Kaydet
a- | +A

Evliyanın büyüklerinden "Ebül Fadl Ahmedî" hazretleri zamanında bir genç islâmiyetten habersizdi. Köyünde çiftiyle çubuğuyla meşguldü gün boyu. Ancak bu halini beğenmiyor, üzülüyordu içten içe. Bir gece, yatmadan evvel, - "Yâ Rabbî! Burada cahil kaldım. Dinimi öğrenmek istiyorum. Bana yardım et!" diye dua edip yattı. Rüyasında "nur yüzlü bir zat" belirdi yanıbaşında. Mübarek, ona şefkatle bakıp sordu: - Sen dinini mi öğrenmek istiyorsun?

Genç başını salladı. - Evet efendim.

Kimden öğreneceğim? - Çok iyi edersin evladım. - İyi de kimden, nasıl öğreneceğim? - Ben sana öğretirim. - Sahi mi hocam? - Evet, niye olmasın.

- Ama siz kimsiniz, nerdesiniz? - Adım, Ebül Fadl Ahmedî. falan köydeyim. Bana gel, sohbet ederiz. Sana herşeyi öğretirim.

Genç uyandığında sevinç içindeydi. Zor etti sabahı. Gün ışıyınca tuttu o köyün yolunu. Adresi bulup girdi içeri. Karşıda "nur yüzlü bir zat" oturmaktaydı. Hemen tanıdı onu. Evet, rüyada gördüğü nurlu zattı bu. Koşup sarıldı ellerine. - Hocam, sizsiniz. - Evet yavrum, benim. Gencin içi içine sığmıyordu sevinçten. Büyük Veli sevgiyle baktı gence. - Hoş geldin oğlum.

- Hoşbulduk hocam. - Ben de seni bekliyordum. Burada islâmiyeti öğrenir, sen de başkalarına öğretirsin. - İnşallah hocam.

Yetişip alim oldu Ve derse başladılar. Genç, bu zatın sohbetiyle kısa zamanda yetişti ve "büyük bir âlim" olarak döndü köyüne.

*** Bu zat, bir gün talebelerine buyurdu ki: - Birbirinizi çok sevin. İnsan birini sevdi mi, onda hata kusur görmez. Sevmeyince de, her şeyi göze batar. İyi hallerine bile kızar, öyle değil mi? - Evet hocam, dediler.

- Mesela ben, sizde hiç kusur göremiyorum.

- Neden?

- Çünkü sizi seviyorum. Seven, sevdiğinde kusur görmez.