Sefer-i Ahiret eserinde Seyyid Abdülhakim Arvasi ölüme hazırlanmak hakkında şu tavsiyeleri veriyor;
Her müslümanın, ölüme hazırlanması lâzımdır. Bunun için de, tövbe etmelidir. Kul hakkı altında kalmamaya dikkat etmelidir. Yani, hakları sahiplerine verip helalleşmelidir. Allahü teâlânın haklarını da ödemek lâzımdır.
Her müslümanın, ölüme hazırlanması lâzımdır. Bunun için de, tövbe etmelidir. Kul hakkı altında kalmamaya dikkat etmelidir. Yani, hakları sahiplerine verip helalleşmelidir. Allahü teâlânın haklarını da ödemek lâzımdır. Bu hakların en mühimmi, İslâmın 5 şartını yerine getirmektir. Namaz kılmayan bir kimse, müslümanların hakkını da vermemiş oluyor. Çünkü, her namazda oturunca, (Ve alâ ibadillahissâlihin) diyerek müminlere duâ etmek vazifemizdir. Namaz kılmayanlar, müminleri bu duadan mahrum bırakıyor. Hakları olan bu duâyı yapmıyor.
- Borçları ödeyerek, emanetleri sahiplerine vererek, ölüme hazırlanmak ve vasiyet yazmak vâcibdir.
- Ölüm, bir ânda gelebileceğinden, affı kabul olmayan ve kabul olabilir ise de, henüz affedilmemiş olan (Had) ve (Tazir) cezalarının yapılmasına imkan bırakmak vâcibdir. Yani, meydana çıkmış olan günahlarının dünyadaki cezalarının yerine getirilmesini temin etmelidir. Affı kabul olmayan suç, Server-i âlemi “sallallâhü aleyhi ve sellem” sövmektir. Affı kabul olan hadler, yani cezalar, zina, sirkat, iftirâ, içki içmek gibi suçların dünyadaki cezalarıdır.
- Hasta olanların, bu vâcibleri daha çabuk yerine getirmesi lâzımdır.
- Hastanın yatağı, çarşafı ve çamaşırları temiz olmalıdır. Sık sık değiştirmelidir. Çünkü, temizliğin kalbe ve ruha büyük tesiri vardır. Ölüm zamanında ise, temizliğin kalbe ve ruha tesiri, başka zamanlardan daha mühimdir. Tedâvi câizdir. Fakat, şifayı halk eden, devada tesiri yaratan Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, isterse, kullanılan ilaçda tesir halk etmez. Eğer öyle olmasaydı, her tedâvi edilen hasta, iyi olurdu.
- Ağır hastalara iğne yaparak teselli ilaçları vermemelidir. Hastaya eziyettir. Câiz değildir. Ağır hastaları hastahaneye kaldırmamalıdır. Evde, ailesinin, sâlih kimselerin yanında, Kurân-ı Kerîm okuyarak ve Kelime-i şehâdet telkin ederek, can vermesine çok uğraşmalıdır.
- Hastalıkta, îman, îtikat bilgileri çok konuşulmalıdır. Gelen ziyaretciler, bunlardan konuşmalı, kimse gelmezse, hasta kendisi, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından ahiret bilgilerini okumalıdır. Kitaptan okuyamazsa, düşünmelidir. Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin bol olduğunu gösteren hikayeler söylenmeli, günahların, Allahü teâlânın merhameti yanında hiç oldukları hatırlatılmalıdır. Afv ve mağfiret ümiti çok olmalıdır.
- Hasta, namazlarını geçirmemeye, her zamandan daha çok dikkat etmelidir. Kalbini Allahü teâlânın sevgisi ile doldurmalı, Kelime-i tevhidi çok söylemelidir. İslamiyetin emirlerini yapmaya dikkat etmelidir. Vasiyet etmeli veya yazmalıdır.
- Hastaya, İmâm-ı Ali’nin “radıyallâhu anh” ve çocuklarının sevgisi pek lâzımdır. Çünkü, Ehl-i beyti sevmek, son nefeste îman ile gitmeye sebep olacağını, Ehl-i sünnet âlimleri “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” söz birliği ile söylemektedir.
- Ölüm hastası, İhlas sûresini [yani Kulhüvallahü ehad] çok okumalıdır. Yatağı karşısında (Kelime-i tevhid) yazılı levha asılı olmalıdır.
- Karyola ve yatak yerini ve odayı değiştirmek, hastaya ferahlık verir. Kabil ise hasta, abdestli olmalıdır. Hizmetçi, aşçı, hemşire kadınlar, mahrem olmadıklarından, çok büyük mahzurdur. Hastaların, ihtiyarların kızı, aile yerini tutamaz. Mahrem hizmetleri yapamaz. İhtiyarların, hastaların haramdan kurtulmak için, hizmet eden kadını nikah etmeleri lâzımdır. Dedikoduya ehemmiyet vermemeli, genç de olsa, hizmet edecek nikahlı aile edinmelidir.
- Ziyaretciler, hasta yanında çok oturmamalıdır. Sevdiği insanlar olsa da, çabuk kalkmalıdır. Hasta teklif ederse, biraz daha oturup, kalkmaya teşebbüs etmeli, tekrar teklif etmezse gitmelidir. Ağır hastanın yanına kimseyi sokmamak doğru değildir. Hasta istemese de, sâlih insanlar, gidip, bir İhlas okuyacak kadar oturmalıdır. Doktor, kimse görüşmesin, konuşmasın dedi diyerek, hastayı mahrum etmemelidir. Yanına suleha girip, Yasin-i şerif okumalıdır. Gizli okumak da faydalıdır.
