BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Çakal, kurt, çoban, yiyen ve ağlayan...

Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023 seçimlerine kadar HDP dâhil yedili ittifak yapısını ayakta tutabilmek için ortaya koyduğu performans hiç de yabana atılır cinsten değil.

Değil ama seçime giden süreçte her geçen gün, Kemal Kılıçdaroğlu’nun işini biraz daha zorlaştırıyor.

Kılıçdaroğlu bir taraftan biri inkâr edilen yedi partiyi dengede tutmaya gayret ediyor, diğer taraftan ortaya koyduğu siyaset sürekli olarak ayağına dolanıyor.

Bir taraftan kendinin talip olduğu Cumhurbaşkanlığı makamı için can atan iki belediye başkanını pasifize etmeye çalışıyor, diğer yandan uluslararası karar vericileri ve Türkiye’deki temsilcilerini ikna etmeye çalışıyor.

Daha bu saydıklarıma “sefaretler sokağı”ndaki baş döndürücü trafiği idare etmek dâhil değil. Çünkü yedili ittifakın içindeki birçok liderin sürekli kapısını çaldığı adresler birbirinden epey farklı.

Hülasa boşa koysa dolmuyor, doluya koysa taşıyor...

Az iş mi bu dengeyi muhafaza edebilmek Allah aşkına!

Kolay değil öyle çakal ile plan yapıp, kurt ile öldüren, çoban ile yiyip, sürünün sahibi ile ağlaşanların masasında ayakta kalabilmek…

Bu tarz-ı siyaseti uygulayabilmek ve hiçbir şey olmamış gibi yola devam edebilmek, epey bir iç genişliği gerektiriyor ve bu iç genişliği Kemal Kılıçdaroğlu’nda fazlasıyla mevcut.

Mesela başörtüsü yasağını ortadan kaldıran düzenlemeyi iptal ettirebilmek için, kendi imzası ile AYM’nin kapısına dayandığı bilindiği hâlde bilinmiyormuş gibi ıslık çalabilmek her babayiğidin harcı değil.

Hatta başörtüsüne çul diyen bir müptezele pişkince bir eda ile ‘bir metrelik bez parçası efendim’ dediği her akşam ekranlarda gösterilirken, sosyal medyada elden ele dolaşırken, göğsünü gere gere ekranda ‘başörtüsü yasağını ben kaldırdım’ diyebilmek için az mı iç genişliği lazım?!.

Daha birçok örnek verilebilir, lakin Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu hususiyeti herkesçe çok iyi bilinen bir konu.

O zaman neden yine gündeme getirme gereği duydum?

Çünkü Kemal Bey şimdi de TSK’nın sınır ötesi harekâtına başarılar diliyor, Allah’tan Mehmetçik için iyilik ve başarı niyaz ediyor.

Neresi kötü bunun değil mi?

Buna zaten en içten bir şekilde âmin diyoruz.

Diyoruz demesine fakat Kemal Kılıçdaroğlu daha birkaç ay evvel ‘Bu tezkereye evet dersek, Cumhuriyet’e en büyük ihaneti etmiş oluruz’ diyordu. Gerekçe olarak da yabancı askerlerin Türkiye’de bulundurulması ile alakalı bölümü öne sürüyordu.

Oysa bundan önceki tezkerelerde bu madde aynen vardı ve tamamına evet demişti Kemal Kılıçdaroğlu. Ama HDP’yi kızdırmamak için bir kulp bulmak ve hayır demek zorundaydı ve her zaman olduğu gibi hiç zorlanmadı, buldu…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mehmetçiğe destek veren paylaşımı HDP’yi son derece kızdırmış olmalı ki parti sözcüsü Ebru Günay ‘Muhalefet liderinin verdiği tepkiye bakar mısınız? Sizin Kürt sorununa çözümünüz bu mu’ diye sosyal medyadan yumdu gözünü açtı ağzını.

Sözcü Günay, tam da o tarihlerde Yunanistan’daki terör çukuru Lavrion kampında, terör örgütü elebaşının posterlerinin asıldığı yerden açıklamalar yapıyordu.

‘Biz HDP’yi terör örgütü olarak görmüyoruz. HDP’nin PKK ile olan ilişkisini minimize etmesini ben de isterim. Varsa tabii, ben bir ilişki bilmiyorum’ diyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, HDP sözcüsü Ebru Günay’ın açıklamalarını nasıl yorumluyor elbette merak ediyoruz.

Hoş, elinde silahı ile bir PKK’lı teröristin göğsüne başını yaslayan Milletvekili Semra Güzel, Engin Altay’ın ilişkiye dair gözünü açmadıysa ne açabilir ki?!.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da ‘Her savaş hamlesinde iktidarın arkasına dizilmek bu düzeni kalıcı hâle getirir’ dedi.

Olan bitene ne Meral Akşener’den ne de Kemal Kılıçdaroğlu’ndan tek kelime had bildiren açıklama var mı?

Yok.

Neden?

Çakal ile plan yapıp, kurtla öldürüp, çoban ile yemek ve sürünün sahibi ile de ağlaşmak böyle bir şey de ondan…

Türkiye’nin sınır ötesine gerçekleştirdiği askerî harekâtın terörist ve terörizm ile mücadelede neden çok önemli olduğunu zaten biliyoruz. Bunun dışında daha üst perdede olan anlamlar ihtiva ediyor hâlbuki.

Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana yeni bir düzene oturamayan dünya çok büyük gelişmelere gebe. Yeni bir dünya düzeni oluşturulurken, hokkabaz yüz seneden bu yana bize patinaj çektirmede ve içimize kapatmada mahir olduğu tüm kartlarını hâlihazırda yitirmiş vaziyette.

Darbeler, terör, vesayet, jüristokrasi, isyanlar, iş birlikçiler…

Hokkabaz, bu kartların tamamını tam bir asırdır üzerimizde başarıyla kullandı. Bizi çok başarılı bir şekilde içimize kapattı. Fakat son yirmi yılda tüm vesayet kartlarını yitirdiği için şimdilerde kafası kesik bir tavuk misali ne bulursa masaya koymasının gerekçesi bu.

Terörün ayağımıza dolaşmaması ve bizi kendi içimizde tüketmemesi bu açıdan son derece kıymetli. O yüzden şimdilerde ittifaklar kurmaya çalışıyor, “sefaretler sokağı”nı Türkiye için siyaset üretim merkezi hâline getiriyor, mutabık kalınan metinleri redakte ediyor.

Başarırsa yine içimize kapatacak ve bu esnada düzenini kuracak, başaramazsa kendi düzenimizi kendimiz kuracağız.

Bütün mesele de bundan ibaret...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626025 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/626025.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT