayı alternatif olarak devreye sokmaktan başka çareleri yok! Ancak gelinen safhada Özel adına yeni bir güç kaybı söz konusu… Düne kadar sıkı iş birliği ve uyum içinde olan Özel-İmamoğlu ikilisinin arasına sanki kara kedi girmiş gibi. Hâl böyle olunca yeni parti arayışında tek değil iki tane yeni oluşum için süreç işlemeye başlamış gibi… Keşmekeş devam dereken, CHP’den bir taraftan bazı vekiller diğer yandan kimi belediye başkanları birer ikişer partilerinden ayrılıyor. Hatırı sayılır sayıda, AK Parti’ye katılan var. En az 25 belediye başkanı şu ana kadar AK Parti saflarına dâhil oldu. Devamı da gelecek gibi.
Hâlihazırda Özgür Özel, eldeki imkânlarla partiyi olağanüstü kurultaya götürmeye çalışıyor. Buna karşılık Kılıçdaroğlu olağan kurultay yapmakta ısrarlı… İmamoğlu’nun bundan sonrası için ne yapacağı da merak konusu ama, asıl mücadele Kılıçdaroğlu-Özel hattında cereyan ediyor... CHP fiilen üç parçaya ayrılmış durumda. Tabiatıyla hizipler arası geçişler karşılıklı sürebilir. Henüz herkes elini tam olarak göstermiş değil. Sık sık güçlü muhalefet ihtiyacını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünkü AK Parti grup toplantısında, sözü yine CHP’nin durumuna getirip önemli şeyler söyledi:
“Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hâkimken, biz uyum içinde, İttifak (Cumhur) olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz. Sanal ve saçma gerilimlerle vaktimizi ziyan etmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Demokratik olgunluk içinde millete hizmet yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyoruz. Biz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün kahraman ilan ettiklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın... Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan var...
Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. İster iktidar ister muhalefet hepimiz, iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmet…”
Evet, iktidar ile muhalefet arasındaki farklı anlayış ve hizmet sevdası… Her şey ortada.