- Hasta yanında, hastalığı arttıracak, meraklı sözler söylememeli, gazetelerden, hikayelerden, mal, ticaret, siyaset ve hükümetten laf açmamalıdır.
- Ölüm hastası helalden ve mümkün olduğu kadar abdestli ve kalbi uyanık kimselerin Besmele ve duâ ile hazırladığı şeyleri yemelidir.
- Hasta yanında, Velilerin, âlimlerin ve sâlihlerin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” hikayeleri ve sözleri konuşulmalı, bunlara sevgisi arttırılmalıdır. Evliyâ-yı kirâmın “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” söylenmesi, rahmete sebep olur.
- Ölüm alâmetleri görülünce, yanında, çocuk, cünüp, özürlü kadın bulundurulmamalıdır. Odada ve hatta evde resim bulunmamasına çok dikkat etmelidir. Yanında âlim, sâlih birkaç kimse bulunup, zorlamamak üzere, Kelime-i tevhid söylemesi temin edilmelidir. Söylemesi için sıkıştırmamalıdır. Yanındakiler söyleyip ona duyurmalı, usandırmamalıdır. Bir kere söyler ise, bir daha söyletmemeli, başka şey söyler ise, Kelime-i tevhidi bir daha söylemesi hatırlatılmalıdır. Yani, son sözü, Kelime-i tevhid olmalıdır. Zorlamadan, bir kere, (Lâ ilâhe illallah) demek, yanındakilere sünnettir. Kelime-i tevhidi hatırlatanların, hastanın düşmanı, varisi olmaması uygundur. Kimse yok ise, vâris hatırlatır.
- Hasta yanında (Yasin) sûre-i şerifesini okumak mühim sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki “Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder ve doymuş olarak kabre girer”. Yani, can vermenin hâsıl edeceği susuzluğu duymaz. Yasin sûre-i şerifesi, kıyamette olan şeyleri, dünyanın geçici olduğunu, Cennet nimetlerini ve Cehennemdeki azapları bildirdiğinden, hasta yanında okununca, îman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. (Rad) sûresini okumak, ruhun çıkmasını kolaylaştırır. İnsan ölünce, Hanefide necis olur. Kurân-ı Kerîm, yanında değil, karşısında ve sessiz okunabilir. Diğer 3 mezhebe göre necis olmaz.
- Kurân-ı Kerîmi, ölüler de işitir ve faydalanır. Cenaze taşıyanların, kabir ziyaret edenlerin, maddi bir karşılık düşünmeyerek, Kurân-ı Kerîmden bir parçayı, Allah rızası için okuyarak, sevâbını meyyitin ruhuna hediye etmeleri sünnettir.
- Ölüm halinde su içirmek sünnettir. İhtiyacı görülürse vâcib olur. İçince ferahladığı görülürse vâcibliği artar. O ânda şeytan, saf su gösterip, senden başka mâbudum yoktur dersen, sana içiririm dediği, hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.
YASİN SÛRE-İ ŞERİFESİNİ OKUMANIN 10 FAYDASI VARDIR:
YASİN SURESİ OKUMANIN FAYDALARI
1) Aç olan, tok olur. Yani, ummadığı yerden rızık gelir. 2) Susuz olan, kanıncaya dek su bulur. 3) Elbisesi olmayan, elbise bulur. 4) Eceli gelmeyen hasta şifa bulur. 5) Eceli gelen hasta ölüm acısı duymaz. 6) Ölürken, Cennet melekleri gelip, görünür. 7) İnsan korktuğundan emin olur. 8) Misafir ve garib yardımcı bulur. 9) Bekarların evlenmesi kolay olur. 10) Kaybolan şey bulunur.
Fakat bunlara niyet ederek ve inanarak okumak lâzımdır.
- Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “Ölüm hastası yanında, bir sûre okununca, her harfi için bir melek gelip, ruhun kolay çıkmasına duâ eder. Yıkanırken yanında bulunurlar. Cenazesi ile birlikte giderler. Namazında bulunurlar. Gömülürken bulunurlar. Hep duâ ederler”. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki “Müslüman bir hasta yanında Yasin-i şerif okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. Suya doymuş olarak ruh teslim eder. Doymuş olarak kabre girer. Suya ihtiyacı olmaz.”
- Hasta, Allahü teâlânın afvına, merhametine güvenmeli, Rabbim beni mağfiret eder demelidir. Allahü teâlâ, hadis-i kudside buyuruyor ki “Kulum, beni nasıl umarsa, onu öyle karşılarım. Öyle ise, benden hep iyilik bekleyiniz!”. Server-i âlem “sallallâhü aleyhi ve sellem”, vefâtından 3 gün önce buyurdu ki “Allahü teâlâdan iyilik umarak can veriniz!”. Hasta yanındakilerin, iyilik ümidini arttıracak şeyler söylemesi, Rabbimizin rahmetini umduğumuzu hatırlatmaları sünnettir. Ölüm hâli görülünce, rahmet ümidini arttıracak şeyler söylemek vâcib olur. Kılmamış namazları varsa, tövbe etmesine teşvik eylemek sünnettir.