Ermenistan’daki 7 Haziran parlamento seçimleri geride kaldı.
Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi %49,81 oy oranıyla 105 sandalyeli parlamentonun 61 sandalyesini kazandı. Bu sonuç, Erivan’ın iç siyasi dengeleri yanında Rusya ve Batı eksenindeki küresel güç mücadelesini ve Güney Kafkasya’nın jeopolitik geleceğini doğrudan şekillendirecek gibi görünüyor.
Paşinyan’ın seçimi yeniden kazanması bölgede statükonun değiştiğini ve artık geri dönüşü olmayan bir sürecin de başladığını gösterdi. Ermenistan halkı yönünü de yüzünü de Batı ve istikrardan yana çevirdi.
Seçim sonuçları, Batı ve Rus medyasında iki farklı ve zıt yoruma neden oldu. BBC, Euronews ve Deutsche Welle gibi Batılı yayın organları, Paşinyan’ın başarısını Ermenistan’ın Rus boyunduruğundan kurtularak demokratik dünyaya ve Avrupa’ya entegre olma çabası olarak okudu. Batı, Kremlin’in seçim öncesinde Ermeni ürünlerine uyguladığı ambargoları bir "ekonomik şantaj" olarak nitelendirirken, Paşinyan’ın zaferini Moskova’nın bölgedeki mutlak tekelinin kırılması olarak değerlendirdi. Yani Batı, seçim sonuçlarından ciddi anlamda kendine pay çıkardı!
Buna karşın Kremlin ve Rus devlet medyası büyük bir öfke içindeydi. TASS ve Sputnik gibi mecralar, seçimi "Batı’nın eşi benzeri görülmemiş müdahalesi" olarak tanımlayarak toplumsal kutuplaşmaya vurgu yaptı. Rus diplomatik hafızasında derin yer edinen o meşhur tehdit(!) bizzat lider kadro tarafından yeniden dillendirildi. Vladimir Putin, Sergey Lavrov ve Mariya Zaharova’nın ortak argümanı netti: "İki sandalyede birden oturulmaz!"
Rusya bu söylemle, Ermenistan’ın ucuz doğalgaz ve ekonomik pazar avantajlarını Rusya’dan alırken, güvenlik ve siyaset kulvarında yüzünü Batı’ya dönemeyeceğini, bunun bedelinin ağır olacağını yeniden hatırlatma gereği duydu!
Peki Azerbaycan ve Türkiye seçim sonuçlarını nasıl okudu?
Bakü, Paşinyan’ın zaferini kalıcı bir barış anlaşması için en elverişli zemin olarak görüyor. Bakü, Ermenistan Anayasası'ndaki Karabağ’a yönelik hak iddialarının ivedilikle temizlenmesini ve barışın hukuki güvenceye kavuşmasını bekliyor.
Bu yeni dönem, Türk dünyasına muazzam bir stratejik ve jeopolitik koridor açabilir. Paşinyan’ın sandıktan güçlenerek çıkması, ABD destekli TRIPP (Zengezur) projelerinin önündeki radikal engellerin kaldırılması demek! Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme adımları, sınırların açılması ve Arpaçay Nehri üzerindeki Ani Köprüsü'nün restorasyonu gibi simgesel adımlar, kalıcı bir ticari ortaklığa evrilme potansiyeline sahip. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan Türkistan lojistik hattı, Erivan’ın yapıcı tutumuyla daha güvenli bir mahiyet kazanabilir.
Ancak bütün bunlara karşın Türkiye’nin her şartta savunduğu diplomatik tez değişmiyor.
Türkiye, Güney Kafkasya'daki sorunların bölge dışı aktörlerin (AB, Fransa gibi) müdahalesi olmadan, bölge ülkeleri tarafından çözülmesini savunuyor. Ankara'daki yaygın analitik görüş, Rusya'nın mutlak hakemlik rolünü kaybetmesiyle oluşacak boşluğun Batılı askerî güçler tarafından değil; Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve İran’ın içinde yer aldığı bölgesel mekanizmalarla doldurulması gereği üzerinde duruyor.
Mamafih, Paşinyan’ın ülkeye bölge dışı aktörleri yerleştirip bölgeyi bir kaos ortamına dönüştürmesi ihtimali az da olsa vardır. Paşinyan’a rağmen bölgeye nüfuz etmek isteyen bir ABD askerî gücünün varlığı bölgeyi istikrarsızlığa düşürebilir. Yeni ABD dış politika doktrininin öngörülemiyor oluşundan mütevellit, biz yine de buraya “kayıt” düşelim!
Hasılı, önümüzdeki süreçte Güney Kafkasya’da çok katmanlı bir güç savaşı izleyebiliriz! Ermenistan, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile bağlarını tamamen koparma tercihiyle yüzleşirken, Rusya’nın enerji kartını ve ekonomik ambargolarını bir silah olarak daha sert kullanması ihtimali kaçınılmaz görünüyor!
Ancak şimdilik, Ermenistan halkı, savaş ve izolasyon vadeden eski oligarşik elitler yerine, riskli de olsa dış dünyaya açılmayı ve istikrarı seçti. Güney Kafkasya’da Rusya’nın mutlak hakemlik dönemi kapanırken, Türkiye, Azerbaycan ve bölgesel aktörlerin ağırlıkta olduğu yeni bir dengenin inşa edileceği günler çok uzak değil ama…
Umarız ki Kafkasya huzuru ve sükûnu kendi içinde bulur ve yakalar...

